Suudi Arabistan’da darbe!

Rus uzman: Altınlarını ABD’den getiren Türkiye demek ki S-400 füzesini kesin alacak!

Rus milletvekili: Erdoğan S-400 konusunda ABD’nin baskısına boyun eğmeyecek

Rus uçakları Suriye’de kimyasal saldırı provokasyonuna hazırlanan teröristleri imha etmiş

Kendi ülkesinde meşru egemenliğini temin etmek üzere harekete geçen Irak Ordusu

Gündem 16 Ekim 2017
123

Peşinen belirteyim. Kendi ülkesinde meşru egemenliğini temin etmek üzere harekete geçen Irak Ordusu’na başarılar dilerim. Yüzbinlerce sivilin yeniden yollara dökülmesi, Irak’ın yeni bir etnikler arası savaş sürecine girmesini tezgahlayan, tüm uyarılara kulak tıkayan ve 25 yıldır tırnağının geçtiği yerde saltanatını hoyratça tahkim eden Barzani’nin bu işin sonunda okkalı bir ders almış olmasını temenni ederim. Herkese demokrasi öyküsü anlatanların, her konunun uzmanlarının, “çözümcülük” zamanı bazı gazetelere sırnaşık yorumlarla “gerçekle yüzleşin” numaraları yapanların, onun (Barzaninin) diktasını sorguladıklarına hiç şahit olmadık. Irak (Arap, Kürt, Türkmen, Gayrımüslim olsun) Iraklılarındır. Kerkük, Irak’taki Türkmen varlık ve kültürünün kalbi, Elazığ’dan Urfa’ya, Van’dan Tebriz’e uzanan billur, zarif ve zengin Oğuz Türk kültürünün göz bebeğidir. Petrol bakımından muazzam zenginliği nedeniyle “El koydum oldu” politikalarına kurban edilmeyecektir. 2003-2004’te doldurma yerleştirilenlerin şimdi buldukları araçla şehirden gittikleri yönünde haberler geliyor. İki gündür çatışmaların yaşandığı Tuzhurmatı’nın kimliği de sahibi de bellidir. Etrafındaki köylerin adlarına içindeki mahallelerin adlarına bakmak yeterlidir. (Sarı tepe, Tokmaklu, İmam Ocak, Şirince Bulak, Kazan bulak, Haydar Beg, Kara Hasan, Başbulak….yüzlerce yazabilirim.) Devletler dış politikada kriz durumlarında iyi hesap edilmiş bir öncelikler sıralaması yapmak zorundadır. Türkiye’nin önceliklere uygun bir bir karar verdiği ve bunun önceki politikalardan esaslı ölçüde farklı olduğu anlaşılıyor. Kararında kaim olmasını dilerim. Barış ve huzur da böyle mümkün olacaktır. Irak hükümeti, “devlet” refleksi gösteriyorsa bundan sonra mezhepçilik ve/veya etnikçilikle devletliğini sürdüremeyeceğini, tam hakimiyet tesisinin ertesi sabahı “herkesin devleti”, “kimsesizin kimsesi” olması dışında seçeneğinin bulunmadığını bilmelidir. Bu, bölge dışı güçleri bölgenin uzağında tutmanın en doğru yolu.
Yalçın Sarıkaya

Yorumlar