Kamran Caferov: Azerbaycan savaşa katılacak mı?
Azerbaycan’ın İran’la askeri bir çatışmaya girme ihtimalini doğru değerlendirmek için, biraz uzaktan başlayıp bazı önemli sorulara cevap verelim.
Öncelikle şu soruya cevap verelim: Trump’ın İran’a karşı askeri müdahalesi ABD yasalarına dayanıyor mu?
1973 yılında ABD Kongresi, Başkan Richard Nixon’ın vetosunu aşarak “War Powers Resolution” adlı yasayı kabul etmişti. Bu yasaya göre ABD Başkanı, Kongre’nin izni olmadan 60 (+30) gün boyunca* savaş yürütme yetkisine sahiptir.
* 60 gün savaş için öngörülmüştür, 30 gün ise askerlerin geri çekilmesi içindir; ancak fiilen 90 gün tamamen yasal kabul edilir.
Yukarıdaki soruya cevap olarak şunu söyleyebiliriz: Evet, Trump ABD yasaları çerçevesinde askeri operasyon yürütmektedir.
ABD askeri operasyonu ne zaman bitirmeyi planlıyor?
Elbette ABD’nin yürüttüğü askeri operasyon çok ciddi mali kaynak gerektiriyor ve bu kaynak Pentagon’un yıllık bütçesinde öngörülmemiştir. “İran kampanyası” Pentagon’a günde yaklaşık 0,9–1 milyar dolara mal oluyor (ilk 100 saatte harcamalar 3,7 milyar dolar olmuştu).
Şu anda ABD ordusu fiilen “borçla savaşmaktadır”, fakat Beyaz Saray bu borcu geri ödemek zorunda kalacak ve burada rakamlar çok önemlidir.
Birkaç gün önce Trump’ın ABD Kongresi’nden ek 50 milyar dolar isteyeceği yönünde haberler yayıldı. Bu para doğal olarak askeri harcamaları karşılamak için kullanılacaktır.
Bu iki bilgiyi yan yana koyduğumuzda, ABD’de operasyonun yaklaşık iki ay için planlandığını görebiliriz.
Siyasi faktörler
Askeri faktörlerin yanı sıra siyasi faktörler de var. Operasyonun ABD’nin Bağımsızlık Günü olan 4 Temmuz’a kadartamamlanması gerekiyor.
Ayrıca Kasım ayında Kongre seçimleri yapılacak. Bu nedenle Trump yönetimi, uzun süreli bir savaşın Cumhuriyetçilerin oy oranına zarar vermemesi için kısa ama yoğun bir operasyon planladı.
“Trump’ın planı yok” iddiası
Dünya basınında sık sık “Trump’ın planı yok” tezi dolaşıyor (bunu genellikle ABD Demokratlarına yakın medya yazıyor). Peki gerçekten Trump’ın planı yok mu?
Trump İran’ın %100 kapitülasyonunu istiyor.
Venezuela örneğini hatırlayın: ABD, kendisine sadık bir hükümete “yeşil ışık” yakmıştı ve o hükümet özellikle petrol konusunda ABD ile işbirliği yapıyor.
Elbette İran Venezuela’dan çok daha karmaşık bir ülke, ancak prensip aynıdır.
ABD ve İsrail’in hedefi:
- İran’ın Kara Kuvvetlerini
- Deniz Kuvvetlerini
- Hava Kuvvetlerini
- askeri-sanayi kompleksini
- füze ve nükleer tesislerini
- ve yönetimin en önemli figürlerini
tamamen yok etmek ve “sıfırlamak”.
Bundan sonra İran’da kalan siyasetçiler ABD’ye işbirliğine hazır oldukları sinyalini verecek ve ABD’ye daha sadık bir hükümet kurmaya razı olacaklar.
Kamuoyu önünde yine ABD ve İsrail’i lanetleyebilirler. Ancak önemli olan ne söyledikleri değil, ne yaptıklarıdır. Bu da aslında yıkıntılar üzerinde bir kapitülasyon anlamına gelir.
İran’ın mevcut durumu
İran yönetimi şu anda çok zor bir durumdadır. Ülke günler içinde değil, saatler içinde ağır darbe almaktadır ve operasyon planlanandan daha hızlı ve başarılı ilerlemektedir.
İran’ın yenilgisi artık tartışma veya spekülasyon konusu değildir, çok yakın geleceğin bir gerçeği olarak görülmektedir.
Azerbaycan meselesi
Aslında İran’ın son günlerde seçtiği strateji (ABD ve İsrail’in müttefiki olan devletlere saldırılar) bir tür can çekişmeden başka bir şey değildir. Bu açıdan bakıldığında İran’ın Azerbaycan’a saldırması şaşırtıcı değildir; bu saldırı İran’ın seçtiği stratejiye uygundur.
Hatırlatmak gerekir ki Azerbaycan İsrail’in stratejik müttefikidir ve aynı zamanda ABD’nin de müttefiki sayılır(özellikle TRIPP projesinin hayata geçirilmesinden sonra).
Yukarıda belirtilen zaman çerçevesi (2 ay) ve plan (İran’ın kapitülasyonu) dikkate alındığında, Azerbaycan’ın herhangi bir askeri müdahalesine aslında gerek kalmayacaktır. İran’da ABD’ye daha yakın bir hükümet kurulacak ve bölgede yeni bir güvenlik mimarisi oluşturulmaya başlanacaktır.
En azından planlanan budur…



Yorum gönder