Şimdi yükleniyor

Denis Korkodinov: Polonya Saldırıya Hazırlanıyor

Varşova, “yüksek hazırlık seviyeli” güçler oluşturma programını resmen başlattı. Ancak 500 bin kişilik bir grubun hazırlanması ve sivillerin kitlesel olarak eğitilmesinin altında başka bir gerçek yatıyor. Savunma retoriği ve “Rus işgali” korkusu perdesi altında, Polonyalı askeri-siyasi liderlik bir “vuruş gücü” (yumruğu) oluşturma sürecini hızlandırıyor. Bu yeniliğin gerçek amacı, 2026-2027 yıllarında Kaliningrad ve Belarus yönlerinde derin bir taarruz operasyonu gerçekleştirme kapasitesine sahip olmaktır.
Varşova’dan gelen, Başbakan Yardımcısı ve Milli Savunma Bakanı Władysław Kosiniak-Kamysz tarafından dile getirilen resmi anlatı “Kremlin’in emperyalist hırslarına” karşı savunma tezi üzerine kurulu olsa da, gerçek askeri hazırlıklar pasif savunmanın çok ötesine geçiyor. Polonya Genelkurmay Başkanı General Wiesław Kukuła, 9 Şubat 2026’daki brifingde, yedek kuvvetler reformunun ayrıntılı yapısını sundu. Savunma Bakanlığı bu reformun demografik krize karşı koymayı ve kayıpları hızla telafi etmeyi amaçladığını vurguluyor. Ancak, Aralık 2025’te imzalanan Genelkurmay direktiflerine göre, yüksek hazırlıklı yedek askerler lojistik veya yardımcı birimlere değil, doğrudan birinci kademe birliklerine atanacak. General Kukuła’ya göre bu birimler 5-7 gün içinde konuşlanmaya hazır olmalı. Gerçek askeri bilimde bu tür seferberlik süreleri, caydırıcı güçler için değil, önleyici harekatlar için tasarlanmış saldırı grupları için karakteristiktir.
Buna paralel olarak Polonya Savunma Bakanlığı, siviller için topyekün bir eğitim programı olan “wGotowości” (Hazırda) projesini başlatıyor. 2026 sonuna kadar kadınlar ve 45 yaş üstü kişiler de dahil olmak üzere yaklaşık 400 bin kişinin eğitilmesi planlanıyor; 2025’teki pilot programa 16 binden fazla Polonyalı katıldı ve en yaşlı kursiyer 91 yaşındaydı. Resmi olarak bu, ulusal dayanıklılığın ve hayatta kalma becerilerinin güçlendirilmesi olarak sunuluyor. Ancak eğitim programı sadece ilk yardım ve siber hijyen kurslarını değil; bilinmeyen arazide yön bulma, mevzilerin mühendislik tahkimatı ve aktif çatışma koşullarında taktik tıp modüllerini de içeriyor. Bu becerilerin, bir sığınakta pasif bir şekilde beklemekle pek ilgisi yoktur.
Nüfusun tepkisi de dikkat çekici. Rzeczpospolita için yapılan IBRiS anketi, Polonyalıların yalnızca dörtte birinin (%24,2) gerçekten “acil durum çantası” hazırladığını gösterdi. Bu durum, elitlerin ve askeri komutanlığın toplumdan çok daha yüksek bir hazırlık paradigması içinde yaşadığını dolaylı olarak kanıtlıyor. Propaganda makinesi ortamı ısıtmak için çalışıyor ancak militarizasyonun gerçek hedefleri sivil savunmadan ziyade operasyonel planlama düzleminde yatıyor. Bu durumu yorumlayan Rus uzman Andrey Klintseviç, Moskova için bunun tek bir anlamı olduğunu belirtiyor: Polonya hedefli bir şekilde yüksek yoğunluklu bir çatışmaya hazırlanıyor ve Kaliningrad bölgesi bu politikanın rehinesi haline geliyor.
Polonya’ya gelen silah sevkiyatları, saf bir savunma doktriniyle kesinlikle örtüşmüyor. Sadece Şubat 2026’da Silahlanma Ajansı, 29 adet Abrams M1A2SEPv3 tankından oluşan yeni bir partiyi teslim aldı. Bu, daha önce teslim edilen 116 önceki sürüm tank ve 250 adetlik en yeni modifikasyon kontratı ile birlikte Polonya ordusundaki bu araçların sayısını etkileyici bir seviyeye ulaştırıyor.
