Oğuzhan Erkan: Mekke Anlaşması: Türkiye’nin Stratejik Liderlik Hamlesi

Uluslararası siyasette bazı imzalar vardır ki yalnızca bir anlaşmayı değil, yeni bir dönemin başlangıcını simgeler. Bugün Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Savunma Anlaşması, işte bu tarihi dönüm noktalarından biri olmaya adaydır.

Bu anlaşma, yalnızca üç ülkenin güvenlik alanındaki iş birliğini derinleştiren teknik bir metin değildir. Aynı zamanda Ortadoğu’nun değişen jeopolitik dengelerini yeniden şekillendirebilecek stratejik bir adımdır. Uzun yıllar boyunca dış güçlerin güvenlik mimarilerine bağımlı kalan bölge, bugün kendi güvenlik anlayışını ve kendi caydırıcılık mekanizmasını oluşturma yönünde önemli bir irade ortaya koymaktadır.

Bu yeni tabloda en dikkat çeken ülke ise hiç kuşkusuz Türkiye’dir. Çünkü Ankara artık sadece kendi sınırlarını koruyan bir devlet değil; savunma sanayisiyle, diplomatik girişimleriyle, askerî tecrübesiyle ve kriz yönetme kabiliyetiyle bölgesel dengeleri etkileyen merkez ülkelerden biridir. Libya’dan Kafkasya’ya, Karadeniz’den Körfez’e kadar uzanan geniş coğrafyada Türkiye’nin etkisi her geçen gün daha görünür hâle gelmektedir.

Riyad’da atılan imzalar bunun en somut göstergesidir. Bir tarafta ekonomik gücüyle Suudi Arabistan, diğer tarafta nükleer caydırıcılığı ve güçlü ordusuyla Pakistan, merkezde ise NATO tecrübesi, yerli savunma sanayisi ve operasyonel kapasitesiyle Türkiye… Bu üç unsurun aynı güvenlik vizyonunda buluşması, yalnızca bölgesel bir iş birliği değil; yeni bir stratejik eksenin inşa edildiğine işaret etmektedir.

Türkiye’nin son yirmi yılda savunma sanayisinde gerçekleştirdiği atılım, bugün diplomatik gücünü de beslemektedir. İHA ve SİHA teknolojilerinden hava savunma sistemlerine, deniz platformlarından zırhlı araçlara kadar uzanan millî üretim kapasitesi, Türkiye’yi güvenlik üreten bir ülke konumuna taşımıştır. Bu nedenle Ankara artık yalnızca davet edilen değil, masayı kuran ülkeler arasında yer almaktadır.

Hiç şüphesiz bu anlaşmanın bölgesel ve küresel etkileri zaman içinde daha net görülecektir. Ancak bugünden söylenebilecek bir gerçek vardır: Türkiye’nin nüfuz alanı artık yalnızca Anadolu ile sınırlı değildir. Ankara’nın aldığı kararlar; Körfez’de, Doğu Akdeniz’de, Kafkasya’da ve Güney Asya’da dikkatle takip edilmektedir. Türkiye, artık gelişmeleri izleyen değil, gelişmelere yön veren ülkelerden biridir.

Riyad’da atılan imzalar belki de geleceğin jeopolitik düzeninin ilk satırlarıdır. Ve o satırlarda Türkiye, artık kenarda duran değil; merkezde yer alan bir güç olarak yazılmaktadır.

Kafkassam Editör
YAZAR

Kafkassam Editör

Yeni bir dünyaya uyanmak, dünyayı yeniden okumak isteyenler için, söylenecek sözü olanlar için merkezi Ankara’da olan KAFKASSAM’ı kurduk. Erivan, Bakü, Tiflis, Tebriz, Grozni, Moskova, Mahaçkale, Nazrin, Nalçik, Saratov, Ufa ve Sochi’de ofislerimiz temsilcilerimiz var. Kafkassam genelde kafkasya çalışmak için kuruldu Kafkasya genelinde çalışır. Ermenice Rusça Gürcüce İngilizce dillerinde yayın yapan kafkassam genç akademisyen ve stratejistlerle çalışmaya özen gösterir. KAFKASSAM’ın internet sitesi 2 Ocak 2010’da yayına girdi. İnternet sitesinde Kafkasya’daki ülkeler ve Türkiye ile ilişkileri hakkında makaleler, ropörtajlar, analizler ve yorumlara yer verilmektedir.

Yorum Yaz

Share a useful thought, question, or feedback.