Tarihsel Süreçten 2026 Seçimlerine: Rusya, Batı, Türkiye ve Yeni Kafkasya Jeopolitiği
1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla ortaya çıkan bölgesel düzen, yaklaşık otuz yıl boyunca Karabağ ihtilafı, Rusya’nın güvenlik şemsiyesi ve donmuş çatışmalar üzerinden şekillendi. Ancak 2020 Karabağ Savaşı ve 2023’te Karabağ’ın tamamen Azerbaycan’ın kontrolüne geçmesiyle bu düzen çökmeye başladı.
21. yüzyılın ikinci çeyreğine girilirken Güney Kafkasya, Soğuk Savaş sonrası dönemin en önemli jeopolitik dönüşümlerinden birine sahne olmaktadır.
2026 Ermenistan seçimleri ise yalnızca bir hükümet değişikliği ihtimalini değil, aynı zamanda yeni Güney Kafkasya’nın hangi eksen üzerine inşa edileceğini de ortaya koymaktadır.
Bir Seçimin Ötesinde Yeni Kafkasya’nın Doğuşu
7 Haziran 2026’da Ermenistan’da gerçekleştirilen parlamento seçimleri yalnızca Paşinyan hükümetinin geleceğini belirleyen bir siyasi yarış değildir. Bu seçimler aynı zamanda Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra oluşan Güney Kafkasya düzeninin sona erip ermediğini gösterecek tarihsel bir dönüm noktasıdır.
Bugün Erivan’da kullanılan her oy; Moskova’nın bölgedeki etkisinin devam edip etmeyeceği, Avrupa Birliği’nin Kafkasya’da kalıcı bir aktöre dönüşüp dönüşmeyeceği, Türkiye-Azerbaycan ekseninin güçlenip güçlenmeyeceği ve İran’ın kuzey güvenlik kuşağının nasıl şekilleneceği üzerinde doğrudan etki yaratmaktadır.
Aslında sandıkta yalnızca Paşinyan ile muhalefet yarışmamaktadır. Sandıkta üç farklı gelecek modeli yarışmaktadır:
• Rusya merkezli güvenlik düzeni
• Batı merkezli entegrasyon modeli
• Çok kutuplu ve dengeye dayalı yeni Kafkasya modeli
Bu nedenle Ermenistan seçimleri, Güney Kafkasya’nın hangi jeopolitik eksene yöneleceğini belirleyecek bir referandum niteliği taşımaktadır.
BÖLÜM I
TARİHSEL ARKA PLAN
Kafkasya’nın Büyük Güçler Mücadelesindeki Yeri
Güney Kafkasya tarih boyunca yalnızca bölgesel bir coğrafya değil, imparatorlukların mücadele alanı olmuştur. Karadeniz ile Hazar Denizi arasında uzanan bu stratejik kuşak; Avrupa ile Asya’yı, Kuzey ile Güney’i, Türk dünyası ile Ortadoğu’yu birbirine bağlayan doğal geçiş koridorudur.
Bu nedenle tarih boyunca birçok büyük güç Kafkasya üzerinde hâkimiyet mücadelesi yürütmüştür:
• Pers İmparatorluğu
• Roma ve Bizans
• Arap Hilafeti
• Selçuklular
• Osmanlı Devleti
• Safevi Devleti
• Çarlık Rusyası
Osmanlı İmparatorluğu, Safevi Devleti ve Çarlık Rusya’sı arasındaki mücadelelerin önemli bölümü bu bölgede yaşanmıştır.
Rusya’nın Güney’e İnişi
18. ve 19. Yüzyıllarda Rusya’nın sıcak denizlere ulaşma stratejisi Kafkasya’yı doğrudan hedef hâline getirdi. 1828 Türkmençay Antlaşması ve 1829 Edirne Antlaşması sonrasında Rus İmparatorluğu bölgeye hâkim olmuş; Ermeni nüfusun önemli bir kısmı İran ve Osmanlı topraklarından Rus kontrolündeki bölgelere yerleştirilmiştir.
