PEYGAMBERLERE DUYULAN İHTİYACIN ZORUNLULUĞU

Qarabağda müharibə deyil, diplomatiyanın hərəkətə keçməsi lazımdr

doğu türkistan kalbimizin en köşesindedir

Rus gazeteci: Çavuşoğlu çok başarılı ve deneyimli bir diplomat

15 Temmuz Darbesi ve Türkiye Medyası

Gündem 20 Temmuz 2016
1.296

15 Temmuz Darbesi ve Türkiye Medyası
ayaz
Türkiye Cumhuriyeti tarihsel olarak çok darbeler görmüş ve kimsenin bu darbelerin demokrasiye karşı olmasına hiç şüphesi yok. Türkiye halkının 15 Temmuz darbesine karşı meydanlara çıkması, bu ülke de demokrasinin ne kadar önemli olmasının bir göstergesidir. Ama bu darbenin önlenmesinde, Türkiye medyası, Türkiye Cumhur Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Türkiye halkının üç ana unsur olarak çok büyük rolü oldu. Erdoğan’ın kendi karizmatık güçünü, son yıllarda çeşitli ittihamlar ile baskılar altında ezilen medyalar vasıtasıyla kullanarak halkı harekete geçirmesi, 15 Temmuz olaylarının en ilginç ve önemli noktasıdır. Erdoğan’ın darbe gecesi kullandığı medyaların bir kaçı, yıllardır AKP’lilerin büyük kısmı tarafından Türkiye siyaset alanında yaygın olan derin devlete veya dış güçlere bağımlı olmakla suçlanmaktadırlar. Bu yorumun yazarı olarak Türkiye’deki medyaların çeşitli güç merkezlerinden bağımsız olması iddiasında değilim belki ülkenin kamu alanında farklı medyaların çalışmasının ve seslerinin duyulmasını vurgulamak isterim, çünkü çeşitli sesli medyaya sahip olan toplumda, halk bunların hepsini duyarak kendi kararını daha mantıksal verebilir. Erdoğan darbe gecesi ceptelfonuyla TV kanallarına ulaşarak, ister istemez halkın kullandığı iletişim ağlarına büyük bir meşruiyet kazandırdı. Artık zor durumlarda internet ile çeşitli sosyal şebekelerin iktidar tarafından kontrol veya geçıcı olarak kapatılması çok zor olacaktır, çünkü devlet kendi varlığını bu medyalar nedeniyle kurtarmıştır. Cumhur Başkanı’nın böyle gayri resmi olarak medya kullanması, Türkiye siyaset alanında yeni bir sayfa açtı. Erdoğan, bu yeni sayfa ile direniş ve meydanlara yürüme hakkına da meşriyet kazandırdı. Şuan darbenin önlenmesinde, Cumhur Başkanı’yla beraber, yukarıda söz konusu olan diğer iki unsur yani medya ile halkın rolünün altını çizmek çok önem taşımaktadır, çünkü bu iki unsur belli gruplar tarafından kasten gözardı edilmektedir. Darbeden sonra hukuk çerçevesinde, askeri ve yargı gibi sistemlerde yapılan tasfiyeler, devletın hakkı olarak normal algılanabilir, ama bu tasfiyelerin gazeteciler, yazarlar ve medya alanına akın etmesi, kafa yorduğumuz demokrasi denilen şeyi yine engelleyecektir. Özgürlük, özellikle de ifade özgürlüğü denince akla gelen en önemli düşünürlerden biri John Stuart Mill’dir. Ona göre “gerçek eşitlikçi bir demokraside, her bir bireyin veya grubun temsil edilmesi gerekir. Aksi hâlde toplumda çoğunluğu oluşturan kesimin, geri kalan kesimler üzerindeki eşitliksiz ve ayrıcalıklı yönetimi söz konusu olacaktır”. Dolayısıyla başka alanlarla farklı olarak basın ve yayıncılık alanındaki insanları darbe yanlı olma nedeniyle tasfiye etmek, demokrasi için büyük bir tehlikedir. Darbenin önlenmesinde Cumhur Başkanının karizma gücünün büyük katkısı olduğu nedeniyle iktidar çok güçlü durumda ve geçici olsa da istediği çok şeyleri yapma şansına sahiptir, ama gerçek demokrasiye inanan bir iktidar, en güçlü zamanında azınlıkların haklarını korumalıdır. Dolayısıyla Türkiye’nin şimdiki durumunda meydanlarda atılan radikal dini sloganların hukuk çerçevesinde kontrol edilmesi, iktidarın en önemli görevidir. Aslında meydanlarda toplanan halkın belli bir kısmının radikal dini sloganlar atması yukarıda söylenen azınlıklar söz konusu olan bu kesim kendi sloganlarıyla 15 Temmuzdaki başarısız darbeyi halkın dinine karşı bir eylem olarak göstermek çabasındadırlar. Ama buna dikkat etmeliyiz ki bu darbe halkın dini inancına karşı değil, belki Türkiye devletçiliğine karşı bir eylem idi. Meydanlardaki etkinlikler, atılan sloganlar nedeniyle demokrasi növbetçisinden dini radikalizmin güçlenmesine yönelirse, demokrasinin temel ilkesi olan laiklik yıpranabilir.Günümüzdeki Türkiye’de sadece laiklik ilkesi sayesinde toplumun dinci kesimi dahil tüm grubların hakkı korunabilir.

Fardin Bayandor
KAFKASSAM Ortadoğu Çalışmaları Uzmanı
Facebook: Ayaz Sürgün

Yorumlar