Nubara Kulieva: Orta Doğu’da “etki transferi” süreci yaşanıyor

Orta Doğu’da küresel ve bölgesel aktörler arasındaki nüfuzun yeniden dağıtıldığı bir dönem yaşanıyor. Rusya’da Ekonomi Yüksekokulu (HSE) Kapsamlı Avrupa ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi araştırmacısı Nubara Kulieva, Moskova’da Valdai Uluslararası Tartışma Kulübü’nde düzenlenen rapor sunumunda bölgedeki gelişmeleri değerlendirdi.

Kulieva, Türkiye ve İran’ın daha önce bölgedeki konumlarını güçlendirdiğini ancak şimdi bölgesel güvenlik sisteminin yeniden şekillendirilmesine yönelik yeni bir döneme girildiğini belirtti.

Bu sürecin örneklerinden biri olarak Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki savunma anlaşmasına işaret eden Kulieva, söz konusu anlaşmanın bu ülkelerin kendi güvenlikleri konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmeye ve dış aktörlere bağımlılığı azaltan bir model oluşturmaya hazır olduklarını gösterdiğini söyledi.

Türkiye ve İran’ın farklı nüfuz modelleri

Kulieva’ya göre Türkiye ile İran arasındaki ilişkiler ise karmaşık yapısını koruyor. İki ülke tarih boyunca sınırlı koordinasyonla birlikte rekabet etti ve bölgesel nüfuzlarını farklı modeller üzerinden geliştirdi.

İran’ın “Arap Baharı” sonrasında uyguladığı modelin büyük ölçüde değişmediğini belirten Kulieva, Tahran’ın uzun vadeli kaynak birikimine, nüfuzun kurumsallaştırılmasına ve dolaylı varlık göstermeye dayanan bir yaklaşım izlediğini ifade etti.

Türkiye’nin modelinin ise daha esnek hale geldiğini kaydeden Kulieva, Ankara’nın duruma göre şekillenen ittifaklar ve askeri unsurların da dahil olduğu hibrit araçlardan yararlandığını söyledi.

Suriye, iki ülkenin temel kesişim noktası

Türkiye ve İran’ın çıkarlarının en önemli kesişme alanının Suriye olmaya devam ettiğini belirten Kulieva, bu ülkenin bölgedeki değişen güç dengesini açık biçimde yansıttığını dile getirdi.

Kulieva, Suriye’nin uzun süre İran’ın bölgesel stratejisinin önemli unsurlarından biri olduğunu, ancak bugün Suriye’deki gelişmelerin Türkiye açısından önemli bir dış politika kazanımı olarak değerlendirildiğini söyledi. Bununla birlikte Ankara’nın yeni Suriye yönetimi döneminde elde ettiği nüfuzu ne ölçüde kalıcı hale getirebileceğinin belirleyici olacağını vurguladı.

Kulieva, İran’ın zayıflamasının otomatik olarak Türkiye’nin güçlenmesi anlamına gelmediğini, bölgedeki sürecin halen devam ettiğini ifade etti.

İsrail, ABD ve Kürt meselesi

Türkiye ile İran arasındaki yakınlaşmanın bir diğer boyutunun İsrail ile yaşanan karşıtlık olduğunu belirten Kulieva, İran’ın zayıflamasının bazı aktörler açısından mevcut tehdidin başka bir biçime dönüşmesi şeklinde algılanabileceğini söyledi.

ABD ile ilişkilerin de iki ülke açısından farklı anlam taşıdığına dikkat çeken Kulieva, İran için Washington ile ilişkilerin varoluşsal bir mesele, Türkiye açısından ise temel hedefin stratejik özerklik olduğunu ifade etti.

Kulieva ayrıca Kürt meselesinin, hem Türkiye hem de İran açısından bölgesel istikrarı etkileyen önemli faktörlerden biri olmaya devam ettiğini belirtti.
Fuad Safarov

Kafkassam Editör
YAZAR

Kafkassam Editör

Yeni bir dünyaya uyanmak, dünyayı yeniden okumak isteyenler için, söylenecek sözü olanlar için merkezi Ankara’da olan KAFKASSAM’ı kurduk. Erivan, Bakü, Tiflis, Tebriz, Grozni, Moskova, Mahaçkale, Nazrin, Nalçik, Saratov, Ufa ve Sochi’de ofislerimiz temsilcilerimiz var. Kafkassam genelde kafkasya çalışmak için kuruldu Kafkasya genelinde çalışır. Ermenice Rusça Gürcüce İngilizce dillerinde yayın yapan kafkassam genç akademisyen ve stratejistlerle çalışmaya özen gösterir. KAFKASSAM’ın internet sitesi 2 Ocak 2010’da yayına girdi. İnternet sitesinde Kafkasya’daki ülkeler ve Türkiye ile ilişkileri hakkında makaleler, ropörtajlar, analizler ve yorumlara yer verilmektedir.

Yorum Yaz

Share a useful thought, question, or feedback.