Erivan’a gelen ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan arasındaki görüşmede, ABD-Ermenistan Kapsamlı Stratejik Ortaklık Şartı ile minerallerin çıkarılması ve işlenmesi alanında çerçeve memorandum imzalandı. Ayrıca, TRIPP projesi (Zengezur koridoru) kapsamında iş birliğine ilişkin çerçeve anlaşması da parafe edildi. Bu gelişme, ABD’nin Azerbaycan’da olduğu gibi Ermenistan ile ilişkilerini de stratejik ortaklık seviyesine yükselttiğini gösteriyor ve Washington’un bölgesel planları açısından mantıklı bir adım olarak değerlendirilebilir.
Asıl dikkat çeken nokta ise Rubio’nun neden tam da şimdi, yani seçimlere sayılı günler kala Erivan’a geldiği ve belgelerin seçim öncesinde imzalanmış olmasıdır. Burada iki temel hedef öne çıkıyor.
Birincisi, Rubio’nun ziyareti Nikol Paşinyan’a açık seçim desteği verilmesi amacı taşıyor. ABD Dışişleri Bakanı’nın Erivan’da Mirzoyan’a hitaben söylediği “Siz, başbakan ve ekibiniz Ermenistan için daha parlak ve daha bağımsız bir geleceğin yolunu açıyorsunuz. Bu vizyonu desteklemekten memnunuz” sözleri de bunu açık biçimde ortaya koyuyor.
Bu çerçevede ABD-Ermenistan anlaşmalarının tam da şimdi imzalanması bilinçli bir hamle olarak değerlendiriliyor:
– Washington, bu anlaşmalarla Paşinyan yönetiminin yanında olduğunu gösterirken, ABD-Ermenistan ilişkilerinin geleceğinin mevcut iktidarın seçimleri kazanmasına bağlı olduğu mesajını veriyor;
– Aynı zamanda seçim sürecine müdahale etmeye çalışan aktörlere de mesaj gönderiliyor. Bu mesaj yalnızca Paşinyan karşıtı müdahalelerle suçlanan Rusya’ya değil, mevcut iktidarı destekleyen Avrupa Birliği’ne de yönelmiş durumda. Trump yönetiminin Brüksel ile yaşadığı jeopolitik mesafe düşünüldüğünde, Ermenistan ve genel olarak Güney Kafkasya, ABD ile AB arasındaki nüfuz mücadelesinin alanlarından biri haline geliyor. Washington, seçim sonrasında Paşinyan’ı destekleyen Brüksel’in kendi çıkarlarının önüne geçmesini istemiyor.
İkinci olarak ise ABD, Ermenistan’da olası bir iktidar değişikliği senaryosuna karşı kendisini güvence altına almaya çalışıyor. Seçimlere kısa süre kala anlaşmaların imzalanması, 7 Haziran sonrasında farklı bir yönetim iş başına gelse bile ABD’nin Ermenistan’daki projelerini sürdürmesini ve nüfuz kaybı riskini azaltmasını amaçlıyor.
Washington, Ermenistan ile ilişkilerinde özellikle TRIPP projesine büyük önem veriyor. Bu proje, ABD açısından yalnızca Güney Kafkasya’daki etkisini artırmak anlamına gelmiyor; aynı zamanda Orta Koridor’da fiili varlık kazanmak, Avrasya’nın ulaşım ağında stratejik pay sahibi olmak ve Çin ile küresel rekabette avantaj elde etmek anlamına geliyor.
Bu nedenle Trump yönetimi, 7 Haziran sonrasında ortaya çıkabilecek tüm olası senaryolarda TRIPP projesinin devam etmesini stratejik çıkarı olarak görüyor.

