ABD-İran savaşında düğüm noktasına dönüşen ve ateşkesi şart koşan **Hürmüz Boğazı**’nın kaderi muammalı kalmaya devam ediyor. Savaş, İran’a boğazı kontrol etme konusunda eşsiz bir fırsat yarattı ve Tahran, müzakerelerde bu ayrıcalıklarını kabul ettirmeye çalışacak. Halihazırda ateşkes döneminde boğazdan geçen gemilerin İran’dan izin alması talep ediliyor; ayrıca Tahran’ın bir “transit ücreti” elde etmek üzerinde çalıştığı söyleniyor. Ancak İran’ın boğaz üzerindeki kontrolünü pratikte meşrulaştırması zor görünüyor.
### İran’ın Kontrol Çabasının Önündeki Engeller
1. Hukuki Engel: Hürmüz Boğazı; Süveyş ve Panama kanalından farklı olarak doğal bir geçittir Bu nedenle boğazı kontrol etmek, UNCLOS’a (Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi) aykırıdır.
2. Siyasi Risk: Savaş sırasında Hürmüz’ün kapanması küresel piyasaları sarstığında, asıl baskı altında kalan saldırıyı başlatan ABD olmuştu. Ancak Tahran’ın kontrol girişimleri, bu kez kendisine karşı küresel bir baskı cephesinin oluşmasına yol açabilir.
3. ABD’nin Şartı: ABD’yi saldırıları durdurmaya iten ana faktörlerden biri boğazın açılmasıdır ve Washington masada bu konuda ısrarcı olacaktır.
İran, boğazla ilgili gerçekliğin farkında olarak bu durumu şimdilik masada elini güçlendirecek bir **pazarlık aracı** ve olası yeni saldırılara karşı tek etkili kozu olarak görüyor. Aynı zamanda “kontrol ve harç geliri” hedefinden de vazgeçmiyor; çünkü savaş, Hürmüz’ün “stratejik caydırıcılık” önemini pratikte kanıtladı. Ancak bu istek, Tahran’ı sadece Washington ile değil, tüm enerji piyasası aktörleriyle karşı karşıya getirebilir.
### Hürmüz’e Alternatif Arayışları: ABD ve İsrail’in Stratejisi
Savaş yeni bir gerçeği ortaya çıkardı: Hürmüz Boğazı artık güvenli değil ve her türlü çatışma taşımacılıkta benzer bir felç yaratabilir. Bu durum, boğaza olan ilgiyi azaltırken alternatif arayışlarını hızlandırabilir. Bu senaryo en çok ABD ve İsrail’in işine gelmektedir:
ABD: Avrupa pazarına petrol ihracatını artırma imkanı kazanıyor. Venezuela petrolü üzerinde denetim kurduktan sonra Washington’ın tüketim pazarını genişletmesi gerekiyor.
İsrail: İran’ı uluslararası taşımacılığın dışına itmek ve Basra Körfezi petrol-doğalgaz ihracatında transit rolü oynamak istiyor. 30 Mart’ta yaptığı açıklamada “uzun vadeli çözüm” öneren **Binyamin Netanyahu** şunları belirtti:
Basra Körfezi’nin petrol ve doğalgaz kaynakları Suudi Arabistan üzerinden geçerek, boru hatlarıyla Kızıldeniz ve Akdeniz kıyılarına nakledilmeli, bu yolla Avrupa pazarına çıkarılmalıdır.”
Netanyahu, bu projeyi Hürmüz Boğazı’na (ve dolayısıyla İran’a) olan küresel bağımlılığı sona erdirmenin yolu olarak sunuyor.
Sonuç
Netanyahu’nun önerdiği rota daha maliyetli olsa da, Hürmüz’ün “tehlikeli rota” haline gelmesi, başta Avrupa olmak üzere enerji tüketicilerinin bu alternatife ilgisini artırabilir. Bu durum; ABD ve İsrail’in, savaş şartlarında İran’ın kozuna dönüşen Hürmüz sorununu, enerji piyasasını ve nakliye koridorlarını yeniden şekillendirmek için bir dayanak noktası olarak kullanabileceğini gösteriyor.

