Alman uzman: Türkiye ekonomisinin çökmesi Almanya’nın da zararına olacaktır

Rus uzman: DTÖ neden ABD’nin Türkiye’ye yönelik yaptırımlarına sesini çıkarmıyor?

Nikol Paşinyla Respublikaçılar Partiyası arasındakı gərginlik getdikcə qızışır

Türkiye’de dinlerarası diyolog fetöcülerden sonra Selefi RABITA tarafından yürütülüyor!

Sāzmān-e mojāhedin-e khalq-e irān MOSSAD’a Tiran’da ofis açtırdı Arnavutların keyfi kaçtı!

Gündem 5 Haziran 2018
435

Mossad dünya genelinde en başarılı istihbarat örgütlerinden kabul edilir ve birçok ülkede haber toplamadan tutunda infazlara kadar operasyonlar gerçekleştirir. Ancak MİT ne zaman karşısına çıksa eli ayağına dolaşır. Mesela; MOSSAD bağlantılı seçim öncesi büyük şehirlerde önemli siyasi hedefleri vurmak üzere yetiştirilen 5 suikastçı, 10 Ağustos 2014 seçiminden iki gün önce Suriye sınırında öldürülmüştü.(1) 21 Ekim 2013’te İsrail’in, kendisine çalışan 10 İranlı ajanı Tahran’a bildirdi diye MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı suçladığı, ABD’nin de bu yüzden, predatorları Türkiye ’ye vermediği iddia edilmişti. “Hakan Fidan’a yönelik kara propaganda” olarak nitelendirilen ajan krizi, 2010’daki Mavi Marmara baskınından yaklaşık bir yıl sonra ortaya çıktı. MİT, İsrail askerlerinin Gazze’ye yardım götüren Mavi Marmara gemisine operasyon düzenlemesinin ardından İsrail gizli servisi MOSSAD ile ilişkilerini askıya aldı ve MOSSAD’a ilişkin bazı bilgileri İran ile paylaştı. ABD ve İsrail, bu duruma sert tepki gösterdi. Akabinde de ABD, Türkiye’nin kendisinden talep ettiği 10 Predatoru (insansız silahlı hava araçları) Ankara’ya vermekten vazgeçti. ABD ve İsrail’deki bazı medya organlarının MİT Müsteşarı Hakan Fidan aleyhindeki haberleri servis etme nedeni, Türkiye’nin sonradan almaktan vaz geçtiği füze savunma sistemi ihalesini Çin’e vermesiydi.

Mavi Marmara baskınının etkisiyle Ortadoğu’daki istihbarat çalışmalarını MOSSAD yerine İran ajanlarıyla yürütmeye başlayan MİT, bu süreçte İran istihbaratı ile birçok bilgi paylaştı. Bu süreçte, CIA, MOSSAD, KGB ve İran istihbarat teşkilatı SAVAK arasındaki gizli savaş alevlendi. Suriye krizi de istihbarat birimleri arasındaki çekişme ve kutuplaşmanın artmasına vesile oldu. Rus gizli servisi KGB, İran ve Suriye istihbaratlarıyla birlikte hareket etmeye başladı. MİT o dönemde konjonktürel olarak Suriye konusunda CIA ve MOSSAD’ın yanında yer almak zorunda kaldı. Bu duruma tepki gösteren İran istihbaratı, MİT’in daha önce kendisiyle paylaştığı veriler konusunda MOSSAD’a bilgi sızdırmış, İran, böylece MİT’i, ABD ve İsrail başta olmak üzere batılı devletler nezdinde zor durumda bırakmıştı.(2) Ancak bu olayı farklı değerlendirenler de var. Bunlardan biri de Kariyerine CIA’in operasyonlar merkezi (Directorate of Operations) bölümünde başlamış olan Reuel Marc Gerecht. Diyor ki; MİT’in gerçekten de basına yansıdığı gibi 10 İsrailli ajanı ele verdiği doğruysa, bundan MİT’den çok MOSSAD’ı sorumludur. CIA’in ”Gizli Servis” olarak anılan bölümünde uzun yıllar görev yapmış Gerecht’e göre, ”eğer gerçekten MİT bu değerleri biliyor ise bu MOSSAD’ın laçkalığını gösterir, aslında. İsrail’in Türkiye’nin bir süredir onlar için bir düşman ortam olduğunu bilmesi gerekir. MOSSAD, bu tür faaliyetleri terk etmeli ve Türkiye’yi ‘reddedilmiş operasyonlar toprağı’ olarak kabul etmeliydi.” (3)

