İdlib anlaşmasına Amerika təhlükəsi

İranda askeri geçit törenine saldırı

İdlip Olayı Nasıl İncelenmeli -II-

США ввели санкции против Китая

MOSSAD Mehmet Akif Ersoy’un öldüğü evde kuruldu!

Gündem 25 Ocak 2018
377

Daha önce de söz etmiştim; İsrail Devletini kurulması Türk istihbaratının projesiydi. Çünkü İsrail devleti kurulduğunda o topraklar İngiliz mandasıydı ve İngiliz koloni valisince yönetiliyordu. Birleşik Krallık Filistin Mandası’ndaki Yahudi yerleşimlerini korumak amacıyla kurulan ve 1920-1948 yılları arasında faaliyeti gösteren Yahudi paramiliter örgütü Haganah, İngiliz ordusunu hedef alan eylemlerde bulundu. Yüzlerce İngiliz askeri öldürüldü. İkinci Dünya savaşı sonunda İngiliz Hükümetinin Siyonist karşıtı tavrını değiştirmeyeceği kesinlikle anlaşılınca, Haganah Filistin’deki İngiliz Manda yönetimine karşı çıkmaya karar verdi. İngilizlere karşı her alanda direnişler düzenlenmeye başladı. Avrupa’dan ve Kuzey Afrika’dan Filistin’e yasa dışı yollardan yapılan toplu Yahudi göçlerini örgütledi. 1940 yılı sonlarına doğru Haganah terör örgütü 45 bin elemana ulaşmıştı. İngilizler Yahudilerin saldırılarını bertaraf etmek için Araplara yanaştı. Arap Yahudi anlaşmazlığını körükledi. Arthur Koestler’in “Eğer İngiliz diplomasisi, bir hayalet gibi Filistin meselesine Mısır, Suriye ve diğer Arap ülkelerini dahil etmemiş olsaydı; Yahudiler ve Ürdün Nehrinin her iki tarafında bulunan Filistinli Araplar arasında, ülkede iç savaş çıkmadan on yıl önce ülke barışçıl bir şekilde taksim edilmiş olacaktı.” belirlemesi aslında yaşanılan süreci çok net özetlediği gibi bugünkü anlaşmazlığın temelinde hangi devletin olduğunu da gösterir.

II. Dünya Savaşı’nın sonunda Avrupa’daki Holokost katliamından kurtulan Yahudilerin Filistin’e alınmamasının nedeni için İngiltere Başbakanı Bevin’e danışan bir arkadaşına Bevin şu cevabı vermişti: “Sevgili arkadaşım; ya biz, ya onlar” Biz, İngiliz Milletler Birliği (Common Wealth); onlar da, Filistin Yahudileri anlamındaydı. Aslında, Haganah muzaffer oldukça, tüm Filistin’in Yahudi eline geçmesi işten bile değildi. Fakat İngiltere on yıl kadar öncesine dayanan Birleşmiş Milletler’in taksim kararına dahi itibar etmedi. İngiltere 1917’de Balfour Deklârasyonunda temellerini attığı ‘Yahudi Devleti’ni hatırlamak bile istemiyordu. Hâlbuki ilginçtir, ne Mısır, ne Suriye ve Lübnan, Filistin’in komşuları olmakla beraber, onun sorunlarıyla ilgilenmiyorlardı. Üstelik Ürdün Emiri ve daha sonraları kral olan Abdullah, Yahudiler ile olumlu ilişkilere sahipti; Filistinli Arapları kendi krallığına dahil etmek ve Yahudilere de ayrılan bölümün verilmesini istiyordu. Abdullah, Yahudilerin Ürdün’ü modernleştirmesini de istiyordu; Yahudiler Amman’da bir elektrik santrali kurdu. Kral, çöllerinin yeşertilmesini de istiyordu. Arap ülkelerinin tüm protestolarına rağmen, İsrail ile barış görüşmelerine giren de İngilizlerin adamı Kral Abdullah idi. Türkiye; Yahudilerin İngilizlere karşı eylemlilik kararlarını okuduğunda her türlü desteği sundu. Öncelikle Türkiye topraklarından Filistin’e Yahudi göçünü teşvik etti.