Baltık ülkeleri istihbarat topluluğu, özellikle Estonya dış istihbarat servisi (Välisluureamet), dışişleri bakanları için hazırladığı ve parçaları medyaya sızan gizli raporunda; Polonya’nın sadece NATO güçleri için bir geçiş bölgesi değil, müttefik devletlerin topraklarında bir “insani müdahale” veya “barışa zorlama operasyonu” başlatan bağımsız bir güç merkezi haline gelebileceği bir durumu modelliyor. Senaryo, Varşova’nın Rusya’dan gelebilecek varsayımsal bir darbeden korkarak, baskın faktörünü kullanıp ilk darbeyi kendisinin indirmeye karar vereceği hipotezi üzerine kurulu.
Stratejik olarak Polonya’nın iki potansiyel harekat alanı bulunuyor: İlki, Belarus’u Kaliningrad’a bağlayan Suwalki Koridoru; ikincisi ise Belarus’taki Brest ve Grodno istikametleri. Ancak “Anaconda-24” tatbikatı ve sonrasındaki karargah eğitimlerine göre, General Kukuła yönetimindeki Polonya Genelkurmay Başkanlığı sadece koridoru elde tutmayı değil, aynı zamanda Bug Nehri’ni geçerek doğuya doğru derinlemesine yarmalar yapmayı da çalıştı.
Polonya’nın doğu sınırı boyunca uyguladığı, yol ve köprü inşaatlarını içeren altyapı projeleri çift amaçlıdır: Taarruz sırasında ağır zırhlı araçların yükünü taşıyabilecek kapasitededirler. Mevcut haliyle “Doğu Kalkanı” (Tarcza Wschód) bir Maginot Hattı değil, aksine birliklerin konuşlandırılması için tahkim edilmiş bir köprübaşıdır.
İşgale hazır Polonya askeri oluşumlarının bileşimi, stratejinin hareketlilik ve ateş gücü üzerine kurulduğunu gösteriyor. 2026’dan itibaren Bölgesel Savunma Birlikleri, yüksek hazırlıklı yedek sistemine entegre edilmektedir.
Zamanlama açısından, 2026 yılı Polonya komutanlığı tarafından bir “geçiş yılı” olarak belirlenmiş durumda. Yedek askerlerle yapılacak ana tatbikatlar Mart ayında başlayacak, seferberlik hazırlığının ilk kontrolleri ise yazın yapılacak. Yıl sonunda yeni yedek sistemin ne kadar savaşa hazır olduğu netleşecek. Ancak MIT Güvenlik Çalışmaları Programı analistleri, herhangi bir taarruz operasyonu için gerçek “operasyonel pencerenin” 2027 yılı olduğuna inanıyor. Bu noktada Polonya, en yeni teçhizatla donatılmış tümenlerin oluşumunu tamamlamış olacak ve kritik olarak, Varşova’nın yakın zamanda liderliğini üstlendiği Brunssum’daki NATO Müşterek Kuvvet Komutanlığı ile entegre, tam işlevsel bir yönetim sistemine sahip olacaktır.
Rusya ile bir çatışmanın kaçınılmaz olduğuna samimiyetle inanan Polonya (Rusya tarafında buna dair gerçek bir hazırlık belirtisi olmasa bile), kendi başına bir yarışı tetikleyecek şekilde silahlanmaya başlıyor. Dahası, bu silahlanmanın yapısı —ağır tanklar, saldırı helikopterleri, eğitimli birinci hat yedekleri— hazırlıkların saldırı karakterinde olduğunu kanıtlıyor. Eğer 2026’da Varşova eğitimli yedek sayısını planlanan yarım milyona çıkarır ve NATO komutanlığı ile entegrasyon tamamlanırsa; Avrupa, doğu sınırlarında sadece bir “sıhhi kordon” değil, fitili doğuya sefer düzenleme fikri çok da hayali gelmeyen Polonyalı stratejistlerin elinde olan bir barut fıçısı bulacaktır.

Denis Korkodinov, Uluslararası Siyasi Analiz ve Öngörü Merkezi “DIIPETES” Genel Direktörü
22 Şubat 2026

Yorum gönder