Arnavutlar ve Yahudiler arasında tarihi bir düşmanlık yok. Hatta II. Dünya savaşı sırasında Soykırım zamanlarında Naziler’den kaçan Yahudi aileleri barındıran ve onları korumak için hayatlarını riske atan Arnavut Müslümanlardan söz etmek mümkün. İtalya 1939’dan başlayarak Benito Mussolini1943 yılında devrilene kadar Arnavutluk’u işgal etmişti. Bu tarihten sonra ise işgali Almanya üstlendi. Savaştan önce Arnavutluk’ta sadece 200 Yahudi’nin yaşadığı sanılıyor. Bu sırada ise Müslümanların toplam nüfusa oranı %70 civarındaydı. İşgal yıllarında neredeyse 10 sefer Polonya, Yugoslavya, Çekoslovakya, Yunanistan ve İtalya’dan kaçan Yahudiler kendilerine sığınacak salim limanı Arnavutluk’ta buldular. Savaş sonunda Yahudi nüfusu artan Avrupa’daki tek ülke Arnavutluk’tu. Savaş sonrasında, burada saklanan Yahudilerin büyük bir kısmı kendi ülkelerine geri dönerken, bir kısmı ise İsrail’e göç etti.(4)

Arnavutluk’un etnik yapısı, Avrupa’ya yakınlığı ve geçiş yollarının üstünde bulunması gibi coğrafi konumu nedeniyle İsrail’in yakın markajında. Bu ilginin uyanmasında ABD Arnavutluk işbirliğinin payı küçümsenmemeli. Arnavutluk İsrail yakınlaşmasının tarihçesi, Arnavutluk eski Başbakanı Sali Berişa’nın, üç günlük Kudüs ve Tel Aviv ziyaretine uzanıyor. Bu ziyaret sonrasında, iki ülke, eğitim, bilim ve teknoloji, iletişim, sağlık, turizm, tarım ve enerji alanlarında işbirliği görüşmeleri yoğunlaştı. Arnavutluk ile İsrail arasındaki ekonomik, siyasi ve kültürel diyalog sonunda 2013’te Tiran’da, Arnavutluk-İsrail Ticaret Odası da açıldı. Şimdilerde buna istihbarat işbirliği de eklendi. İsrail’in MOSSAD’ı neyse Arnavutluk Devlet İstihbarat Servisi (Arnavutça: Shërbimi Informativ Shtetëror) bilinen adıyla SHISH’de o. Milli İstihbarat Servisi (Shërbimi Informativ Kombetar, SHIK) Arnavutluk Meclisi tarafından 1991’de sosyalist dönemin istihbarat teşkilatı olan Sigurimi’nin yerine kurulmuştu. Gün geçtikçe Ajans iç muhalefeti yönetmek ve rejimin bireysel üyelerinin çıkarlarını korumak için kullanılmaya başlandı. Kasım 1999’da SHIK’in adı SHISH olarak değiştirildi. Servisin günümüzdeki müdürü Visho Ajazi Lika.(5)