‘Vatandaş Türkçe Konuş’ kampanyalarından rahatsız olan binlerce Türk Yahudi’si soluğu Filistin’de aldı ve demografik dengeyi Yahudiler lehine değiştirdi. İsrail’e gönderilen Yahudilerin birçoğu Hazar Türklerinin bakiyesiydi. Türkiye; Avrupa’da popülerleşen Hıristiyan geleneği antisemitizm karşıtı projeler gerçekleştirdi. Örneğin Hitler zulmünden kaçan Alman Yahudi bilim insanlarını üniversitelerde istihdam etti. Savaşın devam ettiği yıllara Türk diplomatları görev yaptıkları ülkelerde binlerce Yahudi’nin hayatını onlara Türk pasaportu vererek kurtardılar. Yahudileri soykırımdan kurtaran bu diplomatlar “Türk Schindlerler” olarak anılıyorlar. İkinci Dünya Savaşı sırasında görev yapmış olan, Türkiye’nin Marsilya Büyükelçisi Necdet Kent ve Rodos Konsolosu Selahattin Ülkümen’in kahramanca çabaları sayesinde birçok Yahudi soykırımdan kurtulmuştu.

Vatandaşları arasında dine bağlı ayırım yapmayan Türk hükümetinin diplomatları, büyük tehlikeleri göze alarak çok cesaret isteyen kurtarma operasyonları düzenlemiş ve pek çok Yahudi’nin hayatını kurtarmışlardı. Türk konsoloslukları, Yahudi sığınmacıların çocuklarına da Türk vatandaşı kimliği vererek onları Nazi kamplarına gönderilmekten alıkoymuştu. Türk istihbaratı; Türkiye’den göç ettirilen Yahudiler ile Türk diplomatların Avrupa’da toplama kamplarında imha edilmekten kurtardıkları Yahudiler aracılığıyla Filistin’de bağımsız İsrail devletinin kurulması için İngilizlere karşı savaşan Haganah benzeri örgütlere sızdı. İngilizler tersinden karşılık verdi. Araplar üzerinden Filistin davasını uluslararası krize dönüştürdüler. Kim ne derse desin İsrail devletinin kuruluşu Türkiye’nin projesidir.(1) Peki MOSSAD kimin projesi acaba?

Hayfa Üniversitesi Profesörlerinden Benjamin Beit-Hallahmi,1987’de New York’ta Pantheon Yayınlarında çıkan, ‘İsrail Kimleri Neden Silahlandırıyor?’ isimli kitabında “Türkiye’yle İsrail istihbarat ve güvenlik hizmetleri alanında sürekli işbirliği içinde olmuştur” diye yazar. Yukarıda aktardığım bilgilerin ışığında Benjamin Beit-Hallahmi’nin bu iddiasının doğru olduğu söylenebilir. Nitekim 1958’de Türkiye-İsrail-ABD arasında üçlü imzalanan, çok gizli bir anlaşmayla şifre adı Paslanmaz Demir olarak fısıldanan Mossad üssü Türkiye’de İstanbul Emirgan’da kuruldu, Türk istihbaratçılar burada özel eğitim verdiler ve aldılar. Bu anlaşmadan önce İsrail Gizli Servisi MOSSAD, İstiklal Caddesi’ndeki Mısır Apartmanı’nda bir dairede kuruldu. Türk İstihbaratı İstanbul’un göbeğindeki operasyona Shiloah ve Gurion imza attı. Dairenin kiracısı, 1909 Kudüs doğumlu, İsrail Dışişleri Bakanlığı’nda görevli bir memur olan Reuven Shiloah’dı.

