Turan Rzayev: Tahran’ın Endişeleri ve Bakü’nün Net Mesajı
İran Savunma Bakanı’nın Bakü Ziyareti: Tahran’ın Endişeleri ve Bakü’nün Net Mesajı
İran İslam Cumhuriyeti Savunma ve Silahlı Kuvvetlere Destek Bakanı Aziz Nasırzade başkanlığındaki heyetin Azerbaycan’a gerçekleştirdiği ziyaret şu aşamada oldukça dikkat çekiyor. Ziyaretin tesadüf olmadığı açık bir meseledir. Özellikle ABD -İran görüşmelerinin başladığı bir dönemde bu ziyaretin gerçekleşmesi, Tahran’ın beklentilerine dair fikir yürütmeyi kolaylaştırıyor.
ABD-İran görüşmelerinin yeniden gündeme geldiği bir vakitte bu ziyaretin yapılması, Tahran’ın paralel şekilde güvenlik kaygılarını yakın komşularıyla, en başta da Azerbaycan ile netleştirmek istediğini gösteriyor. İran tarafının Bakü’ye savunma bakanı düzeyinde bir heyet göndermesi, Tahran’ın Azerbaycan hattına ne kadar ciddi yaklaştığını kanıtlıyor. İran, ABD ile görüşmeler yürütse bile bu sürecin sonuçlarına tam olarak güvenmiyor ve olası senaryoları gözden geçiriyor. Tahran için temel sorulardan biri şudur: Bölge ülkeleri, özellikle de Azerbaycan, olası bir İran-Batı çatışması zemininde nasıl bir duruş sergileyecek? Bu endişenin temelinde, Bakü’nün son yıllarda Tel Aviv ve Washington ile gelişen ilişkileri yatıyor. Ülkenin gerek siyasi gerekse askeri çevrelerinde; Batı’nın, İran üzerine baskı kurma veya askeri müdahale senaryosunda Azerbaycan’ın coğrafi konumundan yararlanmaya çalışabileceğine dair bir ihtimal üzerinde duruluyor.
Ancak resmi Bakü’nün pozisyonu tamamen farklıdır. Bunu, 6 Şubat’ta Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in, Aziz Nasırzade başkanlığındaki heyeti kabul ederken söyledikleri de doğrulamaktadır.
Örneğin Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, şu anda dünyanın pek çok yerinde savaş ve çatışmaların devam ettiğini vurgulayarak, Azerbaycan’ın girişimiyle Güney Kafkasya’da artık barışın tesis edildiğini belirtti. Ayrıca bunun hem Azerbaycan hem de Ermenistan ile sınırı olan İran için büyük önem taşıdığına dair inancını dile getirdi. “Biz tüm dünyada barış olmasını, kan dökülmemesini, savaşların yaşanmamasını istiyoruz” diyen Azerbaycan Cumhurbaşkanı, ülkemiz nezdinde “savaştan barışa geçiş modelinin” sergilendiğini vurguladı. Yani bu, Bakü’nün bölgede istikrar taraftarı olduğunu, İran aleyhindeki herhangi bir askeri veya siyasi macerada yer alma niyetinde olmadığını açıkça gösteriyor. Bakü için istikrarsız veya savaşa sürüklenmiş bir İran, stratejik bir tehdittir. Böyle bir senaryo, Azerbaycan’ın milli güvenlik çıkarlarıyla çelişir ve bölgede elde edilen istikrarı tamamen altüst edebilir.
Azerbaycan’ın bu konudaki ana endişelerinden biri de olası bir mülteci akınıdır. İran içinde geniş kapsamlı bir gerginlik veya askeri çatışma yaşanırsa, milyonlarca insanın harekete geçmesi reel bir ihtimaldir ve bu akının ana istikametlerinden biri bizzat Azerbaycan olabilir. Bakü için bu sadece insani değil; sosyal, ekonomik ve güvenlik açısından ağır sonuçlar doğurabilecek bir senaryodur. Tam da bu nedenle Azerbaycan, kendi topraklarının ABD veya İsrail tarafından İran’a yönelik askeri operasyonlar için kullanılması ihtimaline prensip gereği karşıdır ve bunu açıkça kabul edilemez bulur.
Kanaatimce, Aziz Nasırzade’nin ziyareti ve taraflar arasında savunma alanındaki iş birliği perspektiflerinin tartışılması aslında bu karşılıklı endişeleri azaltmaya hizmet ediyor. Tahran Bakü’nün niyetlerini doğrudan duyma, Bakü ise kendi pozisyonunu açık ve şeffaf şekilde anlatma imkanı elde ediyor.
Cumhurbaşkanı görüşmede, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile yaptığı telefon görüşmesinde de Azerbaycan’ın bölgede oluşan durumdan duyduğu endişeyi dile getirdiğini ve bu gerginliğin giderilmesi için desteğini sunmaya hazır olduğunu belirtti. Mevcut bölgesel ve küresel konfigürasyonda Bakü sadece bir gözlemci değil, süreçlere etki edebilen rasyonel bir aktör olarak çıkış yapma imkanına sahiptir. İran’ın ABD ile görüşmeler sürecinde Türkiye’nin arabuluculuk veya platform teklifini kabul etmeyerek Umman seçeneğine öncelik vermesi, Tahran’ın ihtiyatlı davranışını gösteriyor. Türkiye bölgesel bir güç olarak net bir pozisyona sahiptir ve NATO üyesidir; bu durum İran için ek jeopolitik riskler yaratmaktadır. Umman ise geleneksel olarak sakin, dengeli ve “görünmez diplomasi” yürüten bir ülke olarak Tahran’ın güvenini kazanmıştır. Ancak bu seçim, Azerbaycan’ın potansiyel rolünü otomatik olarak devre dışı bırakmaz. Aksine Bakü, farklı, daha esnek ve özgün bir arabuluculuk modeli sunabilir.
Azerbaycan ne bir NATO üyesidir ne de ABD ile bir müttefiklik ilişkisi içerisindedir. Aynı zamanda İsrail ile iş birliği olsa da bu ilişkileri İran aleyhine ideolojik veya askeri bir bloklaşmaya dönüştürmemiştir. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in kabul sırasında dile getirdiği “Bölgede oluşan durumdan endişeliyiz ve gerginliğin ortadan kaldırılması için destek vermeye hazırız” fikri, aslında diplomatik açıdan arabuluculuk için kapıyı açık bırakan bir mesajdır
Turan Rzayev



Yorum gönder