Güney Koreden ABDye ziyaret

Rus askeri istihbaratının (GRU) yeni kuşak silahları Systema ve Nooscope!

Черкесское политическое движение продолжает усиливаться. Это сравнительно недавний феномен, последних пары десятилетий.

Նիկոլ Փաշինյանի պատմական այցը. բարձր նոտա Թբիլիսիում

JEO-POLİTİK, JEO-MEZHEPÇİLİK: İRAN VE HAŞDUŞŞABİ

İran 25 Kasım 2016
509

Ortadoğu, yıllardır içinde bulunduğu çatışma ortamının, belki de tarihte hiç olmadığı kadar riskli bir yapıya evrilmesi tehlikesi ile karşı karşıyadır. Geçmişte, ağırlıklı olarak, siyasal ve jeo-politik saiklerle ortaya çıkan ve süregelen çatışmaların bağlamsal temelinin daha çok toplumsal yapıya doğru kaydığını görmekteyiz. Bu bağlamsal temel, etnik ve mezhepsel faktörlerin birer çatışma motivasyonuna ve kaynağına dönüşmesini ifade etmektedir. Bu tablonun oluşumunda bölgesel aktörlerin dahli ve hamleleri büyük bir yer tutmaktadır. Bölgedeki etnik ve mezhepsel unsurların yönlendirilmesinde önemli role sahip olan ülkeler, oluşan bu yeni tablonun mimarı ve koruyucu konumundadırlar. Bu bağlamda akla gelen ilk ülke İran’dır.
İran, özellikle Suriye krizinin ortaya çıkmasının ardından uygulamaya başladığı bölgesel güvenlikleştirme politikası gereğince, bölgede, özellikle mezhepsel yapılar ile yoğun temas içerisinde ilişkiler geliştirmiştir. Irak ve Suriye’de, mezhepsel argümanlar temelinde geliştirdiği söylemler ile tehdit algısı yaratıp, tehdidin bertarafı ve tehdide maruz kalanların koruyuculuğu rolüne bürünen İran, bu strateji çerçevesinde bu bölgelerdeki silahlı Şii gruplar ile askeri, stratejik, ekonomik ve siyasi destek kategorilerinde temas kurmuş, hatta kendi stratejisi gereğince bizatihi, oluşumunu kendisinin gerçekleştirdiği yapıların ortaya çıkmasını sağlamıştır. İran bu stratejisi ile, jeo-politik nüfuzu hiç olmadığı kadar geliştirmekte, mezhepsel yapılar üzerinden uyguladığı hamleler jeo-mezhepçi strateji olarak tanımlanabilecek yeni bir stratejiyi gündeme getirmektedir.
İran’ın, bölgesel güvenlikleştirme faaliyetlerinin aktör ve bağlamsal düzeyde somutlaşmış hali Haşduşşabi isimli silahlı gruptur. Türkçe, “Halk Seferberlik Güçleri” ya da “Gönüllü Halk Güçleri” anlamına gelen Haşduşşabi, esasen bir çok silahlı grubu bünyesinde barındıran bir şemsiye örgüt yapısına sahiptir. “Seray es Selam”, “Asaibu Ehlil Hak”, “Ketaibu Hizbullah”, “Ebul Fazl Abbas Tugayı” gibi bir çok paramiliter Şii yapılanmadan oluşan örgüt, özellikle Irak’da DAEŞ’e karşı mücadelede aktif rol almaktadır. Askeri, ekonomik ve siyasal açıdan İran’a bağlılığı bilinmekte olan Haşduşşabi, İran’ın, bölgede “Şiileri koruma” söylemi ile geliştirdiği güvenlikleştirme stratejisinin en önemli aktörlerinden bir tanesidir. Türkiye’nin Musul’da gerçekleştirilecek olan operasyona katılımı, Başika’daki Türk varlığı ve genel olarak Irak’daki Türkiye varlığı konularında tehditkar söylem ve tavır ortaya koyan Haşduşşabi, Türkiye örneğinde, İran açısından hangi işlevlere sahip olduğunu göstermektedir. Buna göre Haşduşşabi:
• Bölgede İran’ın doğrudan karşı karşıya gelmekten imtina ettiği ülkelere karşı tehdide varan tavırların sergilenmesi (Türkiye örneğinde olduğu gibi)
• Bölgede Şii mezhepçiliğinin, İran’ın jeo-mezhepsel politikasına uygun olarak pratikte hayata geçirecek faaliyetlerde bulunulması, bu faaliyetlerin sürdürülmesi ve mezhepçi atmosferin ve bu yöndeki propaganda uygulamalarının sürekli olarak etkin kılınması,
• Irak’da ordu ve polis güçlerinden daha etkin bir konuma ve sahip olarak, Irak topraklarında asayiş ve “DAEŞ’den Özgürleştirme” operasyonlarında asli unsur haline gelmek, bu itibarla İran’ın Irak’daki jeo-politik nüfuzunun koruyuculuğunun sağlanması gibi önemli fonksiyonlara sahip bir araç konumundadır.
İran’ın jeo-politik ve jeo-mezhepsel aracı olan Haşduşşabi yapılanması bölgedeki dinamikler açısından son derece riskli bir atmosferin ortaya çıkma olasılığına hizmet etmektedir. İran’ın, bölgede uygulamakta olduğu politikada her hangi bir değişikliğin gerçekleşmemesi bu olasılığın güçlenmesine neden olacaktır. Bu durum ne Haşduşşabi’nin ne de İran’ın telafi edemeyeceği ve altından kalkamayacağı oldukça tehlikeli gerilimleri meydana gelmesine temel teşkil edecektir. Çağatay Balcı

Yorumlar