Ancak kiracı kadar dairenin sahibi de dikkat çeken birisiydi. Sultan Abdülhamit, Sultan Vahdettin, Atatürk, İsmet İnönü, Celal Bayar ve Adnan Menderes’in dişçiliğini yapan ve bu isimlerle yakın dostluklar kurmayı başaran Sami Günzberg’di. doğumlu Günzberg 1876 İstanbul’ doğumlu, bir rivayete göre ailesi Rus, bir rivayete göre ise Macar Yahudisi’ydi. Dişçilik eğitimini yurt dışında alarak Bahriye nezaretinde dişçilik yapmaya başlayan Günzberg’in sarayla olan ilişkisini Polonyalı bir Yahudi olan annesinin bohçacılık yaparken kurduğu söylenir. Saraya gidip gelen Madam Günzberg, kadınefendilere nüfuz eder ve oğlunu saraya dişçibaşı yaptırır. Tanıklara göre Sami Günzberg hem Türk, hem de yabancı ülke siyasetçileriyle ilişkide olup, fazla göze batmayan bir nevi diplomatik kariyer sürdürmüştü. Sami’nin dişçi dükkânı, İstanbul yüksek sosyetesinin Abdülhamit günlerinden beri randevulaştığı, nice aile ve politika sırlarının toplandığı bir santraldi. Atatürk’ün biyografyacısı Lord Kinross’a göre Günzberg, Sultan Abdülhamid ve Sultan Vahidettin’in sırdaşı konumundaydı. Sultan Vahidettin “Diş Paşa” dediği Günzberg’le siyasi konuları konuşmayı adet haline getirmişti.(2)

Mossad’ın ilk direktörü Reuven Shiloah, 1946’da o yıllarda “Casuslar Kenti” olarak bilinen, birçok filme konu olan İstanbul’a, İsrail’in kurucusu David Ben Gurion’un emriyle 1946’da geldi. David Ben Gurion İstanbul’u iyi biliyordu, 1912-1914 yıllarında İstanbul Üniversitesi’nde Hukuk Fakültesi öğrencisiyken Beyoğlu’nda kalmıştı. Gurion’un Reuven Shiloah’ı İstanbul’a göndermesinin nedeni; siyasi ve ekonomik güce sahip Yahudi cemaatinin desteğiyle Türk yetkilerle yakın ilişkiler kurmasını sağlamaktı. Reuven Shiloah; kısa bir süre otellerde kaldıktan sonra 1947’de ta 1910 yılından bu yana İstanbul’un en güzel yapılarından biri olarak bilinen, Beyoğlu’ndaki Mısır Apartmanı’nın üçüncü katına yerleşti. “İstiklal Caddesi’nin göz bebeği olarak da bilinen, birçok ünlünün sık sık gittiği Mısır Apartmanı Mossad’ın kuruluşuna da ev sahipliği yaptı.

Bu tarihi mekânda; İstiklal Marşı şairimiz, Mehmet Akif Ersoy 63 yaşında, İstanbul’un Beyoğlu Semti’ndeki İstiklal Caddesi’nde bulunan Mısır Apartmanı’nda ruhunu teslim etmişti. İhvanü’l-Müslimin teşkilatının kurulmasında Mehmet Akif’in katkısı çok büyük. Teşkilat resmi olarak Hasan el-Benna tarafından 1928’de Mısır’ın İsmailiye kentinde kuruldu. Teşkilat Halifeliğin ihyasından yanaydı ve İngiliz karşıtı bir söylemi vardı. Teşkilat kurulmadan önce Hasan el Benna’nın istişare ettiği, sohbetlerine katıldığı, ilminden istifade ettikleri isimler, Akif’in Teşkilat-ı Mahsusa’da yakın çalışma arkadaşlarıdır. Akif İhvanla ilişkilerini Mısırlı dostları üzerinden gerçekleşmiş, İngiliz istihbaratının radarına yakalanmamaya dikkat etmiş ve bunda da başarılı olmuştu. Bu dostları 1929’da vefat eden Abdülaziz Çaviş ile 1954’te vefat eden Muhammed Ferit Vecdi’dir.(3)

