İlkin Şafiev: Erivan’ın riskli hamlesi: Papikyan, Larijani’den ne bekliyor?
Washington’daki Donald Trump yönetimi, Ermenistan ile Azerbaycan arasında tarihi bir uzlaşmayı pekiştirmeye ve “yeni Orta Doğu ve Kafkasya” haritasına son rötuşları yapmaya çalışırken, bölgeden kırılgan dengeyi bozabilecek bir sinyal geldi. Ermenistan Savunma Bakanı Suren Papikyan’ın 23–25 Şubat 2026 tarihlerinde Tahran’a yapacağı ziyaret, Amerikan diplomatik beklentilerine beklenmedik bir meydan okuma niteliği taşıyor.
Güney Kafkasya’yı ABD denetiminde bir transit merkezine dönüştürmeyi amaçlayan iddialı TRIPP projesinin hayata geçirilmesi sürecinde Erivan, Washington tarafından “stratejik tutarsızlık” olarak değerlendirilebilecek bir diplomatik adım attı.
Beyaz Saray’ın açıklamaları ve izlediği stratejik çerçeve dikkate alındığında, Papikyan’ın İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Larijani ile görüşmesi, Trump’ın bölgesel mimarisine doğrudan bir meydan okuma olarak algılanabilir. Washington’ın 2026 stratejisi, İran’ı izole etmeye ve transit koridorları üzerindeki etkisini en aza indirmeye dayanıyor. ABD’den büyük ölçekli yatırım ve askeri-teknik destek sözü alan Ermenistan’ın bu ziyareti, fiilen oyunun yeni kurallarını zorlayan bir hamle olarak yorumlanabilir.
ABD Dışişleri Bakanlığı çevrelerinde bu temasın yalnızca diplomatik bir “yoklama” değil, aynı zamanda hassas teknolojilerin sızması riskini de barındırdığı düşünülüyor. Ermenistan’ın Batı güvenlik sistemine entegrasyonu derinleşirse, İran ile askeri temaslar Washington açısından “kırmızı çizgi” haline gelebilir. Bu durumda Trump yönetimi, Erivan’ı ya tam stratejik uyuma ya da ekonomik yardım paketlerinin yeniden gözden geçirilmesine zorlayabilir.
İran açısından ise Papikyan’ın ziyareti ve “Hamaney’in olası halefi” olarak anılan Larijani ile görüşme, önemli bir diplomatik kazanım niteliği taşıyor. Tahran bu süreçte iki temel hedef güdüyor.
Birincisi, İran; Ermenistan ile olan sınırın statüsünü değiştirecek ve tarihi Zengezur bölgesinden geçecek herhangi bir koridorun oluşturulmasına kesin biçimde karşı çıkıyor. İranlı yetkililerin “sınırların dokunulmazlığı” vurgusu, Washington’a açık bir mesaj olarak okunuyor: Tahran’ın çıkarları gözetilmeden TRIPP projesinin uygulanması ciddi bir dirençle karşılaşacaktır.
İkincisi, ABD ile İran arasında doğrudan bir gerilim tırmanması yaşanması halinde, Ermenistan topraklarının Pentagon tarafından keşif ya da saldırı amaçlı kullanılmayacağına dair Erivan’dan güvence almak İran için hayati önem taşıyor.
Papikyan’ın, Ermenistan’ın komşularına yönelik bir tehdit oluşturmayacağını vurgulaması, Tahran’a verilen ve ABD’nin “azami baskı” politikasının mantığıyla örtüşmeyen bir güvence olarak değerlendirilebilir.
Barış anlaşmasını imzalamaya oldukça yaklaşmış olan Azerbaycan’da ise bu ziyaret, Ermenistan’ın “eski bölgesel güçlerle” bağlarını tamamen koparmaya henüz hazır olmadığı yönünde yorumlanabilir. Bakü, Erivan’ın Tahran’la temaslarını uluslararası kamuoyuna ve bizzat Donald Trump’a, “Ermenistan hâlâ öngörülemez bir ortak” argümanıyla sunabilir. Bu durum müzakerelerde Azerbaycan’a ek bir diplomatik koz sağlayabilir.
Sonuç olarak, Papikyan’ın Tahran ziyareti bölgesel istikrarın kırılganlığını gözler önüne serdi. Trump döneminde çok yönlü dış politika giderek daha riskli bir zemine oturuyor. Erivan, Washington ile Tahran’ın çıkarlarının doğrudan çatışabileceği bir “gri alan”da kalma riskiyle karşı karşıya. Böyle bir senaryo, bölgeyi yeniden belirsizlik ve güç mücadelesi sarmalına sürükleyebilir.



Yorum gönder