Bu süreçte Güney Kafkasya’nın demografik yapısı köklü biçimde değiştirildi ve Rusya bölgeyi Osmanlı ile İran’a karşı tampon alan hâline getirdi. Modern Ermenistan devletinin demografik ve siyasi temelleri büyük ölçüde bu dönemde oluşmuştur.
BÖLÜM II
S.S.C.B. SONRASI DÜZEN VE KARABAĞ STATÜKOSU
Bağımsızlık ve Çatışma
1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte Güney Kafkasya’da yeni devletler ortaya çıktı.
Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan. Ancak bağımsızlıkla birlikte Karabağ sorunu da sıcak savaşa dönüştü.
1992-1994 Karabağ Savaşı sonunda:
• Ermenistan Dağlık Karabağ’ın kontrolünü sağladı
• Azerbaycan’ın yedi rayonu işgal edildi
• Yaklaşık bir milyon Azerbaycanlı yerinden edildi
Bu süreç Ermenistan’da ‘zafer psikolojisi’, Azerbaycan’da ise ‘revizyon psikolojisi’ oluşturdu.
Rusya Merkezli Güvenlik Mimarisi
Karabağ zaferi sonrasında Ermenistan’ın güvenlik modeli üç sütun üzerine kuruldu:
1. Rus askeri desteği
2. Karabağ’ın elde tutulması
3. CSTO üyeliği
Bu dönemde Erivan’ın güvenlik doktrini netti.Rusya’nın askeri desteği ve Karabağ kontrolü, Ermenistan’ın güvenliğinin güvencesiydi. Bu anlayış yaklaşık otuz yıl boyunca sorgulanmadan devam etti. Ancak sistem, görünenden daha kırılgandı.
BÖLÜM III
2020 KARABAĞ SAVAŞI VE JEOPOLİTİK DEPREM
Statükonun Çöküşü
27 Eylül 2020’de başlayan İkinci Karabağ Savaşı yalnızca askeri bir çatışma değil, Kafkasya’daki güç dengelerinin yeniden yazılması anlamına geliyordu.
Azerbaycan; Türk savunma teknolojileri, Bayraktar TB2 sistemleri, modern savaş konsepti ve güçlü ekonomisi sayesinde yaklaşık 44 gün içinde savaşın seyrini değiştirdi.
10 Kasım 2020 Ateşkes Anlaşması ile:
• Şuşa Azerbaycan’a geçti
• İşgal altındaki rayonlar geri alındı
• Rus barış gücü bölgeye yerleştirildi
Karabağ’ın Sonu ve Rusya’nın Başarısızlığı
Asıl kırılma 2023 yılında yaşandı. Azerbaycan’ın gerçekleştirdiği operasyon sonucunda Karabağ’daki Ermeni yönetimi dağıldı ve bölge tamamen Azerbaycan kontrolüne geçti. Böylece 1994’te kurulan düzen sona erdi.
Karabağ’ın kaybı Ermeni kamuoyunda yalnızca Azerbaycan’a karşı değil, Rusya’ya karşı da büyük bir kırgınlık yarattı. Çünkü yıllarca Ermenilere şunlar söylenmişti;
• Rus üsleri sizi korur
• CSTO sizi korur
• Moskova Ermenistan’ın güvenlik garantörüdür
Ancak kritik anda Rusya müdahale etmedi. Bunun sonucunda Ermeni toplumunda ilk kez şu soru ortaya çıktı:
“Eğer Rusya bizi Karabağ’da koruyamadıysa, gelecekte neden korusun?”
İşte 2026 seçimlerinin temel psikolojik zemini burada oluşmuştur.
BÖLÜM IV
ERMENİSTAN’DA DEVLET AKLININ DÖNÜŞÜMÜ
Paşinyan Dönemi Devrimden Gerçekçiliğe
2018 Kadife Devrimi ile iktidara gelen Paşinyan başlangıçta demokratikleşme ve yolsuzlukla mücadele söylemiyle öne çıktı. Ancak Karabağ savaşları sonrasında Paşinyan’ın siyasi kimliği değişmeye başladı.
2024 sonrasında Paşinyan yönetimi şu gerçeği kabul etti. Ermenistan’ın mevcut askeri ve ekonomik kapasitesi, Karabağ’ı geri alma hedefini sürdüremez. Bu nedenle yeni devlet stratejisi şekillenmeye başladı.
