Şimdi yükleniyor

EMRE DİNER: TÜRKİYE SMR TEKNOLOJİSİNDE ERKEN POZİSYON ALMALI

Türkiye, hızla artan enerji talebi, dışa bağımlı doğal gaz yapısı ve karbon azaltım hedefleri arasında dengeli bir enerji politikası geliştirmek zorunda…

Bu çerçevede küçük modüler reaktörler (SMR), önümüzdeki 20–30 yıllık dönemde stratejik bir seçenek olarak öne çıkıyor.

Bir diğer deyimle enerjide yeni trend SMR…

Türkiye’nin mevcut nükleer programı Akkuyu Nükleer Güç Santrali ile başladı.

Oysaki büyük ölçekli santraller yüksek sermaye gereksinimi ve uzun inşaat süresi nedeniyle finansal ve politik riskler barındırıyor.

SMR’ler ise daha düşük kurulu güçte, modüler ve aşamalı yatırım imkânı sunarak bu riskleri azaltma şansı çok yüksek…

Öncelikle talebe göre kapasite artırımı yapılabilmesi, enerji planlamasında ise esneklik sağlıyor.

Enerji arz güvenliği açısından SMR’ler önemli bir rol oynayabilir.

Kuşkusuz ki Türkiye elektrik üretiminde doğal gaza önemli ölçüde bağımlı

Bir çok bölgedeki jeopolitik gelişmeler, krizler, küresel fiyat dalgalanmaları enerji maliyetlerini doğrudan etkiliyor.

SMR’ler ise, düşük karbonlu ve sürekli üretim sağlayarak hem baz yük ihtiyacını karşılayabilir hem de yenilenebilir enerji kaynaklarının dalgalı yapısını da dengeler.

Türkiye sanayi politikası ve güvenlik politikaları açısından da SMR’ler fırsatlar sunuyor.

Örneğin, Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerindeki yoğun sanayi kümeleri yüksek ve kesintisiz enerjiye ihtiyaç duyuyor.

SMR’ler yalnızca elektrik üretmekle kalmayıp prosesısısı ve temiz hidrojen üretimi gibi alanlarda da kullanılabilir.

Böylelikle Avrupa Yeşil Mutabakatı sürecinde karbon ayak izini azaltmak isteyen ihracatçı sektörler için rekabet avantajı da oluşturması kaçınılmaz.

Doğru planlama ve uzun vadeli vizyonla, Türkiye’nin enerji bağımsızlığı yolunda stratejik bir araç haline gelebilir.

SMR’LARLA GÜVENLİK DUVARI İNŞASI

Türkiye bölgesel olarak nüfusunu arttırıyor.

Afrika, Kafkaslar, Doğu Akdeniz gibi bölgelerde Türkiye’nin nüfuzu genişliyor.

Birçok ülkede Türk askeri üssümüz bulunuyor.

Özellikle askeri üslerin güvenliği de yadsınamaz kadar bir husustur.

Bu konuda da Small Modular Reactor” (SMR) hayati önem olabilir

Küçük modüler reaktörler (SMR’ler), ünite başına 300 MW‘ye kadar güç kapasitesine sahip gelişmiş nükleer reaktörler…

Bu da geleneksel nükleer enerji reaktörlerinin üretim kapasitesinin yaklaşık üçte birine denk geliyor.

SMR geliştirmek İHA ve SİHA üretimi kadar önem teşkil etmektedir.

Başlıca faydaları arasında “güvenlik, enerji tasarrufu yer alıyor.

Dolayısıyla bölgesel krizlerin gölgesinde Türkiye’nin yurtdışındaki askeri üslerini daha iyi şartlarda koruma altına almak için yoğun çaba gösteriyor.

Bu konuda maliyeti azaltabilecek en önemli formüllerden biri de “SMR” sahibi olmaktır.

Önce lisans alınıp, aynı anda yerli tasarım kapasitesi geliştirilebilir.

Yurtdışındaki askeri tesislerimiz birçok ülkenin askeri üssü gibi sivil elektrik şebekelerine büyük ölçüde bağlı.

Siber saldırı başta olmak üzere deprem, heyelan fiziki saldırı durumunda şebekeler arızalanabilir.

Rusya-Ukrayna savaşında en çok saldırıya uğrayan hedefler kuşkusuz ki “akaryakıt taşıyan tanklardı”…

Bu tip senaryolara karşı hazırlıklı olunmalı.

SMR’ler bu sıkıntıları rahat bir şekilde aşmak için büyük bir fırsat…

Askeri kullanım için, böyle bir reaktör askeri üste enerji güvenliği sağlayabilir.

Ayrıca üslerin sivil elektrik şebekesine bağımlılığını da sıfıra indirgeyebilir.

Bilhassa denizaşırı operasyonlarda, bu tür bir reaktör, kuvvetlerin “düşmanın yakıt tedarikini kesebileceği endişesi duymadan” faaliyet göstermesine de olanak tanır.

Sonuç olarak gelişmiş nükleer reaktörleri hayata geçirilmesi kaçınılmaz.

Bununla birlikte nükleer enerji sabit altyapı yanı sıramobil ve ya taşınabilir” kapasiteye kaydırma gücüne ulaşarak, daha çok vites büyütmek için büyük bir fırsat oluşturmak mümkün…

Bu başarıldığı takdirde enerji ve nükleerde reform öncüsü olmak kaçınılmaz.

Türkiye SMR teknolojisinde erken pozisyon alırsa, bölge ülkelerine teknoloji ihracatı, mühendislik hizmeti ihracatı, nükleer tedarik zincirinde rol alma gibi avantajlar elde edebilir.

Tıpkı İHA ve SİHA üretiminde olduğu gibi…

EMRE DİNER

(Gazeteci/ TESPAM Uluslararası Koordinatörü/ Dış Politika Uzmanı)

Yorum gönder