24 May 2018’de Arnavutluk Savunma Bakanı Olta Xhaçka’nın, İsrail’e gerçekleştirdiği temaslarda MOSSAD ve Arnavutluk Devlet İstihbarat Servisi SHISH arasında bilgi değişimi ile ile ilgili mutabakat imzalandı. Olta Xhaçka’nın iki günlük resmi ziyareti kapsamında İsrail Savunma Bakanı Avigdor Liberman ile bir araya geldiği ve iki bakanın, bu ziyareti, Arnavutluk ile İsrail arasında siyasi ilişkilerde önemli bir adım gibi değerlendirdiği belirtilmişti. Xhaçka ve Liberman arasında düzenlenen görüşmede, kibernetik güvenlik, askeri sanayisi, askeri eğitim gibi konular incelendi. İsrail Savunma Bakanı Liberman, Batı Balkanlar bölgesinde güvenlik ve barışın garantilenmesinde Arnavutluk’un rolüne vurgu yaptı. Arnavutluk’un bölgede güvenliğinde stratejik müttefik olarak aynı değerlere sahip olduğunu belirtti. Terörizme karşı mücadelede İsrail’i NATO’nun değerli müttefiki gibi nitelendiren Bakan Xhaçka da iki ülke arasında güvenlik ve savunma alanlarında işbirliği için bir memorandum hakkında Arnavutluk’un hazırlığından söz etti.(6) Arnavutluk kamuoyunun bu gelişmeden memnun olduğu pek söylenemez. Çünkü Katolik Kilisesinin en güçlü bir yapıya sahip olduğu ülkede Vatikan ve İtalya ile ilişkilerin gerginleşmesi riski mevcut. Gözlemciler Arnavutluk Savunma Bakanı Olta Xhaçka’nın İsrail’deki resmi ziyaretinin doğrudan ve somut etkisini tartışıyor. İki ülke arasındaki anlaşmanın parçası olarak, İsrail Terörle Mücadele Bürosu, İsrail Dışişleri Bakanlığı’nın meşhur “Mossad” ofisi Bakan Xhaçka’nın İsrail ziyaretinden birkaç gün sonra Tiran’da açıldı.

Bu önemli bir siyasi gelişme görülüyor ve bundan sonra MOSSAD’ın daha açıktan faaliyet yapacağı, meşru zeminde hareket edeceği belirtiliyor. Bazı sivil toplum önderleri ve gazeteciler; MOSSAD’ın Tiran’da aleni faaliyetlerinin Arnavutluk halkını rahatsız edeceğini gündeme taşıyor. En büyük korkuları dindar Arnavutların terörist ilan edilmesi ve terörizmle mücadele çerçevesinde dindar Arnavutların hedef alınması. Bir diğer kaygı da Arnavutların mahremiyetinin İsrail gizli servisi tarafından deşifre edilmesi.(7) Bazı uzmanlar İsrail gizli servisinin zaten Tiran’da örgütlü olduğunu perde arkasından faaliyet gösterdiğini söylüyor. Hatta MOSSAD’ın Tiran’da ofis açmasıyla Tel Aviv ile Tahran arasındaki Suriye’deki askeri çatışmaya büyük ölçüde yansıyan güçlü çatışma da bir adım öne geçtiği yorumunu da yapanlar var. İsrail’in Arnavut yetkilileri ikna etmesinde Tiran’da ABD ve Fransa tarafından yerleştirilen İranlı muhalif Halkın Mücahitleri Örgütü’nün (سازمان مجاهدين خلق ايران sāzmān-e mojāhedin-e khalq-e irān) varlığı etkili oldu. Arnavut basınında yer alan haberlere göre İsrailli yetkililer Halkın Mücahitleri’nin İran rejimine muhalif görünümlü ama Tahran gizli servisi gibi çalışan bir örgüt olduğunu düşünüyormuş. New York Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi profesörü olan Profesör Shinasi Rama, bu konuda benim gibi düşünenlerden diyor ki; aşağıdan ve yukarıdan gelen getirilen yabancılar ve Arnavutluk hükümeti bir iç savaşa veya din savaşına hazırlanıyor! Ortam her an tutuşmaya hazır kuru ot gibi. Bir kıvılcım yeter. (8)

ABD’nin Arnavutluk’ta 1965’de Şah Muhammed Rıza Pehlevi rejimini devirme amacıyla kurulan İslamcı sosyalist örgüt, İranlı Halkın Mücahitleri/sāzmān-e mojāhedin-e khalq-e irān. Liderliğini Meryem Recevi’nin yaptığı Halkın Mücahitleri örgütü, 1979’da gerçekleşen İran İslam Devrimi sonrasında yeni rejime karşı silahlı eylemler gerçekleştirmişti. İran-Irak Savaşı sırasında İran rejimine karşı Saddam yönetimiyle işbirliği yapan örgüt, genel merkezini 1986’da Irak’a taşımıştı. 1997’de ABD’nin terör örgütleri listesine alınan örgüt, Avrupa Birliği’nin terör örgütleri listesinden 2009’da çıkarılmıştı. ABD’de Halkın Mücahitleri Örgütü’nü 1997’de terör örgütleri listesine koymuş ancak 2012’de şiddeti terk ettikleri gerekçesiyle bu listeden çıkarmıştı. Saddam sonrası Irak’ta nüfuzunu artıran İran rejimi, en büyük tehdit gördüğü Halkın Mücahitlerinin Irak’taki kamplarından çıkarılması için her türlü yolu denedi. Irak yönetimine baskı yapıldı. Adı geçen örgütün kamplarına silahlı saldırılar ve askeri operasyonlar düzenlendi. Baskılardan bunalan Irak yönetimi ilk iş olarak kamların yerlerini değiştirdi.

