PAŞİNYANIN BİZƏ QARŞI ARTAN TƏXRİBATLARINA NƏ ZAMAN CAVAB VERİLƏCƏK?

İran’la İsrail mi Anlaştı ?

“Macedonia: what happened, what’s happening, what might happen”

Ermenistan Başbakanı Paşinyan, Rus savaş uçağının “pilotu” oldu

Türk-Rus İlişkilerinde Dönüm Noktası

Gündem 20 Aralık 2016
696

Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’un Ankara’da, Çankara Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde düzenlenen ”Gezgin Gözüyle Kaliningrad’dan Kamçatka’ya Rusya” adlı sergide konuşmasını yaparken arkasında bulunan, kendisine koruma süsü vermiş silahlı ve işinden rapor almış bir polis memuru tarafından vurularak öldürülmesi sonucunda tüm gözler Rusya’dan gelecek olan açıklamaya çevrilmişti. Çünkü, iki ülke arasında yaşanan uçak krizinden sonra, ilişkiler geçtiğimiz Ağustos ayından bu yana yeniden düzelmeye ve gelişmeye başlamışken, böyle acı bir hadisenin yaşanması, şüphesiz ilk etapta yeni bir krizin işareti olarak yorumlandı ancak tahminlerin ötesinde olumlu sonuçlar doğurdu.
Türkiye’de uygulanan yayın yasağına rağmen, Rus haber ajansları büyükelçinin hayatını kaybettiğini duyurdu ve eş zamanlı olarak dünya medyasında da bu acı hadise yankı buldu. Rus Dış İşleri Bakanlığı öncelikli olarak Kremlin’e istihbarat raporu sunulduğunu ve gerekli açıklamanın yapılacağını belirtti. Bir süre sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rus Devlet Başkanı Putin’i telefonla arayıp bilgi verdiği haberleri basına yansıdı.
Daha sonra Putin ve Erdoğan eş zamanlı olarak kameralar karşısına geçtiler. Putin’in meydana gelen hadise karşısında üzgün olduğu ve bir o kadar da kızgın olduğu konuşmasından ve vücut dilinden anlaşılıyordu. Çünkü Rusya aynı zamanda önemli ve başarılı bir diplomatını kaybetmişti. Putin, önüne koyduğu defterden konuşmasına bir takım cümleler eklerken, bu cümleleri özenle seçmesi de gözlerden kaçmadı. Aynı şekilde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da konuşma ve vücut diline bakıldığında kızgınlıktan ziyade üzüntünün ağır bastığını söylemek mümkün. Cümleleri itinayla seçerek dile getirilmesi, mahcubiyet hissi duyduğunu da gösteriyordu. Konuşmasının sonundaki cümle de aslında liderlerin yanında halkı da ortak noktada buluşmaya teşvik ediyordu: Rusya ve Türkiye; başımız sağolsun!
Anlaşılan o ki bir takım çevreler tarafından Rusya ve Türkiye’nin başta Suriye meselesi olmak üzere, siyasi ve ekonomik gelişmelerde ortak hareket etmesi hedef alınmıştır. Uçak krizinin nedenleriyle alakalı bir şekilde değerlendirildiğinde, Moskova’da yapılacak olan dış işleri bakanları toplantısından hemen önce bu şekilde bir olayın meydana gelmesinin amacının, normale dönen ilişkilere darbe indirmek olduğu açıktır. Ancak iki lider bir önceki krizden ders çıkarmış olacaklar ki diyalog yolunu bu kez kapatmadılar ve telefon görüşmesi aracılığıyla bilgi paylaşarak ve daha da önemlisi Moskova’da gerçekleşecek olan toplantının iptal edilmeyeceğini vurgulayarak bunu ispat ettiler. Ayrıca alınan karar gereği, eylemin kimler tarafından ve ne amaçla yapıldığının incelenmesi için Türk ve Rus yetkililer soruşturmayı birlikte yürütüyorlar.
