Azerbaycan’ın Ermenistan konusunda izlediği yanlış politikanın Türkiye açısından ortaya çıkardığı stratejik risk bir tehdit diline dönüşerek Türkiye Azerbaycan ilişkilerine olumsuz yansıyabileceği sürekli ima edilmektedir.
Aliyev’in Zengezur politikasındaki temel çelişkileri saklayabilmek için hem Azerbaycan’da v ehem de Türkiye’de oluşturulan kamuoyu gerçekleri saklama konusunda son derece başarılı. Hatta Türk dış politikası bu yanlış yönlendirilmenin kurbanı olmaktadır. Azerbaycan Türkiye’de oluşturduğu “yandaş” medya ve STKlar üzerinden Azerbaycan’ın İsrail ilişkilerini de perdelemek için sürekli Zengezur üzerinden kuru gürültü çıkarmaktalar.
İlham Aliyev’in son açıklamalarına bakıldığında Bakü’nün aynı anda iki farklı hedefi yürütmeye çalıştığı görülüyor: Bir taraftan Ermenistan’la kalıcı barışın önündeki şartları sürekli yeniden tanımlıyor, diğer taraftan Nahçıvan’a ulaşımı sağlayacak güzergâhın mümkün olan en kısa sürede açılmasını istiyor.
Oysa burada gözden kaçırılmaması gereken temel gerçek şudur:
Zengezur üzerinden Azerbaycan-Nahçıvan bağlantısının kalıcı ve güvenli biçimde kurulmasının ön koşulu Azerbaycan-Ermenistan barışının gerçekleşmesidir.
8 Ağustos 2025 Washington deklarasyonunda da bağlantı meselesi, Ermenistan’ın egemenliği, toprak bütünlüğü ve yargı yetkisine saygı temelinde ele alınmıştır. TRIPP’in resmi çerçevesi de ulaşım bağlantısını Ermenistan topraklarında, Ermenistan’ın egemenliği ve hukuk düzeni temelinde öngörmektedir. ([Azərbaycan Prezidenti][1])
Dolayısıyla burada ortaya çıkan paradoks şudur:
Bakü gerçekten Zengezur bağlantısını istiyorsa, Erivan’la normalleşmeyi ve barışı hızlandırması gerekir. Bu sürece bir de Türkiye eklenmeli ve üçlü barış gerçekleştirilmelidir. Türkiye Azerbaycan için Ermenistan ile sınır kapıalrını açmaz iken Azerbaycan sürekli Türkiye’yi baskıladığı gibi üçlü barışı da engellemek için ön şartlar ileri sürmektedir.
Fakat bunun yerine barış sürecine yeni koşullar eklenmesi, anayasal düzenlemeler gibi meselelerin nihai anlaşmanın önüne çıkarılması veya her aşamada yeni siyasi talepler ileri sürülmesi, süreci uzatabilir. Nitekim Ağustos 2026 itibarıyla Bakü’nün barış anlaşmasının nihai imzası için Ermenistan Anayasası’na ilişkin ek bir şart ileri sürdüğüne dair haberler de bulunmaktadır. ([Reddit][2])
Asıl mesele burada ortaya çıkıyor
Meseleye soğukkanlılık ve aklıselim ile bakıldığında Aliyev’in politikası Zengezur’u açmak ile Zengezur üzerinden maksimum siyasi kazanım elde etmek arasındaki farkı ortaya çıkıyor.
Azerbaycan açısından koridor yalnızca bir ulaştırma projesi değildir. Nahçıvan’a kara bağlantısı Azerbaycan için ekonomik ve stratejik açıdan önemli olsa da, Bakü bu projeyi aynı zamanda Ermenistan üzerindeki siyasi baskı aracına dönüştürdüğü ölçüde kendi ulaşım hedefini de geciktirme riski taşıyor. Üçlü Barış anlaşması olmadan Aliyevin koridor beklentisini içi boş olmasına rağmen dillendirmeye devam etmesi süreci başka mecralara taşımaktadır.
Burada Türkiye açısından daha önemli bir sorun ortaya çıkıyor.
Türkiye’nin yaptığı stratejik hata
Türkiye uzun süredir meseleyi:
Zengezur Koridoru açılsın Türkiye-Azerbaycan bağlantısı güçlensin Türk dünyasına ulaşım sağlansın”
şeklinde okuyor.
Oysa daha doğru denklem:
Azerbaycan-Ermenistan barışı sınırların karşılıklı tanınması ulaşımın normalleşmesi Nahçıvan bağlantısının açılması Türkiye-Azerbaycan kara bağlantısının güçlenmesi olmalıdır. Açıkçası koridor barışın alternatifi değil, barışın sonucudur.
Dahası, Washington’da ortaya çıkan TRIPP modeli bu gerçeği açık biçimde gösteriyor. Belgelerde “koridor” şeklinde Azerbaycan’ın egemenliğinden çıkan bir toprak parçasından değil, Ermenistan topraklarında kurulacak ve egemenlik, toprak bütünlüğü ve yargı yetkisine saygı gösterecek çok modlu bir ulaşım bağlantısından söz ediliyor. ([Dışişleri Bakanlığı][3]) Paşinyan 8 Ağustos toplantısında bir koridordan bahsetmezken sürekli dillendirdiği konu ise barış kavşağı, yani üçlü barış gerçekleştikten sonra yolların ve iletişim hatlarının hukuk çerçevesinde kullanımı.