Eski Doktrin
“Karabağ + Rusya = Güvenlik”
Yeni Doktrin
“Ekonomik Entegrasyon + Barış + Çok Yönlü Diplomasi = Devletin Bekası”
Yeni yaklaşım; Azerbaycan ile barış, Türkiye ile normalleşme, Avrupa ile entegrasyon ve Rusya ile kontrollü ilişki üzerine kuruluydu.
Bu politika içeride büyük tepki çekse de Ermenistan’ın ekonomik gerçekleri nedeniyle giderek daha fazla destek bulmaya başladı. Bu dönüşüm Ermenistan tarihindeki en büyük zihinsel kırılmalardan biridir.
BÖLÜM V
RUSYA, BATI VE ERMENİSTAN ARASINDAKİ SATRANÇ
Moskova’nın Hesabı
Rusya açısından Ermenistan sıradan bir müttefik değildir. Ermenistan; Güney Kafkasya’daki son askeri dayanak noktası, Gümrü’deki 102. Rus Üssü’ne ev sahipliği yapan ülke ve İran’a uzanan stratejik koridorun önemli parçasıdır.
Bu nedenle Moskova, Ermenistan’ı tamamen kaybetmek istememektedir. Ancak Ukrayna savaşı nedeniyle Rusya’nın manevra alanı eskisine göre çok daha dardır.
Bugün Moskova’nın amacı hükümet değiştirmekten çok, Ermenistan’ın Batı eksenine tamamen geçmesini önlemektir. Bunun için kullanılan araçlar şunlardır:
• Enerji kartı
• Kilise etkisi
• Medya ağları
• Ekonomik baskılar
Avrupa Birliği ve ABD’nin Hesabı
Batı açısından Ermenistan yalnızca küçük bir Güney Kafkasya ülkesi değildir. Ermenistan; Rusya’nın arka bahçesine açılan kapı, İran’a komşu stratejik bölge ve Orta Koridor denkleminde kritik bir halka olarak görülmektedir.
Bu nedenle son yıllarda ekonomik yardımlar, reform destekleri, güvenlik iş birlikleri ve siyasi entegrasyon mekanizmaları önemli ölçüde artırılmıştır.
Ancak Batı da Ermenistan’ın Rusya’dan kısa sürede kopamayacağını bilmektedir. Bu yüzden süreç devrimsel değil, evrimsel ilerlemektedir.
2026 Seçimleri: Paşinyan’ın Konumu
Paşinyan’ın en büyük avantajı muhalefetin zayıflığıdır. Muhalefet; eski sistem, oligark düzeni ve Moskova bağımlılığıyla özdeşleşmektedir. Bu nedenle birçok seçmen şu düşünceyle hareket etmektedir. “Paşinyan mükemmel değil, ama alternatifleri daha kötü.”
BÖLÜM VI
TÜRKİYE’NİN YÜKSELİŞİ VE ERMENİSTAN
2020 Sonrası Yeni Güç Merkezi
2020 Karabağ Savaşı sonrasında Türkiye, Güney Kafkasya’da ilk kez belirleyici güçlerden biri hâline gelmiştir. Ankara artık yalnızca Azerbaycan’ın destekçisi değil; enerji koridorlarının koruyucusu, ulaştırma projelerinin merkezi ve bölgesel diplomasinin önemli aktörü konumundadır.
Türkiye; enerji merkezi, ulaştırma kavşağı, savunma sanayi aktörü ve diplomatik arabulucu olarak öne çıkmaktadır.
Türkiye Açısından Ermenistan’ın Önemi
Türkiye açısından Ermenistan’ın geleceği üç kritik başlık nedeniyle önem taşımaktadır:
4. Zengezur Bağlantısı: Nahçıvan ile Azerbaycan arasındaki bağlantının kurulması
5. Orta Koridor: Çin’den Avrupa’ya uzanan ticaret yollarının hızlanması
6. Bölgesel İstikrar: Kalıcı barış sayesinde ekonomik entegrasyonun artması
Türkiye-Ermenistan normalleşme sürecinin başarısı; sınır kapılarının açılması, ticaretin gelişmesi ve ulaştırma bağlantılarının kurulmasıyla doğrudan ilişkilidir. Bu süreç başarılı olursa Türkiye ilk kez Ermenistan için ekonomik denge unsuru hâline gelebilir.
