İhsan Sururi Karabacak: Mekke Ortak Savunma Anlaşması” ve Tahran’ın Güvenlik Perspektifi

Analiz: “Mekke Ortak Savunma Anlaşması” ve Tahran’ın Güvenlik Perspektifi
Hasan Oktay’ın gündeme taşıdığı ve İran Parlamentosu Ulusal Güvenlik Komisyonu üyesi İbrahim Rızai’nin açıklamalarıyla şekillenen süreç, bölgedeki jeopolitik rekabetin ve ittifak arayışlarının yeni bir evreye girdiğini açıkça göstermektedir. Tahran’ın Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan ekseninde gelişen bu tür entegrasyon hamlelerine karşı sergilediği refleks, İran’ın bölgesel güvenlik mimarisine dair endişelerini ve diplomatik retoriğini doğrudan yansıtmaktadır.
İran’ın Güvenlik Refleksinin Arka Planı
İbrahim Rızai’nin “kâğıt üzerindeki bir anlaşma güvenlik getirmez” şeklindeki çıkışı, Tahran’ın dış politikasındaki birkaç temel stratejik sabite işaret etmektedir:
Çevrelenme Korkusu (Geopolitical Encirclement): İran, Körfez ülkeleri ile İslam dünyasının önde gelen Sünni çoğunluklu askeri güçleri (Türkiye ve Pakistan) arasındaki kurumsal ve askeri yakınlaşmaları, kendi ulusal güvenliğine yönelik doğrudan bir kuşatma girişimi olarak değerlendirmektedir.
Bölgesel Denge Arayışı: Tahran yönetimi, nükleer müzakereler, ekonomik yaptırımlar ve bölgesel vekil güçler (proxy) üzerinden yürüttüğü mücadelede, dışarıdan gelebilecek çok taraflı askeri paktları kendi caydırıcılığına bir meydan okuma olarak okumaktadır. Bu tür açıklamalar, sadece Riyad veya Ankara’ya değil, aynı zamanda iç kamuoyuna da “kararlıyız” mesajı verme amacı taşır.
Açık Tehdit Algısı: Makalede de vurgulandığı üzere, İran diplomatik söylemde zaman zaman dolaylı mesajlar verse de, kritik güvenlik meselelerinde oldukça doğrudan ve caydırıcı bir dil kullanmayı tercih etmektedir. Bu tepki, söz konusu anlaşmanın sahadaki dengeleri değiştirme potansiyeline duyulan hassasiyetin bir göstergesidir.
Bölgesel İstikrar ve Güvenlik Mimarisi
Bölgede kalıcı istikrarın sağlanması, askeri bloklaşmalardan ziyade çok boyutlu diplomasiyi gerektirmektedir. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan gibi kilit aktörlerin ortak güvenlik zeminleri oluşturma çabaları, Körfez’deki güç boşluğunu doldurmayı ve dış müdahaleleri dengelemeyi hedeflese de, bu hamlelerin Tahran gibi diğer bölge güçleriyle diyalog kanalları açık tutulmadan yürütülmesi yeni gerilim hatları üretebilir.
Sonuç olarak; Mekke Ortak Savunma Anlaşması etrafında şekillenen bu diplomatik düello, Orta Doğu’da güvenliğin sıfır toplamlı bir oyun olmaktan çıkarılıp ortak bir akılla ele alınmadığı sürece, paktlar arası rekabetin yeni kriz alanları yaratmaya devam edeceğini göstermektedir. Güvenlik; kâğıt üzerindeki mutabakatların ötesinde, bölgesel paydaşların birbirlerinin meşru güvenlik kaygılarını dikkate alan kapsayıcı mekanizmalar kurmasıyla mümkündür.

Kafkassam Editör
YAZAR

Kafkassam Editör

Yeni bir dünyaya uyanmak, dünyayı yeniden okumak isteyenler için, söylenecek sözü olanlar için merkezi Ankara’da olan KAFKASSAM’ı kurduk. Erivan, Bakü, Tiflis, Tebriz, Grozni, Moskova, Mahaçkale, Nazrin, Nalçik, Saratov, Ufa ve Sochi’de ofislerimiz temsilcilerimiz var. Kafkassam genelde kafkasya çalışmak için kuruldu Kafkasya genelinde çalışır. Ermenice Rusça Gürcüce İngilizce dillerinde yayın yapan kafkassam genç akademisyen ve stratejistlerle çalışmaya özen gösterir. KAFKASSAM’ın internet sitesi 2 Ocak 2010’da yayına girdi. İnternet sitesinde Kafkasya’daki ülkeler ve Türkiye ile ilişkileri hakkında makaleler, ropörtajlar, analizler ve yorumlara yer verilmektedir.

Yorum Yaz

Share a useful thought, question, or feedback.