Uçak krizinden hemen sonra Putin, kendilerine bilgi verilmesini beklediklerini ancak Rusya’ya değil de NATO ile iletişime geçilmesinin kabul edilemez olduğunu vurgulamıştı. Dış İşleri Bakanı Çavuşoğlu’nun günler sonra bilgi vermek amacıyla kendisini aradığını belirten Rus Dış İşleri Bakanı Sergey Lavrov da, bir takım bahaneler öne sürülerek, telefonla görüşme talebinin neden geciktiği konusunda ikna edilmeye çalışıldığını söylemişti. Sonuç itibariyle de iki ülke ilişkileri derin bir yara almıştı.
Bu hadisenin önemli bir sonucu, Türk-Rus ilişkilerinin bundan sonraki dönemde daha da gelişerek devam edeceğidir. Yukarıda bahsedilen süreçten de anlaşılacağı gibi hedeflenenin aksine, iki ülke yetkilileri bunun bir provokasyon olduğundan emindirler ve iki ülke basını da buna inanmış bir şekilde yayınlarına devam etmektedir. Katilin, FETÖ ile bağlantılı olduğu haberleri her iki ülke basınında yer aldığına göre, her iki kamuoyu buna inanmaktadır.
Türkiye- Avrupa Birliği, Türkiye-Amerika ilişkilerinde esen soğuk rüzgarlar, bu olayla birlikte bir süre daha dinmeyecek gibi görünmektedir. Bununla bağlantılı olarak, Rusya’nın önümüzdeki süreçte Suriyeli muhalif gruplara bakış açısında bir takım değişmeler görebiliriz ve Türkiye’nin de Suriye yönetimine karşı tutumunda değişiklikler görmek bizleri şaşırtmasın.
Türkiye, Rusya ve İran’ın bölgesel problemleri çözme noktasında birlikte hareket etmeleri, önümüzdeki dönemde bir takım olumlu sonuçlar doğuracaktır. Kazakistan’ın başkenti Astana’da yeni bir zeminde, tarafların Suriye’de çatışan tarafları kabul etmesi durumunda görüşmelere başlanacağının açıklanmasıyla birlikte, bölgesel anlamda yeni bir denge merkezinin kurulması sağlanacaktır. Putin tarafından geçtiğimiz günlerde açıklanan bu öneriye, Kazakistan Cumhurbaşkanı N. Nazarbayev’in ‘bunu organize etmeye hazırız’ şeklinde cevap vermesi barışçıl çözüm çabalarını destekler niteliktedir. Ayrıca Türk-Rus ilişkilerinde uçak krizinin sonlanmasında Nazarbayev’in oynadığı rol göz önünde bulundurulduğunda, Astana’nın diyalog merkezi olarak seçilmesi yerinde bir karardır.
Bu noktada Türk-Rus ilişkilerinin ana gündem maddeleri önem sırasına göre değinmek yerinde olacaktır: Suriye’de barışçıl çözüm, enerji projelerinin sağlıklı bir şekilde hayata geçirilmesi, ekonomik ilişkilerin derinleştirilmesi, karşılıklı olarak ekonomik kısıtlamaların kaldırılması, Rusya’nın vizesiz rejime geri dönmesi ve sosyo-kültürel bağların kuvvetlendirilmesi.
Sonuç itibariyle, Türk-Rus ilişkileri bu acı hadisenin sonucunda politika yapıcıların kararlı tutumlarıyla yeni bir ivme kazanacaktır. Ülkemizde görevine yerine getiren bir büyükelçinin, böyle bir hadise sonucunda hayatını kaybetmesi hepimizi derinden üzmüştür. Andrey Karlov ismi güçlü bir sembol olarak, iki ülke ilişkilerinin tarihinde şimdiden bir dönüm noktası olarak yerini almıştır.
Ali Emre SUCU/St. Petersburg

Yorumlar