ALMATI’DA TERÖR SALDIRISI VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Kabz ile bast arasında İran

9 Ağustos’daki Erdogan-Putin görüşmesinde ne konuşulmalı? (1)

Emir Tahiri: İran’ı tarihi bir çıkmaza sürükleyen oyun

Hasan Fahs: İran’ın Taliban ve ABD konusunda kafası karışık

İran 18 Ağustos 2021
38
MAKEDONYA'DA SINAVSIZ ÜNİVERSİTE

İranlı siyasetçilerin Afganistan’daki gelişmeleri yakından takip ettiğine şüphe yok. Taliban hareketi liderlerinin tüm Afgan topraklarını kontrol ettikten sonra başkent Kabil’e girişi, ABD ve NATO güçlerinin bu ülkeden çekilmesi sürecine eşlik eden yansımalar, Taliban’ın geri dönüşünden kaynaklanan zorluklar ile ilgili tartışmalar sürüyor. Başta Rusya ve Çin olmak üzere Orta Asya bölgesi, Pakistan ve Hindistan gibi ilgili ülkelerin uluslararası toplumun pozisyonları üzerindeki etkisi, Taliban unsurlarının ortak sınırlar boyunca yayılması, sınır bölgelerine akın edenler ve İran topraklarına geçen mülteci dalgaları İran’ın karşı karşıya olduğu zorluklar arasında. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan çevirdiği habere göre tüm bu meseleler, İran’ın gündeminin üst sıralarında yer alıyor.

Belki de en çok Tahran, ABD yönetiminin ve NATO’nun Afganistan’daki doğu kanadından çekilme kararından memnun. Zira belki de bu memnuniyet, özellikle ‘Kudüs Gücü Komutanı General Kasım Süleymani’nin 3 Ocak 2020 sabahı Bağdat Havaalanı yakınında öldürülmesine yanıt olarak, rejimin Dini Lideri’nin sunduğu vizyon veya strateji bağlamına ve ABD güçlerinin, özellikle Afganistan, Irak ve Suriye olmak üzere Batı Asya bölgesinden çıkarılmasına dayalı. Söz konusu geri çekilme ile bu yılın sonunda ikinci aşamanın tamamlanması ve ABD savaş güçlerinin Irak’tan çekilmesinin başlaması beklentisiyle oluşturulan stratejinin ilk aşaması gerçekleştiriliyor. Öyle ki sonuç olarak İran’ın çabaları, ABD’nin Suriye’den geri çekilmesiyle üçüncü aşamasına geçilecek olan süreçte de devam edecek. Bu iki aşamada İran tarafı için önemli olan, tam bir geri çekilmeye bağlılık olmayacak. Aksine savaş gücünün, söz konusu iki ülkeyi (Irak ve Suriye) kısa veya uzun vadede terk edecek olması İran açısından oldukça önemli.

Bunların yanı sıra Tahran, en çok Afganistan’dan çekilmenin yansımaları ve bunun Batı Asya bölgesindeki duruma ve dikkatle kurduğu dengelere olan etkileri konusunda endişeli olabilir. Özellikle çekilme kararından bu yana ilgili ülkelerle yaptığı ittifakların ve ilişkilerin derinliği ve bu bölgedeki olayları etkileyen yansımaları önemli. Bu, planlanan tarihten önce Afgan başkentinde meydana gelen dramatik olaylar; planlanan ve beklenen bağlamların dışındaki her türlü gelişmeyi engellemek için ipliklerini örmeye çalışan İran’ın hesaplarını karıştırabilir. İran’daki siyasi ve askeri liderler, Taliban hareketinin iktidara geri dönüşünü bir şekilde memnuniyetle karşılayan, sert olmayan tutumlarını pazarlamaya ve haklı çıkarmaya çalışmaktan vazgeçmediler.

İran’daki karar çevreleri, Afganistan’daki gelişmeleri ve ABD’nin bu ülkedeki yirmi yıllık varlığının bir sonucu olarak siyaset sahnesine hâkim olan kaosu seyrediyorlar. Bu çevreler, söz konusu varlığın Afgan halkına etnik, ulusal ve mezhepsel sosyal bileşenler arasında anlayışlar oluşturabilecek güçlü bir devlet inşa etmede yardımcı olmadığı görüşündeler. Öyle ki onlara göre bu varlık, ülkenin altyapısını ve ekonomisini yok etmenin yanı sıra Afganistan’a yalnızca daha fazla kargaşa, istikrarsızlık, güvensizlik ve süren çatışmalar getirdi.

