Turan Rzayev: Netanyahu’nun Yeni “Eksen” Planı: İsrail, Türkiye ve İran’a Karşı İttifak mı Kuruyor?
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Tel Aviv’in girişimiyle Akdeniz çevresinde ve Orta Doğu genelinde bütüncül bir sistem ve ittifak kurulduğunu açıkladı. Netanyahu, bu oluşumu şu sözlerle tarif etti:
“Bu ittifaka Hindistan, Arap ülkeleri, Afrika ülkeleri ve ayrıca Yunanistan ile Kıbrıs gibi Akdeniz ülkeleri dahildir. Şu an isimlerini açıklamak istemediğim bazı Asya devletleri de bu yapı içerisinde yer alıyor. Amaç; gerçekliği, gelecekteki sınamaları ve hedefleri aynı perspektiften değerlendiren bir ülkeler ‘ekseni’ yaratmaktır. Bu eksen, hem kararlılıkla karşı durduğumuz radikal Şii eksenine hem de radikal Sünni eksenine karşı bir denge unsuru olacaktır.”
Netanyahu’nun bu ifadeleri, son yıllardaki siyasi süreçler ışığında büyük önem taşıyor. Açıkça görülüyor ki Netanyahu, klasik bir askeri ittifaktan ziyade, ortak tehdit algısı etrafında şekillenen stratejik bir ağ modelinden bahsediyor. İsrail’in merkezde yer alacağı bu proje, hem İran’ın hem de Türkiye’nin bölgedeki nüfuz alanlarını hedef alıyor.
“Radikal Şii Ekseni”: İran’ın Proksi Ağı
Netanyahu bu ifadeyle, İran’ın bölgede yıllardır inşa ettiği ve genişlettiği vekil güçler (proksi) ağını kastediyor. Bu ağın ana sütunları; Lübnan’da Hizbullah, Irak’ta Haşdi Şabi, Yemen’de Husiler ve Suriye’de İran destekli milis yapılardır. Tahran, bu güçleri hem ideolojik yakınlık hem de lojistik destekle stratejik derinliğinin unsurları haline getirmiştir. Örneğin; Hizbullah sadece silahlı bir örgüt değil, Lübnan siyasetinin bir parçasıdır. Haşdi Şabi ise Irak güvenlik yapısının bir bileşeni haline gelmiştir.
“Radikal Sünni Ekseni”: İsrail’in Türkiye Algısı
Buradaki “Radikal Sünni” kavramı daha farklı bir amaç taşıyor. İsrail, her ne kadar DEAŞ ve El-Kaide gibi devlet dışı yapıları bu kategoriye soksa da, asıl hedefin Türkiye olduğu aşikardır. Ankara, bir NATO üyesi ve Batı güvenlik sisteminin parçası olmasına rağmen, yıllardır Filistin ve Gazze meselesini dış politikasının merkezine yerleştirmiştir. Kudüs’ün statüsüne dair sert duruşu ve İslam dünyasındaki siyasi-manevi liderlik iddiası, Türkiye’nin bölgesel rolünü güçlendirmiştir. Bu durum özellikle Sünni Müslüman kamuoyunda ciddi bir yankı uyandırmakta ve Ankara’ya büyük bir yumuşak güç üstünlüğü kazandırmaktadır.
Ankara’nın Balkanlar, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki aktif diplomasisi, İsrail tarafından “Sünni merkezli bir nüfuz genişlemesi” olarak algılanmaktadır.
İsrail’in Hedefi ve Stratejik Alanı
Netanyahu; Türkiye’nin “Sünni eksenine” ve İran’ın “Şii eksenine” karşı bir “İsrail ekseni” tasarlıyor. Bu ittifakın coğrafi dağılımı dikkat çekicidir:
Körfez Hattı: BAE ve Bahreyn ile genişleyen güvenlik iş birliği; İran’ın bölgesel yayılmasına karşı Suudi Arabistan ile masadaki yakınlaşma ihtimali.
Akdeniz Hattı: Yunanistan ve Kıbrıs ile enerji (doğal gaz) ve güvenlik odaklı iş birliği. Bu hamleyle İsrail, Türkiye’nin enerji politikalarına karşı durmayı hedefliyor.
Asya ve Afrika Uzantıları: İsmi zikredilmeyen Asya ülkesinin Hindistan olduğu aşikardır. Hindistan-Orta Doğu-Avrupa ekonomik koridoru (IMEC), bu jeopolitik mimarinin ekonomik ayağını oluşturmaktadır. Afrika ayağında ise (Sudan, Etiyopya, Somaliland gibi) hem İran ve Türkiye’nin etkisini kırmak hem de Kızıldeniz ticaret yollarını korumak hedeflenmektedir.
Modelin Zayıf Noktaları
Kamuoyu Faktörü: Filistin sorunu çözülmeden Arap ülkelerinin İsrail ile açık bir askeri blokta görünmesi meşruiyet sorunu yaratır.
Bölgesel Güçlerin Tepkisi: Türkiye ve İran, bu bloklaşmaya karşı sert jeopolitik hamlelerle karşılık verebilir.
Yapısal Belirsizlik: Bu yapının sert bir askeri ittifaktan ziyade; istihbarat paylaşımı ve enerji projeleri gibi esnek bir iş birliği modeli olarak kalması muhtemeldir.
Azerbaycan’ın Pozisyonu: Bakü Bu Projede Yer Alır mı?
Son olarak şunu vurgulamalıyım: Azerbaycan hiçbir şekilde bu projede yer almaz. Bakü, yıllardır Türkiye-İsrail ve İran-İsrail hatlarında başarılı bir denge siyaseti yürütmektedir. İran ile gerginliğin en yüksek olduğu dönemlerde dahi bu denge bozulmamıştır. Azerbaycan, güney komşusu İran ve müttefiki Türkiye’ye karşı herhangi bir yıkıcı (destrüktif) projede yer almayacaktır. Türkiye ile İsrail arasında bir seçim yapmak zorunda kalırsa, Bakü’nün tavrı ve tercihi bellidir.



Yorum gönder