BÖLÜM VII
ZENGEZUR VE KORİDORLAR ÇAĞI
Yeni Jeopolitik Mücadele
21. yüzyılın mücadeleleri artık topraklar üzerinde değil; koridorlar, enerji hatları, limanlar ve dijital ağlar üzerinde yaşanmaktadır.
Zengezur yalnızca bir ulaşım projesi değildir. Aynı zamanda şu açılardan kritik önem taşımaktadır:
• Türk dünyası bağlantısı
• Orta Koridor
• Çin-Avrupa ticareti
• Rusya’nın bölgesel etkisi
• İran’ın kuzey güvenliği
BÖLÜM VIII
İRAN, ÇİN VE YENİ AKTÖRLER
İran’ın Kırmızı Çizgileri
Tahran açısından sınır değişiklikleri, Ermenistan’ın zayıflaması ve Türk koridorlarının İran’ı by-pass etmesi stratejik tehdit olarak görülmektedir. Bu nedenle İran, Ermenistan’ın tamamen yalnızlaşmasını istememektedir.
Çin Faktörü
Pekin için Güney Kafkasya, Kuşak ve Yol Girişimi’nin batıya açılan kapılarından biridir. Çin; Orta Koridor, Hazar geçişi ve Türk dünyası bağlantıları üzerindeki gelişmeleri yakından izlemektedir.
BÖLÜM IX
YAPILMASI BEKLENEN ADIMLAR
Batı Kafkasya
• Ermenistan AB eksenine yaklaşır
• Rusya bölgedeki etkisini kaybeder
• Türkiye-Azerbaycan hattı güçlenir
Rusya’nın Geri Dönüşü
• Ermenistan yeniden Moskova merkezli sisteme döner
• Bölgesel entegrasyon yavaşlar
• Batılı yatırımlar azalır
Çok Kutuplu Kafkasya
• Türkiye, Rusya, İran, AB ve Çin aynı anda etkili olur
• Koridorlar açılır
• Ekonomik entegrasyon artar
• Çatışmalar azalır
Bu adımlar bugün en olası seçenek olarak görünmektedir.
YENİ KAFKASYA DÜZENİ
2026 Seçimlerinin Tarihsel Anlamı
2026 Ermenistan seçimleri, Sovyet sonrası dönemin son büyük siyasi testi olarak tarihe geçecektir. Bu seçimler yalnızca bir iktidar değişimi meselesi değil, Sovyet sonrası dönemin kapanıp kapanmadığının da testidir.
Bugün ortaya çıkan gerçek şudur: Ermenistan ne tamamen Moskova’ya dönmek istemekte ne de kontrolsüz biçimde Batı’ya yönelmektedir. Ortaya çıkan tablo daha çok şunu göstermektedir:
“Rusya ile bağları koparmayan, Batı ile ilişkileri geliştiren, Türkiye ve Azerbaycan ile kontrollü normalleşen çok yönlü bir Ermenistan modeli.”
Aynı şekilde Türkiye, Azerbaycan, İran ve Rusya da artık eski oyun kurallarına dönemeyeceklerini görmektedir.
Bu nedenle önümüzdeki on yılda Güney Kafkasya’nın geleceği savaşlar tarafından değil; koridorlar, enerji ağları, lojistik bağlantılar ve ekonomik entegrasyon süreçleri tarafından şekillendirilecektir.
Karabağ dönemi kapanmıştır. Şimdi başlayan dönem, koridorlar ve bağlantısallık dönemidir.
Kafkasya’nın yeni jeopolitiği artık toprak kazanmak üzerine değil; akışları, ticareti ve stratejik sirkülasyonu yönetmek üzerine kurulacaktır.
21. yüzyılın Kafkasya’sında güç; toprağı kontrol edenlerde değil, akışları yönetenlerde olacaktır.
Dr. Mehmet BOZKUŞ
Stratejist / Siyaset Bilimci

