Metehan Türkmen: Küresel ve Bölgesel Dengelerin Kesişiminde Rusya-Türkmenistan İlişkileri

Avrasya jeopolitiğinin en kendine has aktörlerinden biri olan Türkmenistan ile bölgesel bir süper güç olan Rusya Federasyonu arasındaki ilişkiler, genellikle yüzeydeki ekonomik veriler ve diplomatik protokoller üzerinden okunur. Ancak bu ortaklığın derinliklerine inildiğinde, karşımıza rasyonel çıkarların, yapısal bağımlılıkların ve kimlik inşasının iç içe geçtiği karmaşık bir denge oyunu çıkar. Günümüzün çok kutuplu dünyasında, özellikle de Rusya’nın eksenini Asya’ya kaydırdığı ve Türkmenistan’ın Bağımsız Devletler Topluluğu Dönem Başkanlığını yürüttüğü bu süreçte, iki aktörün kurduğu ortaklık modeli bizlere uluslararası ilişkilerin teorik sınırlarını yeniden düşündürmektedir. Paylaşılan ortak geçmişin bıraktığı teknik miras ile ulusal egemenliği koruma arzusu arasındaki bu ince çizgi, rasyonel bir devlet aklının coşkun duygusallıklara nasıl galip geldiğinin somut bir örneğidir.

Kimliksel Bir Kalkan Olarak Kalıcı Tarafsızlık

Türkmenistan’ın dış politika doktrininin merkezinde yer alan “Kalıcı Tarafsızlık” statüsü, sadece hukuki bir metin ya da soyut bir ideal değildir. Aksine bu statü, Aşkabat yönetimi tarafından hem Batı’nın hem de Rusya’nın güvenlik bloklarına karşı geliştirilmiş jeopolitik bir kimlik kalkanıdır. Moskova, bu tarafsızlık kimliğini stratejik bir tehdit olarak görmez; çünkü bu yaklaşım, Hazar’ın doğusunda yabancı ya da NATO eksenli askeri unsurların barınmasını yasal olarak engeller. Türkmenistan ise bu sayede egemenlik devri gerektiren Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü ya da Avrasya Ekonomik Birliği gibi yapılara mesafeli kalabilmektedir.

Peki, bir devletin askeri ve siyasi ittifaklardan tamamen yalıtılmış bir tarafsızlık kimliği sürdürmesi, küresel güçlerin açık bir cepheleşme yaşadığı bu çağda ne kadar sürdürülebilir? Yoksa tarafsızlık, aslında büyük güçlerin birbirini dengelediği gri alanlarda açılan pragmatik bir nefes borusu mudur? Türkmenistan, bu kimliksel esnekliği sayesinde Moskova’nın güvenlik hinterlandında kalırken aynı zamanda kendi egemenlik alanını korumayı başarmaktadır. Aşkabat’ın tarafsızlığı pasif bir geri çekilme değil, büyük güçlerin agresif reflekslerini soğurmak için tasarlanmış aktif bir diplomatik mühendislik ürünüdür.

Altyapının Teknik Hafızası ve Jeoekonomik Gerçekler

Ekonomik ilişkilerin ve yıllık 2.5 milyar dolar barajını aşan rekor ticaret hacminin perde arkasında, Sovyet döneminden miras kalan yapısal ve teknik bir kimlik yer almaktadır. Türkmenistan dünyanın en büyük doğal gaz rezervlerinden birine sahip olsa da, bu gazın taşınmasını sağlayan boru hatlarının teknik standartları, vana çapları ve kompresör istasyonları Rus mühendislik hafızasıyla tasarlanmıştır. Gazprom, Tatneft ve Lukoil gibi Rus devlerinin sahadaki varlığı, bu teknik bağımlılığın ve tamamlayıcılığın doğal bir sonucudur. Batı yaptırımları altındaki Rusya için Türkmenistan, Uluslararası Kuzey-Güney Taşıma Koridoru (INSTC) üzerinden Hindistan ve Asya pazarlarına açılan hayati bir lojistik kapıdır. Aşkabat için ise Rusya, ürettiği polimer, tekstil ve tarım ürünleri için alternatifi kolay bulunmayan büyük bir pazardır.

Bu noktada sorulması gereken soru şudur: Kültürel bağlar ve tarihsel aidiyetler, coğrafyanın dikte ettiği lojistik mecburiyetlerin ve altyapı bağımlılıklarının önüne geçebilir mi?