28.12.2011’de Birleşmiş Milletler ve Irak, İran rejim muhaliflerinin kaldığı Irak’ın kuzeydoğusundaki Diyala vilayetinde bulunan Eşref kampının, Bağdat havaalanı yanındaki eski ABD askeri üssü Camp Liberty’e taşınması konusunda anlaşmıştı. Ancak bu önlemler saldırıları durdurmaya yetmedi. 30 Ekim 2015’te Bağdat havaalanı yakınlarındaki eski Amerikan üssü Camp Liberty’de kalan örgüt üyeleri füze saldırılarına hedef oldu. Halkın Mücahitleri Örgütü eski askeri üsse 80 füze atıldığını ve 23 üyesinin öldüğünü açıkladı. Liderleri Meryem Recevi saldırıdan İran rejimini ve Irak hükümetini sorumlu tuttuğunu açıkladı. O dönemde İran rejimiyle ilişkilerini düzeltmeye çalışan ABD yönetimi, İran ve Irak hükümetleriyle papaz olmamak için Halkın Mücahitlerini bir başka ülkeye taşımayı projelendirdi. Bu çerçevede ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, kampta kalan diğer üyelerin Irak dışında güvenli bir yere taşınmasında BM’ye yardım edeceklerini söyledi.

Ancak bu projenin 30 Ekim 2015’ten çok önce hazırlandığı, 18 Mart Pazartesi 2013’te Arnavutluk Başbakanı Sali Berişa’nın, ABD’li yetkili Barbara Leaf ve Birleşmiş Milletler’in (BM) Irak özel temsilcisi Martin Kobler ile başkent Tiran’da bir araya gelmesiyle ortaya çıkmıştı. Arnavutluk Başbakanı Sali Berişa, Arnavutluk’un, “Halkın Mücahitleri” örgütü üyesi İran uyruklu 210 kişiye sığınma hakkı vereceğini açıklamıştı. İşin garip tarafı Başbakan Berişa’nın, ABD ve BM yüksek yetkililerinin ziyaretinin, mükemmel ilişkilerinin bir göstergesi olduğunu söylemesiydi. Görüşmede, Irak’ta bulunan “Halkın Mücahitleri” örgütünün bazı üyelerinin transferi ve bu kişilerin Arnavutluk’a sığınması konusunun da ele alınmış, ABD Dışişleri eski Bakanı Hillary Clinton’a, Arnavutluk ziyaretinde hükümetin, 210 kişiden oluşan gruba sığınma hakkı vermeye hazır olduğunu ilettiği gündeme getirilmişti. ABD’nin Yakın Doğu sorunlarından sorumlu devlet bakan danışmanı Barbara Leaf ise Tiran yönetiminin bu konudaki tutumunun, ABD’nin gerçek dostu olduğunu gösterdiğini ifade etmiş, BM’nin Irak özel temsilcisi Kobler de Arnavutluk’un kararını, uluslararası kurumlarla mükemmel işbirliğinin göstergesi olarak nitelendirmişti.

