Çeçenya ve Dağıstan’dan binlerce Müslüman hacca gidecek

Kərim Əsgəri: Xarici təhlükəni görən İran daxildə basqıları artırıb

ABD başkanlık seçimleri 2020 De

DİNİ DEĞERLERİ KULLANARAK DEVLETE YÖNELİK KALKIŞMALAR

Doğu ve Güneydoğu’da Katliam Yapan Kim?

Türkiye 8 Şubat 2016
608

Doğu ve Güneydoğu’da Katliam Yapan Kim?
cizre
Çözüm Sürecinin sona ermesi sonrası Türkiye Cumhuriyeti, PKK’ya karşı askeri harekat başlatmış ve özellikle Güneydoğu’daki il ve ilçelere yerleşen PKK terör örgütünün mensuplarının etkisiz hale getirmeye çalışmaktadır. Operasyon sırasında bölge halkı hem çatışmalardan hem de PKK’nın bölgeye döşediği bomba tuzaklarından zarar görmemek için bölgeden göç etmek zorunda kalmıştır. PKK’ya rağmen göç eden bölge halkının yanı sıra halkın bir kısmı ise özellikle maddi nedenlerden dolayı zorunlu olarak bölgede kalmıştır. Göç edemeyen bölge halkı için bulundukları yerde yaşam yerleşim yerlerinin üst ve altyapılarının zarar görmesi bölgeyi daha da yaşanmaz hale getirmiştir.
Yaşanan bu sıkıntılı dönemin yanı sıra ayrıca bölgede çeşitli nedenlerden ve kazalardan dolayı sivil can kaybı yaşanmaktadır. Yaşanan bu can kayıpları PKK ve PKK’nın siyasi uzantıları tarafından ulusal ve uluslararası siyaset alanında Türk Devleti üzerinde baskı oluşturma, Kürt kökenli Türk vatandaşlarının devlete cephe almaları ve siyasi alanda çeşitli kişi, kurum ve kuruluşların desteğini almak için bir argüman olarak kullanmaktadır. Ancak Türkiye’nin siyasi karar alıcıları ve PKK karşıtı muhalefet partileri PKK’nın yaptığı bu açıklamalara inanmamaktadır.
Peki bölgede hayatını kaybeden insanları kim öldürmektedir? İlk olarak vefat edenlerin bir kısmının çatışmalarda ve patlamalarda hayatını kaybettiği bilinen bir gerçektir. İkinci olarak bölgede devlet tarafından öldürüldüğü iddia edilen insanların bir kısmı PKK mensubudur ve bu durum PKK tarafından araç olarak kullanılmaktadır. Son olarak ise PKK’nın insanları bilinçli bir şekilde öldürüp devleti suçladığına dair iddialar bulunmaktadır. Bu son seçenekteki iddiaların gerçeklik payını bir PKK’lının Ayn El Arap/Kobani eylemlerinden 1 yıl sonra yaptığı itiraflardan yola çıkarak analiz edeceğim. Bu PKK’lı yaşadığım bölge nedeniyle tanıdığım biridir. Yıllarca HDP ve BDP’de çalışmıştır. Ayrıca PKK’nın çeşitli toplantılarına katılmıştır. Ancak Ayn El Arap/Kobani eylemleri sonrası terör örgütü PKK’nın ve siyasi uzantılarının gerçek yüzünü görünce örgüt tarafından infaz edilmeyi göze alarak bütün bağlarını koparmış ve elindeki dokümanları Türk yargısına vermiştir. Şimdi Türkiye’nin batı illerinden birinde yaşamaktadır ve hayatını düzene oturtmuştur. Bu nedenle ismini açıklamayarak bunun yerine Suat takma ismini kullanacağım.
Bilindiği gibi DAEŞ, Ayn El Arap/Kobani’ye doğru ilerlerken Türkiye, YPG’ye silah desteğinin Türk toprakları üzerinden yapılmasına izin vermemekteydi. Bunun üzerine HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın insanlara sokağa çıkmaları için çağrıda bulunmuştur. Bunun üzerine Türkiye’de çeşitli il ve ilçelerde eylemler başladı. 7-12 Ekim 2014 tarihleri arasında 35 ila 46 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmış ve gözaltına alınmıştır. Eylemlerde ölen insanların devletin öldürdüğüne dair propagandalar yapılmış ve Türkiye zor durumda bırakılmaya çalışılmıştır.
