Rus dış politika yorumcusu Georgi Çernogotski, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın İsrail’in gelecekte Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır, Körfez monarşileri ve Pakistan’la birlikte yeni bir Orta Doğu güvenlik mimarisinin parçası olabileceğine ilişkin açıklamasını Rus İnfoshos.ru sitesi için değerlendirdi.
Çernogotski’ye göre bu çıkış, Ankara’nın son yıllardaki sert İsrail karşıtı söylemiyle açık bir tezat oluşturuyor. “Bu açıklama, Ankara’nın son üç yıldır sürdürdüğü İsrail karşıtı söylemler dizisinden belirgin şekilde ayrılıyor” diyen Rus yorumcu, Türkiye’nin İsrail ile ilişkileri normalleştirme yönünde yeni bir stratejik arayış içinde olabileceğini belirtti.
Çernogotski, “Görünen o ki Türk yönetiminin İsrailli muhataplarıyla ilişkileri bir an önce normalleştirmeye ihtiyacı var. Üstelik bunu gizleme gereği de duymuyor” ifadelerini kullandı.
Rus analiste göre bu durum, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçmişte İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya yönelik sert eleştirileriyle ve iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi’nin ideolojik çizgisiyle de çelişiyor. Çernogotski, “Erdoğan’ın siyasi hareketi uzun süredir Türkiye’yi eski Osmanlı coğrafyasının merkezinde konumlandırmayı ve Müslüman dünyasının doğal lideri olarak göstermeyi hedefliyor” değerlendirmesinde bulundu.
Ancak Çernogotski’ye göre Fidan’ın önerisinin arkasında yalnızca ikili ilişkiler değil, daha geniş bir jeopolitik hesap bulunuyor. Rus yorumcu, “Burada ABD-Türkiye-İsrail üçgeni söz konusu. Fidan’ın açıklaması, Beyaz Saray’ın İbrahim Anlaşmaları’nın genişletilmesi yönündeki çağrılarıyla aynı döneme denk gelmesi bakımından tesadüf değildir” dedi.
Çernogotski, İbrahim Anlaşmaları’nın artık sadece İsrail ile Arap ülkeleri arasındaki normalleşme süreci olmaktan çıktığını savunarak, “Bu anlaşmalar yeni bir bölgesel gerçekliğin temelini oluşturdu. Ekonomik iş birliği, enerji, teknoloji ve lojistik alanlarındaki bağlar İsrail ile Körfez ülkelerini giderek daha fazla birbirine bağlıyor” ifadelerini kullandı.
Rus uzmana göre bu gelişmeler Ankara açısından önemli bir meydan okuma anlamına geliyor. “Türkiye onlarca yıldır Sünni dünyanın başlıca güç merkezlerinden biri olma iddiasını taşıyordu. Ancak bugün bölgedeki kritik kararlar giderek daha fazla Ankara’nın dışında alınıyor” diyen Çernogotski, bunun Türkiye’nin nüfuz alanını daralttığını öne sürdü.
Bu nedenle Fidan’ın önerisinin yalnızca diplomatik bir açılım olarak görülmemesi gerektiğini belirten Çernogotski, “Bu girişim, Türkiye’nin yeniden Orta Doğu’daki başlıca güç merkezlerinden biri olma iddiasını yansıtan alternatif bir bölgesel düzen modeli önerisidir” değerlendirmesinde bulundu.
Ancak Rus yorumcuya göre Ankara’nın önünde iki seçenek bulunuyor: “Türkiye ya Amerikalılar ve İsrailliler tarafından oluşturulan mevcut modele entegre olacak ya da entegre oluyormuş gibi görünerek Doğu Akdeniz’de şekillenen jeopolitik süreçleri kendi denetimi altına almaya çalışacaktır.”
Enerji ve ulaşım projelerinin Türkiye’nin coğrafi konumu nedeniyle Ankara’yı dışlayamayacağını vurgulayan Çernogotski, İsrail, Kıbrıs ve Suudi Arabistan kaynaklı enerji ihracatının yanı sıra Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC) projesinin de Türkiye’nin katılımı olmadan uygulanmasının son derece zor olduğunu savundu.
Sonuç olarak Çernogotski, Fidan’ın açıklamasını şu sözlerle özetledi:
“İsrail’e yönelik bu mesaj, aslında ‘bir adım geri, iki adım ileri’ stratejisinden başka bir şey değildir.”
Fuad Safarov

