Nikol Pasinyan Rusiya səfərində

Командос: «Пока мы не повыбиваем им зубы, они не успокоятся»

İpek Yolu’nun Çin ile Türkiye’yi birleştirmesine Uygurlar engel mi?

Bakı və Tehran ikitərəfli münasibətlərin qorunmasına həssaslıqla yanaşır

KAOSUN YAN ETKİSİ: KRALİÇENİN YETKİLERİNDEN YAZILI ANAYASAYA

Gündem 10 Eylül 2019
152

31 Ekim 2019 tarihinde Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği’nden çekilmesi bekleniyor; ancak Birleşik Krallık Parlamentosu Theresa May hükümetinin Avrupa Birliği ile üzerinde anlaştığı çekilme anlaşmasını onaylamayınca ve Avrupa Birliği de çekilme anlaşmasının yeniden müzakere edilmesine kapıları kapatınca, 31 Ekim 2019 tarihinde gerçekleşecek çekilme anlaşmasız “No-Deal” çekilme olacak. Aslında “olacaktı” demek lazım, zira Britanya siyasetinde son günlerde yaşanan gelişmeler çekilmenin yine erteleneceğine işaret ediyor. Muhalefetin anlaşmasız çekilmeyi engellemeye yönelik hazırladığı yasa tasarısı Avam Kamarasından geçti; Lordlar Kamarası da geçtiğimiz Cuma günü tasarıyı kabul etti. Tasarının bugün Kraliçe II. Elizabeth tarafından onaylanması bekleniyor. Bu durumda Boris Johnson hükümeti, çok istese de, Avrupa Birliği’nden anlaşmasız çekilemeyecek gibi; tek çare çekilmenin ötelenmesi, şimdilik ifade edilen tarih 31 Ocak 2020. Brexit sürecini başından beri izleyenler için çekilme tarihinin ötelenmesinde şaşılacak bir durum yok; hatta çekilme Ocak 2020 sonrasına da ertelenirse yine şaşırmamak gerekir; süreç kaosa dönmüş durumda ve bu kaosta çekilme tarihinin ötelenmesi başvurulacak en kolay yol.
Brexit sürecinin yarattığı kaosta şaşılacak bazı şeyler var tabi; Kraliçe II. Elizabeth’in yetkilerinin tartışmaya açılması gibi… Bu tartışmanın kaynağı ise Başbakan Boris Johnson’un Parlamento çalışmalarının askıya alınması talebini Kraliçe II. Elizabeth’e iletmesi ve Kraliçe’nin de bu talebi kabul etmesi. Birleşik Krallık’ta Parlamento çalışmalarının askıya alınması “proroguing” yetkisi Kraliçe’ye ait ve Kraliçe bu yetkisini Başbakanın talebi üzerine kullanıyor. Öyle ise Boris Johnson’un Parlamento’nun geçici olarak kapatılmasını talep etmesi, Kraliçe’nin de bu talebi kabul etmesi Britanya siyaseti için normal bir durum; ancak bu normal duruma muhalefetin tepki göstermesinin nedeni ülkenin hiç de normal olmayan Brexit sürecinin içinde bulunması. Muhalefet Parlamento’nun geçici kapatılmasını 31 Ekim 2019 olarak öngörülen çekilme tarihinin hemen öncesinde anlaşmasız çekilmenin dayatılmasına yönelik hamle olarak okumakta. Hal böyle olunca, teamül gereği Başbakan’dan gelen talepleri -sembolik olan konumu nedeniyle- onaylayan Kraliçe kendisini siyasi tartışmanın ortasında buldu. Batı basını tartışmanın sadece Kraliçe’nin yetkileri etrafında dönmediğini, hatta monarşinin kaldırılmasının bile gündeme geldiğini belirtiyor.
Kaosa dönmüş Brexit sürecinin bir başka etkisi ise Britanya’da anayasa üzerine tartışmaları körüklemiş olması. Birleşik Krallık’ın yazılı bir anayasası yok ve Britanya siyaseti uzmanları yazılı olmayan anayasanın siyasetin Brexit sürecinin yarattığı baskıyla başa çıkabilmesini zorlaştırdığını belirtiyor ve yasama, yürütme ve yargı yetkileri ve monarşinin rolünün netleştirildiği yazılı bir anayasaya duyulan ihtiyacın altını çiziyor.
Brexit sürecinin başlattığı bu anayasa tartışması, yukarıda belirttiğim Kraliçe’nin yetkileri tartışmasıyla da sıkı sıkıya bağlantılı; zira Kraliçe’nin Başbakan Boris Johnson’dan gelen talebi kabul etmesi gibi normal bir davranışının Kraliçe’yi siyasi tartışmaların merkezine taşıması, kamunun Kraliçe’nin yetki ve sorumlulukları hakkında bilgiye sahip olmamasından kaynaklanıyor; Brexit karşıtlarının beklediği gibi Kraliçe, Başbakanın talebini reddetmiş olsaydı, ada yine bir siyasi tartışmaya sürüklenecekti; bu sefer de tartışma “Kraliçe Başbakanın talebini reddedebilir mi?” sorusu etrafında dönecekti.

Doç Dr Dilek Yiğit

Yorumlar