Ayn El Arap/Kobani eylemlerinden bir süre sonra Suat ile bir ilde görüşme fırsatı elde ettim. Kendisiyle konuşurken konu eylemlere ve bölgedeki sorunlara gelmişti. Suat’a ailemin de bu eylemlerde zarar gördüğünü ve dükkanlarımızın yağmalandığını söyledim. Bu konu açılınca Suat’ın karşı atağa geçip eylemlerde ölen insanlardan bahsedeceğini düşünüyordum. Ancak birden parti ve örgütle olan ilişkisini kopardığını dile getirdi. Nedenini sorup biraz ısrar edince her şeyi bütün şeffaflığıyla anlatmaya başladı.
Suat, öncelikle PKK’nın 2013 yılında siyasi uzantıları ile bir seri görüşme yaptığını dile getirdi. Görüşmeler neticesinde iç isyan için hazırlık ve 2014 yılının Eylül-Ekim aylarında bunun denemesinin yapılması konusunda karar alındığını belirtti. Eylemin yapılmasına yakın dönemlerde Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler neticesinde Türk toplumu ile güvenlik güçlerinin yaşananların sadece bir eylem olarak görmesi ve Ortadoğu’daki ayrılıkçı Kürt unsurlara Türkiye’deki kısmın hazırlıklı oluğuna dair mesaj verilmesi için Ayn El Arap/Kobani’de yaşanan olaylar bahane olarak gösterildi.
Eylemler öncesi PKK’nın emri doğrultusunda terör örgütüne yakın siyasi gruplarca bazı isimler belirlenmekteydi. Bu isimler eylemlerde yaşanacak kargaşa sırasında çeşitli yollarla öldürülerek katilin devlet olduğu propagandası yapılacaktı. Suat, kararın alındığı toplantıya geç katıldığını dile getirdi. Toplantıda belirlenen isimi sorduğunda evli ve iki çocuğu olan birinin belirlendiğini öğrendiğinde karar itiraz ettiğini ve bunun üzerinde bulundukları bölgede kimsenin öldürülmemesi konusunda ağırlığını koyduğunu söyledi. Yaptığı konuşma neticesinde toplantıdaki birkaç kişinin de desteğini alarak birinin öldürülmesinin önüne geçmişti. Siyasi grup tarafından belirlenen kişinin evli ve çocuklu olması duygusal bir araç olarak kullanılacaktı ve bu isim HDP’ye üyeydi. HDP’ye üye olması ise parti üzerinde baskı olduğuna ve Türk Devleti’nin Kürtleri düşman olarak gördüğüne dair propaganda yapılacaktı. Ancak Suat’ın itirazları planları o bölgedeki bozmuştu. Suat’ın bu kadar etkili olmasının ilk nedeni bu kesime uzun süre hizmet etmesiydi. İkinci olarak kaleminin güçlü olması nedeniyle yazılan yazılarda Suat’a ihtiyaç duyulmasıydı. Görüşme sona erdikten sonra memlekete geldiğimde Suat’ın verdiği isimin ve bilgilerin doğruluğu araştırmak için bazı kesimlerle yaptığım görüşmeler sonucunda ismin ve bilgilerin doğru olduğunu öğrendim.
Ayn El Arap/Kobani eylemlerinden bir süre sonra Çözüm Sürecinin bitmesiyle şehirlere inen PKK’nın bu bölgelerde çıkarılması için başlatılan operasyonlarda terör örgütü ve siyasi grupları tarafından bu taktiğin yeniden kullanılmaya başlandığı görülmektedir. Ayrıca bölge halkından devlete sığınanların söylemleri ve teslim olan PKK’lıların itirafları bu tespiti doğrulayan diğer kaynaklardır. Bu noktada PKK ve siyasi uzantıları ulusal ve uluslararası politikalarda kara propaganda izlemektedir. Terörist başı Abdullah Öcalan, yakalandığı zaman ifadesinde “DEP’e oy vermeyen ailelerin tavuğunu bile öldürün” emrini verdiğini dile getirmiştir. 30 yıldan beridir PKK bazı noktalarda strateji değişikliğinde bulunsa da asılında hala aynı noktada durmaktadır. Bugün PKK’nın ve siyasi uzantılarının barış söylemleri inandırıcılığını yitirmektedir. PKK’nın amacı Ortadoğu’da uluslararası güçlerin çıkarları doğrultusunda devletleşmeye gitmektir. PKK’nın öldürdüğü bunca insanın örgüt içinde büyük tepkilerle karşılanmamasının en önemli nedeni ise militanların kutsal bir amaca inandırılmış olmalarıdır.
Emrah Kaya Kfkassam Uzmanı

Yorumlar