Görünen o ki, ekonomik ilişkilerde belirleyici olan unsur duygusal yakınlıklar değil, boru hatlarının ve demiryollarının fiziksel güzergahlarıdır. İlginç bir paradoks olarak, Rusya ve Türkmenistan birbirine kalplerinden ziyade çelik borularla ve raylarla bağlıdır; bu da ilişkileri konjonktürel krizlere karşı daha dirençli kılmaktadır.

Rejim Güvenliği ve Yönetimsel Kimlik Birliği

Moskova ve Aşkabat arasındaki siyasi yakınlaşmanın bir diğer güçlü ayağı, devlet yapılarının ve iç tehdit algılarının gösterdiği yönetimsel kimlik benzerliğidir. Her iki başkent de merkeziyetçi devlet geleneğine, dikey hiyerarşiye ve güçlü lider odaklı karar alma mekanizmalarına sahiptir. Batı kaynaklı sivil toplum hareketleri, sınır aşan radikalizm ve bilgi güvenliği riskleri, her iki rejim tarafından da beka sorunu olarak kodlanmaktadır. İki ülke arasında siber güvenlik ve istihbarat paylaşımı alanında imzalanan anlaşmalar, bu ortak tehdit algısının bürokratik somutlaşmasıdır.

Türkmenistan, bölgesel güvenlik denklemlerinde hamasi söylemler yerine Rusya’nın askeri-istihbari kapasitesini gerçekçi bir güvence olarak masada tutmaktadır.
Burada dikkat çekici olan, Türkmenistan’ın çift başlı yönetim yapısının (Cumhurbaşkanı Serdar Berdimuhamedov ve Milli Lider Gurbanguly Berdimuhamedov) Rusya ile ilişkilerde bir sigorta işlevi görmesidir. Geleneksel post-sovyet akla sahip yaşlı kuşak Moskova ile kurumsal güveni ayakta tutarken, yeni nesil kadrolar ekonomik çeşitliliğin kapısını aralamaktadır.

Çok Kutuplu Avrasya’da Dengenin Geleceği

Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) gibi bölgesel entegrasyonlar açısından Türkmenistan’ın konumu, kültürel romantizmden arındırılmış, saf bir jeoekonomik rasyonaliteyle analiz edilmelidir. Türkmenistan’ın teşkilatta “Gözlemci Üye” olarak kalması, Aşkabat’ın Moskova’nın agresif jeopolitik reflekslerini nötralize etmek için kullandığı bilinçli bir dengedir. Aşkabat, Trans-Hazar Orta Koridoru gibi projelere dahil olurken Rusya ile olan Kuzey-Güney hattını da beslemekte, böylece çok vektörlü bir denge oyunu oynamaktadır.

Sonuç olarak, büyük güçlerin rekabet sahasına dönen Orta Asya’da, Türkmenistan’ın Rusya ile kurduğu bu pragmatik ortaklık, diğer bölge ülkeleri için de bir denge modeli oluşturabilir mi? Yoksa yükselen dev Çin’in bölgedeki devasa ekonomik ağırlığı, bu iki aktör arasındaki geleneksel dengeyi tamamen geçersiz kılacak yeni bir yerçekimi alanı mı yaratmaktadır?

Bu sorunun cevabı, Aşkabat’ın coğrafyanın getirdiği mecburiyetleri, egemenlik haklarından taviz vermeden ne kadar süre kazanca dönüştürebileceğinde gizlidir.

Metehan Türkmen
Kafkassam/Aşkabat

Kafkassam Editör
YAZAR

Kafkassam Editör

Yeni bir dünyaya uyanmak, dünyayı yeniden okumak isteyenler için, söylenecek sözü olanlar için merkezi Ankara’da olan KAFKASSAM’ı kurduk. Erivan, Bakü, Tiflis, Tebriz, Grozni, Moskova, Mahaçkale, Nazrin, Nalçik, Saratov, Ufa ve Sochi’de ofislerimiz temsilcilerimiz var. Kafkassam genelde kafkasya çalışmak için kuruldu Kafkasya genelinde çalışır. Ermenice Rusça Gürcüce İngilizce dillerinde yayın yapan kafkassam genç akademisyen ve stratejistlerle çalışmaya özen gösterir. KAFKASSAM’ın internet sitesi 2 Ocak 2010’da yayına girdi. İnternet sitesinde Kafkasya’daki ülkeler ve Türkiye ile ilişkileri hakkında makaleler, ropörtajlar, analizler ve yorumlara yer verilmektedir.

Yorum Yaz

Share a useful thought, question, or feedback.