“Üçlü barış olursa koridora ihtiyaç kalmaz” cümlesi önemli bir jeopolitik nüans içermektedir.
Eğer Türkiye-Ermenistan-Azerbaycan arasında gerçek bir normalleşme gerçekleşirse, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ulaşımın önündeki sorun zaten büyük ölçüde ortadan kalkacaktır.
Bu durumda mesele artık:
“Azerbaycan’a özel bir koridor verilecek mi?”
olmaktan çıkar ve:
“Bölgedeki bütün yollar herkese açık olacak mı?”
sorusuna dönüşür.
İşte bu ikinci model Türkiye’nin çıkarları açısından daha rasyoneldir.
Çünkü Türkiye’nin ihtiyacı Azerbaycan’ın Ermenistan üzerinde özel bir egemenlik veya ayrıcalık kazanması değil; Türkiye–Nahçıvan–Azerbaycan–Orta Asya hattının kesintisiz, güvenli ve ekonomik biçimde çalışmasıdır.
Bu nedenle Ankara’nın Bakü’nün “koridor” söylemini olduğu gibi benimsemesi stratejik açıdan risklidir.
Aliyev’in politikası Türkiye’nin Zengezur beklentisini Azerbaycan’ın kendi müzakere stratejisinin bir parçası haline getiriyor.
Bu çok daha ağır ama analitik olarak daha savunulabilir bir tespit.
Çünkü Bakü’nün çıkarı Türkiye’nin koridor talebini desteklemesinden büyük ölçüde fayda sağlıyor. Ankara da bunu Türk dünyasına açılan stratejik kapı olarak görüyor. Fakat Azerbaycan’ın Ermenistan’la yürüttüğü müzakerelerde barış ile koridoru aynı anda hem amaç hem de pazarlık kozu olarak kullanması, Türkiye’yi Bakü’nün stratejisinin destekçisi konumuna itebilir.
Oysa Türkiye’nin kendi stratejisini kurması gerekir.
Türkiye açısından doğru denklemde Ankara’nın söylemi şu olmalı:
“Biz Zengezur Koridoru istemiyoruz; Türkiye-Azerbaycan ve Türkiye-Orta Asya ulaşımının önündeki engellerin kaldırılmasını istiyoruz.”
Bu küçük görünen değişiklik aslında çok büyük bir diplomatik fark yaratır.
Çünkü böyle denildiğinde:
Ermenistan’ın egemenliği tartışması ortadan kalkar.
İran’ın “bölgedeki sınırlar değişiyor” itirazı zayıflar.
Azerbaycan’ın koridor üzerindeki özel talepleri Türkiye’nin politikası haline gelmez.
TRIPP, Zengezur Koridoru’nun alternatifi değil, bölgesel bağlantının bir parçası olarak görülür.
Türkiye-Ermenistan sınırının açılması da aynı stratejik paketin içine girer.
Nahçıvan üzerinden Azerbaycan’a ulaşım, Ermenistan üzerinden geçecek başka ulaşım hatlarıyla birlikte değerlendirilir.
Nitekim Washington deklarasyonu da ulaşımı yalnızca Azerbaycan’ın Nahçıvan’a erişimi olarak değil, **Ermenistan için karşılıklı fayda yaratacak bölgesel bağlantı olarak tanımlıyor. ([Başbakanlık][4])
“Ankara, Zengezur’u Azerbaycan’ın istediği biçimde açmaya çalışmak yerine, Azerbaycan-Ermenistan barışını ve Türkiye-Ermenistan normalleşmesini esas alan çok taraflı bir ulaşım düzeni kurmalıdır. Çünkü gerçek barış gerçekleştiğinde ‘koridor’ kavramının kendisi stratejik önemini kaybeder; geriye yalnızca açık yollar ve ekonomik bağlantı kalır.”
Aslıhan Özyürek
[1]: https://president.az/en/articles/view/69572?utm_source=chatgpt.com “Joint Declaration signed on meeting between President of Azerbaijan and Prime Minister of Armenia held in Washington » Official web-site of President of Azerbaijan Republic”
[2]: https://www.reddit.com/r/armenia/comments/1vg4xhi/azerbaijan_sees_no_obstacle_to_the_final_signing/?utm_source=chatgpt.com “Azerbaijan sees no obstacle to the final signing of a peace agreement with Armenia if Yerevan removes from its constitution a provision that Baku considers a territorial claim against Azerbaijan, a senior presidential aide said.”
[3]: https://www.mfa.am/en/press-releases/2026/05/26/TRIPP_Framework/13971?utm_source=chatgpt.com “Framework Agreement between the Republic of Armenia and the United States of America on Strategic Cooperation Concerning the Trump Route for International Peace and Prosperity (TRIPP) – mfa.am”
[4]: https://www.primeminister.am/en/press-release/item/2025/08/09/Nikol-Pashinyan-visit-US-declaration/?ftag=MSF0951a18&utm_source=chatgpt.com “Joint Declaration by the President of the Republic of Azerbaijan, the Prime Minister of the Republic of Armenia and the President of the United States of America on the outcomes of their meeting in Washington D.C., United States of America – Press releases – Updates – The Prime Minister of the Republic of Armenia”

