Alman uzman: Türkiye ekonomisinin çökmesi Almanya’nın da zararına olacaktır

Rus uzman: DTÖ neden ABD’nin Türkiye’ye yönelik yaptırımlarına sesini çıkarmıyor?

Nikol Paşinyla Respublikaçılar Partiyası arasındakı gərginlik getdikcə qızışır

Türkiye’de dinlerarası diyolog fetöcülerden sonra Selefi RABITA tarafından yürütülüyor!

Ermenistan’daki Batı Yanlılarının Sınırları

Ermenistan 4 Temmuz 2015
932

19 Haziran 2015 tarihinde Erivan’da elektrik fiyatlarının artırılmasına karşı tepki olarak düzenlenen bugüne kadar hala devam etmektedir. Eylemciler, Ermenistan hükümetiyle müzakereyi reddetmekte ve halkın öfkesi dinmeyi tanımamaktadır.

Fakat Levon Ter-Petrosyan ve Raffi Hovhannisyan gibi Batı yanlı muhalifler bu eyleme açıkça destek verip Ermenistan hükümetini sert dille eleştirmektedir. Böylece Ermenistan’daki olay iktidar ve muhalif arasında iktidar üzerindeki kavga boyutunu da taşımaya başlamıştır. Ayrıca Kilikya Katolikosu I. Aram Eçmiadzin Katolikosluğu’nun Ermenistan hükümetine karşı tepki göstermemesini eleştirmektedir. Ayrıca başta aşırı Tükiye karşıtı olan Amerika’daki Ermeni diaspora grubu “System of the Down” üzere birçok Ermeni diasporası bu eylemi “demokrasi ve özgürlük için mücadele” olarak tanımlayarak açıkça destek vermekte ve Batı ülkeleri de Ermenistan’ı açıkça eleştirmeye başlamışlardır. Rusya da Batı ülkelerinin müdahalesine çok tedirgin olmakta ve bu olay “Batı-Rus kavgası”na dönüşme tehlikesine karşı karşıyadır.

1991 yılında Sovyet Birliği dağıldıktan sonra Ermenistan Ter-Petrosyan yönetimi altında Amerika gibi Batı ülkeleriyle ilişkileri güçlendirmeye yönelmiştir. Bu kapsamda Ter-Petrosyan döneminde birçok Batılı diaspora Ermenileri önemli kademelerde bulunmuştur. Mesela dışişleri bakanı olarak Amerikalı Ermeni olan Raffi Hovhannisyan, enerji-petrol bakanı olarak İsrailli Ermeni olan Sebuh Taşçıyan ve baş danışmanı olarak Michigan Üniversitesi Profesörü Gerard J. Libardyan atandılar. Dönemin başında Ermenistan hükümeti Batı’dan büyük destek almaya başarmışsa da, Karabağ Savaşı’ndan sonra Batı ülkeleri Gürcistan ve Azerbaycan ile ilişkileri geliştirdi. Böylece Ermenistan bölgede izole edilmeye başlamış ve Ermenistan-Batı ilişkileri küçülmüştür. Bu bağlamda Ermenistan’da Batı yanlıları siyasal etkilerini önemli derecede kaybetmiş ve Robert Koçaryan döneminden günümüze kadar Rusya yanlısı iktidarda olmaya devam etmektedir. Ermenistan’da Batı yanlıları güçlü muhalefet olarak günümüzde de mevcut olmasına rağmen halk tarafından henüz yeterli destek alamamaktadır.
Peki Ermenistan’daki Batı yanlıları ve Batı’ya yakın Ermeni diasporası neden Ermenistan’daki halk arasında o kadar etkili olamaz ve somut politikayı üretememektedir?

Bunun sebebi olarak onlar içindeki yapısal sorunlar yatmaktadır ve özellikle kendi kimlik içindeki hayal ve ideoloji ile gerçek arasındaki çelişkiler önemli rol oynamaktadır. Raffi Hovhannisyan ve Levon Ter-Petrosyan gibi Batı’ya yakın siyasetçiler, Ermenistan’daki modern ulus-devlet ve liberal-demokrasinin inşası için basın-ifade özgürlüğü, çoğulcu demokrasi ve sivil toplumunun gelişmeleri gibi konuların önemini devamlı olarak vurgulamaktadır. Fakat onların çoğu genel olarak hep bu soyut kavramları tekrarlamakta ve bu kavramların ne olduğundan ve bu kavramların gerçekleşmesi için somut olarak neler lazım olduğundan fazla bahsetmemektedir. Günümüzde zor şart altında yaşayan Ermeni halkı soyut tartışmalardan daha çok somut politikanın uygulanmasını istemektedir. Bu yüzden Ermenistan’daki Batı yanlıları kamuoyunu fazla etkileyememektedir.