Kaderin cilvesine bakın ki Akif’in vefat ettiği apartmanda, İsrail devletinin gizli servisi MOSSAD’ın temelleri atılmıştı. Ben Gurion’da Mısır Apartmanına gelir yardımcılarıyla birlikte İsrail’in kuruluş çalışmalarını yürütürdü. 18 Eylül 1947 tarihinde, İbranice adı ‘Ha-Mossad le-modi’in u-le-tafkidim meyuhadim’ yani İstihbarat ve Özel Harekât Enstitüsü, MOSSAD, işte resmen İstanbul’da Mısır Apartmanında kuruldu. Sadece dış istihbaratla ilgilenecekti, iç istihbarat göreviyse Shin-Bat adlı kuruluşa verilmişti. İsrail’i resmen tanıyan ülkeler arasında Türkiye de vardır. Eğer doğruysa İsmet İnönü İsrailli yetkililerle bir başına, kuruluşundan hemen sonra Türkiye’de görüşmüştü. Tek görüşen İnönü değildi. Ben Gurion’un 1958’de Türkiye’de Başbakan Adnan Menderes’le görüştüğü biliniyor. Uçağı Türkiye hava sahasında arızalanır, Ankara’ya zorunlu iniş yapar ve görüşme bu sırada gerçekleşir. Bu buluşmayı hazırlayan da Reuven Shiloah’dan başkası değildir. Mossad’la bir Türk Başbakanı ilk kez 1964 yılında Paris’te görüşür.

İsmet İnönü, İsrail Başbakanı Levi Eskol ve Mossad Başkanı Meir Amit’le bir araya gelir. Kıbrıs’ta katliamların yapıldığı bir süreçte gerçekleştirilen bu görüşmede de nelerin konuşulduğu hiçbir zaman dile getirilmemiştir. Bu görüşmeden neredeyse otuz yıl sonra 14 Kasım 1993’te Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin İsrail’i ziyaret eder, Şimon Perez’le bir dizi anlaşma imzalar. Bunların arasında Mossad’la MİT’in işbirliğini çerçeveleyen 12 maddelik bir anlaşma da vardır. Ortadoğu’lu kaynaklara göre bu anlaşmayla Mossad’ın Suriye ve İran’a sızarak bazı çalışmalar yapması kolaylaştırılıyor, İsrail savaş uçaklarına Konya’da üs verilmesinin de yolu açılıyordu. Hikmet Çetin’le yapılan bu anlaşmadan sonra 1994 Kasım’ında Başbakan Tansu Çiller, İsrail’i ziyaret etti. İran, Irak, İsrail’e su satışı gibi konuların yanı sıra yine çeşitli kaynaklar, Mossad/MİT işbirliğinin gözden geçirildiği de belirtiyor. Aslına bakarsanız 1958’de Mossad’a üs verilmesiyle başlayan, Başbakan İnönü ve Çiller’le gelişen Türkiye-Mossad ilişkileri hep gizli kalmış, kimse çıkıp da sır perdesini aralayamamıştır.(4)

Sami Günzberg’in; Milli Amale Hizmet kısaca MAH adıyla bilinen Milli İstihbarat Teşkilatında çalıştığına dair bazı söylentiler mevcut. Hatta Günzberg’e İstiklal madalyası verilmesinin gündeme geldiği ve İsmet Paşa’nın Günzberg’i adalet yerini buldu diye şahsen kutladığı biliniyor.(5) Sami’nin ofisi politik kulislerin merkeziydi. Menderes döneminin Genelkurmay Başkanı Rüştü Erdelhun’un Sami’nin desteğiyle o koltuğa oturduğu iddia edilmişti. Sami Günzberg Mısır Apartmanı’ndaki dairenin gerçek sahibi değildi. Dairenin gerçek sahibi, Sultan V. Mehmet Reşad’ın torunu Cömert Baykent’ti. Dişçi Sami daireyi, kendi adına Sultan V. Mehmet Reşad’ın torunundan kiralamış, David Ben Gurion’un referansıyla kendisine gönderilen Reuven Shiloah’a tahsis etmişti.

