Dilnoza Jamolova: Büyük Devlet Adamı Emir Timur’un 690. Yıl Dönümü
Büyük Devlet Adamı Emir Timur’un 690. Yıl Dönümü: Tarihi Mirası Korumada Yeni Bir Dönem
Dünya medeniyetinin gelişiminde öncü rol oynayan ecdadımızla sadece gurur duymak yetmez; onların tarihini, manevi mirasını, nasihat ve öğütlerini öğrenmek de son derece önemlidir.
Özbekistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in 5 Şubat 2026 tarihli “Büyük Devlet Adamı ve Komutan, Bilim, Kültür ve Sanat Hamisi Sahipkıran Emir Timur’un Doğumunun 690. Yıl Dönümünün Geniş Çapta Kutlanması Hakkında” kararı, büyük fatih Emir Timur dedemiz ve Timurlular tarihinin derinlemesine öğrenilmesi ve tanıtılması yolunda yeni ufuklar açmaktadır.
Özbekistan Bilimler Akademisi Tarih Enstitüsü Müdür Yardımcısı, ünlü tarihçi, bilim doktoru Profesör Dilnoza Jamolova ile söz konusu kararın önemi üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.
– Sayın Jamolova, Cumhurbaşkanımızın büyük Sahipkıran Emir Timur’un 690. doğum yıl dönümünün kutlanmasına dair kararının önemini nasıl değerlendiriyorsunuz?
– Emir Timur, ana vatanımızı Moğol zulmünden kurtararak bu topraklarda merkezi bir devlet kuran Özbek halkının yetiştirdiği en ulu şahsiyet ve büyük bir devlet adamıdır. Turan’da huzuru tesis etmenin yanı sıra ekonomiyi kalkındırmaya ve halkın refahını artırmaya özel bir önem vermiştir. Devlet yönetiminde adaleti esas almış, halkına ihanet eden memurları şiddetle cezalandırmıştır.
Kalkınmanın temeli olan eğitime ve bilimsel gelişmelere destek vermiş; dönemin ana eğitim kurumları olan mektep ve medreseleri maddi ve manevi olarak arkalamıştır. Semerkant, Buhara ve diğer şehirlerde bilim insanlarının araştırma yapması için geniş imkânlar sunmuştur. Bunun neticesinde Turan alimleri büyük keşiflere imza atarak İkinci Rönesans’ın (Timurlu Rönesansı) temelini atmışlardır.
Emir Timur’un imar faaliyetleri de takdire şayandır. Onun döneminde Semerkant, Buhara ve Şahrisabz gibi merkezlerde görkemli mimari yapılar yükselmiş, bahçeler kurulmuştur. Timur’un bayındırlık işlerini bir devlet politikası haline getirdiğini “Tüzükler” (Tüzük-ü Timur) eseri de doğrular:
> “Emrettim ki; harap olan yerlerde kanallar açsınlar, yıkılan köprüleri onarsınlar, her konaklama yerine kervansaraylar inşa etsinler… Her şehir ve köyde cami, medrese ve tekkeler kursunlar; fakirler için aşevleri, hastalar için şifahaneler yaptırsınlar ve buralarda görev yapacak tabipler tayin etsinler. Her şehirde bir saray ve adalet sarayı (kadıhane) inşa etsinler…”
>
Böylesine büyük işlere imza atan Emir Timur, hem Timurlu şehzadeleri hem de sonraki hanedanlar için büyüklüğün simgesi olmuştur. Ancak Rus İmparatorluğu Türkistan’ı işgal ettikten sonra sömürgeci yönetim, halkımızın ulu ecdadına karşı nefret duyması için kasıtlı olarak karalama kampanyaları yürütmüş ve bu tarihin öğrenilmesini yasaklamıştır.
Bağımsızlığımızın kazanılmasıyla birlikte Emir Timur’un gerçek kimliğini ortaya koymak ve devlet tarihimizdeki yerini halkımıza tanıtmak öncelikli görev haline geldi. 5 Şubat 2026 tarihli bu karar, Yeni Özbekistan tarihindeki en önemli olaylardan biridir. Bu karar sadece bir kutlama değil, Timurluların altın çağı olan İkinci Uyanış (Rönesans) döneminin ciddi şekilde araştırılması gerektiğini belirleyen bir yol haritasıdır.
– Cedid aydınları (Türkistan Modernleşme Hareketi), Emir Timur’un şahsiyetine ve dünya çapındaki faaliyetlerine nasıl bakıyorlardı?
– Büyük Turancılık fikrini savunan Cedid büyüklerimiz, Emir Timur’un devletçilik tarihimizdeki rolüne çok yüksek değer vermişlerdir. Örneğin, 2026 yılında 140. doğum yılı kutlanacak olan Abdurauf Fitrat, Timur’un büyüklüğünü defalarca dile getirmiştir. “Yurt Kaygısı” şiirinde Türkistan halkını uyanmaya çağırırken, milletin aslanlarının damarlarında Emir Timur’un kanının aktığına işaret eder.
Tarihi kaynaklar, Fitrat’ın 1922 yılında eğitim için Almanya’ya gönderilen yetenekli gençleri uğurlamadan önce Emir Timur’un türbesini (Gur-i Emir) ziyarete götürdüğünü doğrular. Yine Cedid hareketinin temsilcilerinden Sıddıkî Aczî ve Hacı Muin gibi isimler Timurlu dönemini altın çağ olarak nitelemiş; Münevver Kari Abdurreşidhanov ise milli devletin inşasında Timur’un imparatorluk siyasetini esas almıştır. Hatta Fergana’daki ilerici gençlerin kurduğu cemiyete “Timur” isminin verilmesi tesadüf değildir; o, onlar için cesaretin ve adaletin simgesiydi.
– Ülkemiz bilim insanlarının Emir Timur, Ali Şir Nevai, Babür Şah gibi büyük ecdadımızın mirasını araştırma konusundaki çalışmaları hakkında neler söylersiniz?
– Bugüne kadar çok sayıda araştırma yapıldı ve eserleri defalarca yayımlandı. Ancak bir gerçeği vurgulamalıyım: Onlar hakkında henüz bilmediğimiz çok şey var ve bunlar araştırmacıları bekliyor. Arapça, Farsça, Çince, İngilizce, Fransızca, İspanyolca ve Almanca bilen yeni bir araştırmacı nesli yetiştirmek zorundayız. Bu dillerdeki kaynaklar üzerinden Emir Timur ve Timurlu döneminin bilinmeyen sayfalarını bilim dünyasına ve halkımıza sunmak bizim hem borcumuz hem de görevimizdir.
ÖzA Muhabiri Nazokat Usmanova tarafından gerçekleştirilmiştir.



Yorum gönder