Ayrıca Ermeni kimliği içindeki “Türk-Ermeni ilişkileri çıkmazı” Batı yanlılarının politika uygulama konusundaki kapasiteyi önemli derecede sınırlamaktadır. Batı ülkeleri ve Ortadoğu’da yaşayan Ermeni diasporası kendisini asimilasyondan korumak için ve onların geleneksel yapısının meşruiyetini devam ettirmek için “Hay Dat (Ermeni Davası)” doktrinine dayalı kimliği geliştirmiş ve “Ermeni Soykırımı” iddiasını sürekli gündemde tutmaya çalışmıştır. Böylece Batı ülkeleri ve Ortadoğu’da yaşayan Ermeni diasporası için “Ermeni Soykırımı” iddiası ve Türk nefreti kimliğin vazgeçilmez unsuru olmuştur.

Ermenistan’ın ulus-devlet inşa sürecinde de Ermeni Meselesi ve Karabağ Sorunu’ndan kaynaklanan Türk nefreti oldukça önemli rol oynamaktadır. Levon Ter-Petrosyan ulus-devlet inşası için ilk zamanlarda “Hay Dat” doktrinini aktif şekilde kullanmıştır. Buna bağlı olarak Ermenistan Bağımsızlık Bildirisi’nin 11. maddesinde “soykırım”ın tanınması, Türkiye’den tazminat ve toprak talebi gibi “4T stratejisi” söz konusu olmaktadır. Robert Koçaryan zamanından itibaren ise Ermenistan hükümeti kendi meşruiyetini pekiştirmek için “Ermeni Meselesi” ve “Hay Dat” doktrininden daha çok yararlanmaya yönelmiştir. O, iktidara gelirken diasporanın milliyetçiliği ve Türk düşmanlığı ile işbirliğini her konuda vurgulamıştır. Koçaryan, Ermeni kimliğinin temelindeki “Hay Dat” doktrinini kullanarak Taşnak Partisi gibi milliyetçi kesimleri ve diaspora Ermenilerinin desteğiyle Ermenistan’ın ulus-devlet olarak meşruiyetini pekiştirmiştir. Bu durum Serj Sargsyan cumhurbaşkanı olduktan sonra da devam etmiştir.

Diğer yandan, 1994’den sonra ise Ter-Petrosyan Türk düşmanlığına dayalı milliyetçi politikadan vazgeçerek daha gerçekçi politikayı tercih etmeye yönelmiştir. Mesela, aşırı Milliyetçi olarak bilinen Taşnak Partisini kapatmış ve dünya sistemine entegre olmak için Türkiye ve Azerbaycan ile dispomatik ilişkileri kurma çabasına girmiştir. Bu süreçte Ter-Petrosyan iki ülke arasındaki sorunu üzerinde MHP genel başkanı Alparslan Türkeş ile Paris’te görüşmüştür. Fakat Ter-Petrosyan’ın bu politikaya karşı hükümet içinde tepki yükselmiş ve Ter-Petrosyan 1998 yılında istifa etmiştir. Yani o zamanlarda Ermeni milliyetçiliği ve Türk düşmanlığı Ermeniler kendisi bile durduramadığı kadar yükselmiş haldeydi. Serj Sargsyan zamanında da Türkiye ile ilişkileri normalleştirme girişimleri milliyetçilerin tepkisinden dolayı iptal edilmiştir.

Ermenistan’daki Batı yanlıları sürekli olarak Rusya’nın hegemonyasından çıkarak Batı ülkeleriyle beraber olmak gerektiğini vurgulamaktadırlar. Fakat Ermenistan’ın Batı’ya açılması için Azerbaycan ve Türkiye ile ilişkileri normalleştirmek ve Türkiye-Ermenistan sınır kapısını açmak son derece önemlidir, hatta elzemdir. Fakat Ermenistan’ın Batı’ya açılmasını isteyen Batı yanlıları ve Ermeni diasporası da çok kuvvetli Türk nefretine ve Ermeni milliyetçiliğine sahiptir ve Bu Türk nefreti netice olarak Ermenistan’ın Rusya’dan vazgeçip Batı’ya entegre olma yolunu kapatmakta ve Ermenistan için “ayak bağı” olmaktadır. Bu çelişkiden dolayı Ermenistan’daki Batı yanlıları iç-dış politika konusunda somut alternatifleri önerememekte ve sadece soyut kavramlarını vurgulamaktadır. Böylece Ermenistan’daki Batı yanlıları halk üzerinde yeterince etkilere sahip olamamakta ve şu an iktidarda olan Rus yanlılarına karşı zayıf kalmaktadırlar.

Yorumlar