Parviz Mullojanov: İran’da rejim değişikliği çok hızla olmayacak
İran’da hükümet karşıtı öğrenci protestoları son günlerde giderek büyüyor. Tahran’daki Khajeh Nasir Toosi University of Technology, Shahid Beheshti University, Soureh University, Al-Zahra University, Iran University of Science and Technology ve Sosyal Bilimler fakültelerinde öğrenciler gösteriler ve oturma eylemleri düzenliyor. Yetkililer, öğrencilerin 1979 Devrimi’ndeki belirleyici rolünü bildikleri için protestolara temkinli yaklaşıyor. Ancak ikinci dalga giderek güç kazanıyor ve gelişmeler, 1978-1979 sürecinde gençlik hareketleri ve grevlerin monarşinin yıkılmasına zemin hazırladığı dönemi hatırlatıyor.
İran’daki gelişmeler Orta Asya’da da yakından izleniyor. Türkmenistan İran’la kara sınırını paylaşırken, Kazakistan Hazar üzerinden komşu konumunda; Özbekistan ve Farsça konuşan Tacikistan ise İran’a coğrafi ve kültürel olarak oldukça yakın.
Tacik siyaset bilimci ve Paris’teki Institute for Sociological Research’de misafir araştırmacı olan Parviz Mullojanov, İran’da rejim değişikliğinin birçok kişinin beklediği kadar hızlı gerçekleşmeyebileceğini düşünüyor. Mullojanov’a göre, ABD’nin doğrudan kara harekâtına girişme ihtimali düşük olduğu için, dış müdahale olmadan ayetullahlar arasındaki güç dengesi kısa sürede çökmeyebilir. Büyük çaplı bir askeri operasyon olsa bile, iktidarın tamamen değişmesi zaman alabilir.
Olası senaryolar
Mullojanov, ani ve radikal bir çöküş yerine bir “ara dönem” ihtimaline dikkat çekiyor. Bu senaryoda, İslam Cumhuriyeti’nin adı ve ideolojik çerçevesi korunabilir; ancak yönetim daha pragmatik ve Batı ile müzakereye açık bir çizgiye kayabilir. Böyle bir durumda sistem içeriden evrilerek daha laik bir yapıya dönüşebilir.
Buna karşılık, Velayet-i Fakih sisteminin tamamen sona erdiği ve Batı yanlısı laik bir yönetimin kurulduğu radikal bir değişim, yalnızca Orta Doğu’da değil Orta Asya’da da jeopolitik dengeleri köklü biçimde değiştirebilir.
Bölgesel etkiler
Son 45 yılda İran’ın Orta Doğu’da çeşitli silahlı İslamcı grupları desteklemesi, Orta Asya ülkelerinde tedirginlik yaratmıştı. Mullojanov’a göre, laik ve Batı ile uyumlu bir İran’ın ortaya çıkması, Rusya ve Çin’e ek olarak bölge için güçlü ve dünyaya entegre bir ortak anlamına gelebilir.
Rejim değişikliği ve yaptırımların kaldırılması halinde İran’ın, Muhammed Rıza Pehlevi dönemindeki “Beyaz Devrim” sürecine benzer bir ekonomik sıçrama yaşayabileceği değerlendiriliyor. O dönemde petrol gelirleri sayesinde ülke hızlı sanayileşme, kentleşme ve yüksek büyüme oranları yakalamıştı. Bugün de geniş petrol ve doğalgaz rezervleri, güçlü diasporası ve nitelikli insan kaynağı İran için önemli avantajlar olarak görülüyor.
Mullojanov’a göre “yeni İran”ın politikası İslam karşıtı değil, siyasi İslam’ın devlet içindeki belirleyici rolüne karşı olacaktır. Ayrıca Tahran’ın Orta Asya’da vekil güçler oluşturma girişimlerinin başarılı olmadığını; özellikle Sünni köktenci yapılarla yaşanan mezhepsel gerilimlerin bunu engellediğini belirtiyor. Afganistan’daki Taliban yönetiminin zaman zaman İran’la dayanışma mesajları vermesini ise daha çok geleneksel Amerikan karşıtı söylemin bir parçası olarak yorumluyor.
Tacikistan boyutu
Mullojanov, Tacikistan’da İran’la daha yakın entegrasyonu savunan çevrelerin güç kazandığını ifade ediyor. “Tek halk, iki devlet” anlayışını dile getiren bu kesimler, Tacikler ile İranlıların (Farsların) kültürel birlikteliğine vurgu yapıyor. Ancak Duşanbe yönetimi şimdiye kadar Batı ile ilişkilerini zedelememek ve İran’daki teokratik ideolojinin etkisinden kaçınmak için temkinli davrandı. İran’ın laik bir devlete dönüşmesi halinde iki ülke arasındaki yakınlaşmanın çok daha hızlı gerçekleşebileceği öne sürülüyor.
Mullojanov ayrıca, ayetullah rejiminin olası çöküşünün, IŞİD’in yenilgisinden sonra modern dönemde bir teokrasinin ikinci büyük çöküşü olabileceğini belirtiyor. IŞİD’in ortadan kaldırılmasının radikal İslamcı hareketlerin stratejilerini değiştirdiğini; artık Batı ile doğrudan çatışma yerine daha pragmatik ve uyumlu bir görüntü verme eğiliminin güçlendiğini savunuyor.
Sonuç olarak, İran’da yaşanabilecek bir rejim değişikliği yalnızca ülke içindeki dengeleri değil, Çin’den Türkiye’ye, Orta Doğu’dan Orta Asya’ya kadar uzanan geniş coğrafyada güç ilişkilerini derinden etkileyebilecek potansiyele sahip görülüyor.
Jeykhun Najafov



Yorum gönder