10 Eylül 2016’da Irak Başbakanlığı, İran rejimine muhalif “İran Halkın Mücahitleri Örgütü’nün Irak’taki varlığına son verildiğini bildirdi. Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiserliği ile işbirliği halinde Örgüt üyesi 280 kişiden oluşan son grubun Bağdat’taki el-Hürriyye (Özgürlük) kampından çıkarılarak, Uluslararası Bağdat Havalimanı’ndan Arnavutluk’a gönderildiği belirtildi. İran kaynaklarına göre Arnavutluk’a gönderilen örgüt üyelerinin çoğunluğu genelde hayatlarının ikinci on yılında örgüte katılmış evlenmeleri örgüt ilkeleri gereğince engellenmiş eşi ve çocuğu olmayan 50 yaş üzeri kadınlardan oluşuyordu. Her ne kadar ilk sığınmacılarıın toplam sayısı 280 kişi açıklansa da daha sonra bu sayının 2 bin 700 kişiye ulaşması planlanmıştı. Ekonomik sıkıntıları olan Arnavutluk’a Halkın Mücahitleri üyelerini kabul etmesi nedeniyle ABD yönetiminin 20 milyon dolar yardım yapması kararlaştırılmıştı.

Halkın Mücahitlerini kabul etmesi nedeniyle Arnavutluk’a aktarıldığı söylenen 20 milyon dolar yardım, hiç şüpheniz olmasın ABD’nin cebinden çıkmadı. Gerekli para İran sopası gösterilerek Suudilerden söke söke alındı. Hatta Halkın Mücahitler örgütünün Temmuz 2016’da Paris’te Bourget Konferans Salonu’nda düzenlendiği toplantıda Kral Faysal Araştırma ve İslami Çalışmalar Merkezi Başkanı ve Suudi Arabistan’ın eski istihbarat şefi Suudi prensi Türki el Faysal’da konuşturuldu. Ama daha da önemlisi aynı toplantıda Arnavutluk’tan da politikacı ve bürokrat düzeyinde katılımlar olmasıydı. İran karşıtı muhalifleri Halkın Mücahitleri ile İran Ulusal Direniş Konseyi’nin faaliyetlerinin merkezi Fransa’da bulunuyor. Konseyin başkanlığını yürüten Meryem Recavi de Fransa’da yaşıyor.

ABD’nin Halkın mücahitleriyle işbirliği sürpriz değil. ABD’nin, “terör örgütü kabul ettiği Halkın Mücahitleri’ni, İran rejimine karşı operasyonlar düzenlemesi için askeri eğitim verdiği biliniyor. George W. Bush yönetimi boyunca Halkın Mücahitleri üyelerine ABD Savunma Bakanlığı’na bağlı Ortak Özel Operasyonlar Komutanlığı tarafından askeri eğitim verildiği, örgüt üyelerine verilen eğitimin Bush yönetiminin “Küresel Terörle Savaş” girişimi kapsamında gerçekleştirildiği ve yeni yönetim işe başlamadan önce sonlandırıldığı basına yansımıştı. ABD’deki Nevada Ulusal Güvenlik Sitesi’ne ait bir arazinin uzun yıllar Halkın Mücahitleri Örgütü üyelerinin eğitim merkezi olarak kullanıldığı, Las Vegas’a altmış beş kilometre uzaklıktaki bu merkezde, Amerikan yönetiminin örgütü terör listesine aldıktan sonra bile üyelerine eğitim vermeye devam ettiği ortaya çıkmıştı.(9) İlginç olan MOSSAD2ın Amerikalılara rağmen Halkın Mücahitlerini İran istihbaratının taşeronu görmesi.

Bakınız:
1- https://www.sabah.com.tr/gundem/2014/08/17/akdenizde-mossad-ajani-avi
2- http://www.radikal.com.tr/turkiye/10-mossad-ajanina-10-predatorla-yanit-1156405/
3- https://www.bbc.com/turkce/haberler/2013/10/131024_ilhantanir_mossad_cia
4- http://www.hasturktv.com/dunyada_bugun/1076.htm
5- http://www.shish.gov.al:80/
6- http://rti.rtsh.al/2018/05/24/arnavutluk-savunma-bakani-xhacka-israili-ziyaret-etmektedir/
7-https://www.almakos.com/tashme-hapur-sherbimi-sekret-i-izraelit-mossad-po-vezhgon-aktivitetin-e-shqiptareve/
8- https://www.almakos.com/efekti-xhacka-ne-izrael-mossad-hap-zyre-ne-tirane/ – tesheshi.com
9- http://kafkassam.com/uygurlar-ve-iranli-muhalifler-arnavutluku-mesken-tuttu.html

Ömür Çelikdönmez
Twitter:@oc32oc39

Yorumlar