Taliban hareketi ile ABD yönetimi arasındaki müzakerelere Afgan hükümetini de dahil etme ve Doha müzakereleri dışında iki Afgan tarafı arasında arabulucu rolü oynama çabalarının başarısız olmasına rağmen Tahran, Taliban liderliği ile aralarındaki ilişkinin geleceğine dair anlayışlar sağlamayı ve ABD güçleriyle açık savaş yıllarında bu hareketle kurduğu kanallardan yararlanmayı başardı. Ayrıca bir noktada birleşen karşılıklı hizmetler çerçevesinde ABD güçlerini zayıflatmak ve bu ülkeden çekilmeye zorlamak için çalıştılar.

Bunların ortasında Afganistan’daki son bilgilere göre Taliban liderlerinin ve unsurlarının Kabil’deki saraya girişi ile Devlet Başkanı Eşref Gani’nin ‘ülkeyi siyasi ve anayasal bir boşlukta, bir kaos halinde ve devlet kurumlarının yokluğunda bırakarak’ önce Tacikistan’a, oradan da Umman Sultanlığı’na gidişine şahit olundu. Bu, bölgesel ve uluslararası hamleler ve yeni durumla ilgili Afgan taraflarını geçici bir hükümet kurmaya ikna etme çabalarıyla bağlantılı olarak gelişti.

Taliban’ın hızlı ama beklenen yükselişi, İran rejimi liderliğinin gerginliğini yok etmedi. Aksine rejimi, hareketin bir sonraki aşamadaki stratejisini anlamaya çalışmaya itti. Tahran’da bu stratejinin ‘savaş ve barış’ ilkesine dayandığına, yani siyasi taraftaki müzakere yeteneklerini geliştirmek için ‘Afgan toprakları üzerinde ilerleme ve saha kontrolünü kullanma’ seçeneğine inanılıyor. Bu durum, hareketin yürüttüğü kademeli askeri faaliyetler ve bölgelerin kademeli olarak kemirilmesi, başkentin kuşatılması, ardından da devlet kurumlarına el koyulması ve Eşref Gani hükümetinin düşüşünün ilan edilmesiyle ortaya çıktı. Bunlar harekete üstünlük, çözüm ve diyalog önerileri ve hatta kabul edilmemesi halinde koşullarını dayatma gücü verdi.

Tahran’a göre Taliban stratejisinin diğer boyutu, iktidarda en büyük payı elde etmesine dayanıyor. Bu da kendisini temsil eden tek renkli bir hükümet kurmaya gitmeyeceği inancına yol açıyor. Çünkü hareketin liderleri, böyle bir seçeneğe gitmenin (yani tek renkli bir hükümet kurmanın) kendilerine yardım etmeyeceğini veya uluslararası açıdan tanınmışlık elde etme çabalarını kolaylaştırmayacağını biliyor. Aynı şekilde bu seçeneğin, ülke içinde karşılaşabilecekleri güçlükleri çoğaltması, kendilerine karşı rekabet eden ya da karşı çıkan tarafların ve güçlerin düşmanlığını artırması muhtemel görünüyor. Bu nedenle Taliban’ın en büyük paya, güce ve etkiye sahip olacağı bir koalisyon hükümeti seçeneğine gitmesi bekleniyor.

Tahran, Taliban liderliğinin geçtiğimiz günlerde kurulduğu açıklanan Koordinasyon Komitesi ile olumlu bir şekilde ilgileneceğini olası görüyor. Komite, eski Devlet Başkanı Hamid Karzai, Başkan Yardımcısı ve Ulusal Uzlaşma Komitesi yetkilisi Abdullah Abdullah ve Hizb-i İslami partisinin lideri Gulbeddin Hikmetyar’ı içeriyor. Ayrıca komitenin, Afganistan içindeki diğer aktif siyasi akımları içerecek şekilde genişletilmesi, misyonu gerçek ve kalıcı bir hükümetin doğuşunu kolaylaştırmak olan bir geçici hükümet için çalışması bekleniyor. Aynı şekilde Taliban liderliğinin ortaya koyulan tavırları, hareketin iktidardaki varlığına ulusal meşruiyet kazandırmak ve uluslararası topluma entegrasyon sürecini kolaylaştırmak için diğer Afgan güçleriyle bir ortaklık kurma çabasını da doğruluyor.

Afganistan’daki olayların gelişimi tüm olasılıklara açık. Bu aşamada şu an veya belirginleşme sürecinde olan üzerinde durmak mümkün değil. Bu nedenle birçok iç aktörün mevcut gelişmelere katılımlarını, rollerini ve etkilerini sağlamlaştırmaya çalışması nedeniyle Afgan arenasının gelecekte geniş dönüşümlere ve gelişmelere tanık olması bekleniyor. Söz konusu aktörler, olanlarda bu uzun vadeli hedeflere ulaşma fırsatı görüyor. Bunların yanı sıra bölgesel ve uluslararası oyuncular, bu ülkenin geleceğinde ve Orta Asya bölgesine yönelik uzantılarında daha büyük bir role ve daha geniş bir etkiye sahip olmaya çalışacaklar.

Hasan Fahs
şarkulavsat

Yorumlar