Shiloah, İsrail Dışişleri Bakanlığı’nda görevli bir memurdu. İsrail’in bölgedeki Müslüman ülkelerle kuracağı ittifakları o belirliyordu. Gizlilik temel esastı. İşte bütün bu yarı diplomatik yarı istihbarat çalışmaları Mısır Apartmanı’ndan yürütüldü. İsrail’in dış güvenlik konseptini ülkenin kurucusu Ben Gurion’la beraber hazırladı. İsrail Gizli Servisi MOSSAD da bu çalışmaların ürünü olarak Shiloah tarafından İstiklal Caddesi’ndeki Mısır Apartmanı’nda kuruldu. Gurion’dan tam destek alan Shiloah, servisin ilk başkanı oldu.(6)

MOSSAD da bu çalışmaların ürünü olarak Shiloah tarafından İstiklal Caddesi’ndeki Mısır Apartmanı’nın üçüncü katında kuruldu. 18 Eylül 1947 tarihinde Mısır Apartmanı’nda imzalanan belgelerle, kanlı eylemlere imza atacak örgüt artık resmi hale geldi. Shiloah, yaklaşık 1 yıl daha aynı apartmanda yaşadı ve birçok önemli görüşmeye imza attı. Türkiye’de rahat çalışması için bazı iş faaliyetlerinde de bulunan Shiloah, (1951-1952) 10 Mayıs 1959’da (Suikast olduğuna kesin gözüyle bakılıyor) bir trafik kazasında ölmeden önce İstanbul’da yaşadığı günlerde çok mutlu olduğunu açıkladı. 1952’de istifa ettikten sonra, Shiloah Washington DC’deki İsrail büyükelçiliğinde temsilci ve Dışişleri Bakanı’na siyasi danışman olarak görev yaptı.(7) İsrailliler, İstanbul’daki Mısır Apartmanı’yla bağlantılarının olduğu hiçbir açıklamayı yalanlamadı. Uluslarası istihbarat uzmanları da, İsrail’in kuruluş döneminde İstanbul’da ne kadar güçlü olduğunu defalarca kaleme aldı. Apartman, 1960’lı yıllardan itibaren teknolojik olarak da güvenli hale getirildi. Mısır Apartmanı’nın her dairesinin önüne bir kamera konuldu.(8)

Bakınız:
1- http://kafkassam.com/israil-devletinin-kurulusu-turkiyeni-projesi-olabilir-mi.html
2- https://www.yenisafak.com/kitap/dunyanin-en-kudretli-discisi-73957
3- http://kafkassam.com/akifin-kurdugu-ihvani-muslimi-turkiye-mi-bitirdi.html
4- Aziz Üstel, Mossad İstanbul’da kuruldu/ 28 Aralık 2013 Cumartesi/ http://www.star.com.tr/yazar/mossad-istanbulda-kuruldu-yazi-822064/
5- https://www.yenisafak.com/kitap/dunyanin-en-kudretli-discisi-73957
6- http://www.gazete5.com/haber/mossad-beyoglunda-kurulmus-21884
7- https://www.mossad.gov.il/eng/history/Pages/Reuven-Shiloah.aspx
8- http://www.mynet.com/haber/guncel/mossad-istanbul-beyoglunda-kuruldu-650441-1

Ömür Çelikdönmez
Twitter:@oc32oc39

Yorumlar