Turan Rzayev: İran-ABD Görüşmeleri: Cenevre’de Kritik Randevu
İran ve ABD temsilcileri arasındaki müzakerelerin yeni turu başlıyor. Umman’ın arabuluculuğuyla 17–18 Şubat tarihlerinde İsviçre’nin Cenevre kentinde yapılması planlanan görüşmeler oldukça dikkat çekiyor.
ABD Başkanı Donald Trump, müzakerelerde Tahran’a baskı kurmak amacıyla nükleer program görüşmelerinin sonuçsuz kalması durumunda Washington’un, İsrail’in İran’a yönelik olası saldırısına destek vermeye hazır olduğunu belirtti. Hatta ABD donanması Basra Körfezi’ndeki askeri hareketliliğini artırmış durumda. Yani Washington, bu yolla müzakerelerde şartlarını kabul ettirmeye çalışıyor ve İran’ı ikna etmek için baskı unsurlarını kullanıyor.
Ancak bu baskının Tahran’ı korkuttuğunu söylemek doğru olmaz. Nitekim nükleer program görüşmelerinin yeniden başlamasından bir gün önce, İran Devrim Muhafızları Ordusu (SEPAH) Deniz Kuvvetleri Hürmüz Boğazı’nda askeri tatbikat düzenledi. Ayrıca Taliban sözcüsü Zebihullah Mücahid, görüşmeler öncesinde ABD’nin İran’a saldırması durumunda Taliban’ın Tahran’a yardım ve destek vermeye hazır olduğunu ifade etti.
Diplomatik Söylem ve Askeri Gövde Gösterisi
Cenevre görüşmesi öncesinde tarafların askeri bağlamda birbirine “gözdağı” vermesine rağmen, diplomatik alandaki iletişimin tonu daha temkinli ve uzlaşmacı. Örneğin:
• ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran’ın Beyaz Saray’ın endişelerini diplomatik yolla dikkate alması durumunda bu ülkeyle bir anlaşmanın mümkün olduğunu söyledi. Rubio’ya göre Tahran’la anlaşmaya varmak kolay olmayacak ancak ABD bunu başarmak için tüm çabayı gösterecek.
• İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçı, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEA) Başkanı Rafael Grossi ile yaptığı görüşmede Tahran’ın ABD ile müzakerelerdeki tutumu hakkında bilgi verdi.
İsrail’in Sert Talepleri
Bir diğer dikkat çeken nokta ise İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun görüşme öncesi yaptığı açıklamadır. Netanyahu, İran ile bir anlaşmanın ancak Tel Aviv’in temel şartları kabul edildikten sonra mümkün olacağını vurguladı. Bu şartlar şunları kapsıyor:
1. Tüm zenginleştirilmiş uranyum stoklarının ülkeden çıkarılması.
2. Zenginleştirme altyapısının tamamen sökülmesi.
3. Füze programının 300 kilometrelik bir sınırla kısıtlanması.
4. Tahran destekli silahlı gruplar ağının tasfiye edilmesi.
Sonuç ve Değerlendirme
Görünen o ki, Cenevre müzakereleri bu talepler ekseninde şekillenecek. Ancak ABD için oldukça zorlu bir süreç olacağı kesin. Çünkü Washington sadece Tahran’ı ikna etmekle kalmamalı, aynı zamanda İsrail’in güvenliğini sağlayacak bir uzlaşı formülü üretmelidir. Mevcut durumda Netanyahu’nun talepleri pek gerçekçi görünmüyor.
Bu turdan somut bir sonuç çıkmasa bile tarafların birbirini ve güç dengesini sınaması açısından önemlidir. İran konumunu koruyor, ABD baskı araçlarını ölçüp tartıyor ancak gerçek bir uzlaşı için henüz çok erken. Eğer bir anlaşma olacaksa, bu ancak çok hassas bir diplomatik ve askeri denge üzerinde mümkün olabilir. Kısa vadede somut bir nükleer kısıtlama veya askeri geri çekilme ihtimali düşük görünüyor.
Aslında İsrail’in istediği de tam olarak budur. Çünkü Tel Aviv’in asıl amacı gerçek bir barış değil, İran’a askeri müdahale için zemin oluşturmaktır.



1 yorum