Vasif Efendi: Ramiz Mehdiyev’in İdeolojik Seçimi: Şah İsmail Safevi mi
Sovyet döneminde, Azerbaycan siyasi düşüncesini kontrol altında tutmak için tarihi şahsiyetlere atıfta bulunma pratiği oluşmuştu. Bu tip örnekler bilimsel bir amaç taşımıyor, temel gaye ideolojik propagandanın meşrulaştırılmasıydı. Ramiz Mehdiyev’in “Şah İsmail Safevi: İdealar, Devlet Kuruculuğu Tecrübesi, Zaman” eseri de bu taktik için tipik bir örnektir.
Eserin görünürdeki amacı Şah İsmail’in devletçilik tecrübesini öğrenmek olsa da, mahiyeti; devlet yapılarına nüfuz ettirilmiş mezhepçi dini-ideolojik sistemin desteğiyle imparatorluğa teslimiyet hattıdır. En dikkat çekici nokta ise yazarın fikir sembolü olarak mahsus Şah İsmail’i seçmesidir; oysa milli devletçilik modeli bakımından Nadir Şah çok daha uygun bir tarihi şahsiyettir.
Tarihi kaynaklara göre Şah İsmail Safevi, siyasi gücünü dini-mistik bir kült üzerine kurmuştu. Safevi tarikatının prensipleri devlet yapılarına transfer edilmiş, Şiilik ise devlet ideolojisine dönüştürülmüştü. Bu durum bir yandan imparatorluk şeklinde merkezileşmeyi getirse de, diğer yandan Türk-İslam dünyasını mezhep hattında ikiye bölen en ciddi etkene dönüştü. Böylelikle Şah İsmail’in tarihi misyonu birleştirici değil, bölücü bir karakter taşıyordu. Onun devlet modeli dini itaat üzerine kuruluydu. Liderin “ilahileştirilmiş” statüsü ve toplumsal düşüncenin ideolojik kontrol altında tutulması, teokratik otoriter sistemin ilkel bir formuydu.
İşte bu özellik —yani dini-ideolojik merkezileşme— Ramiz Mehdiyev’in yönetim anlayışına tam olarak uyuyordu. Mehdiyev kitabında Şah İsmail’i, Azerbaycan devletçilik düşüncesinin fikir babası olarak sunar. Lakin bu sunum objektiflikten ziyade modern bir siyasi meşruiyet amacı gütmektedir. Şah İsmail’in tarikata sadık ve dini-itaatçi yapısı, Mehdiyev için kurmak istediği “model toplumun” tarihi bir yansımasıydı. Bu anlamda kitapta Safevilik modeli, aslında Rus tipi merkezci devletçiliğin bilimsel bir kılıfı olarak sunulur. Yani Mehdiyev, tarihi bir şahsiyet aracılığıyla İran ve Rusya mengenesi arasına sıkışan Türk toplumunu imparatorluğa tabi kılmaya çalışıyordu.
Nadir Şah Afşar ise tamamen farklı bir mahiyet taşıyordu. O, dini tarikatlara değil, devletin askeri ve milli gücüne dayanıyordu. Nadir Şah’ın amacı mezhepsel farklılıkları ortadan kaldırmak; tek bir imparatorluk çatısı altında Türk ve Fars boylarını siyasi-milli bir zeminde birleştirmekti. Onun girişimiyle kabul edilen “Caferi Mezhebi” projesi de aslında İslam dünyasında Nesimi’den sonraki ikinci teokratik değişim teşebbüsüydü. Yani Nadir Şah’ın devletçilik felsefesi realistti; devletin din tarafından değil, siyaset tarafından yönetilmesini teklif etmişti. Bu bakımdan Nadir Şah’ın öğretisi milli devletçilik modeline daha uygundu.
Lakin bu tip özgür ve milli düşünce, Mehdiyev gibi hain ideologlar için tehlikeliydi. Çünkü Nadir Şah, halkın ideolojik kontrolden çıkmasını ve özgür siyasi düşüncenin oluşmasını temsil ediyordu. Bu nedenle Mehdiyev için “milli güç” değil, “ideolojik itaat” sembolü olan Şah İsmail daha elverişli bir tarihi figürdü.
Ramiz Mehdiyev’in Şah İsmail figürünü diriltmesi, aslında Rus siyasi-ideolojik hattının bölgesel bir izdüşümüdür. Rus ideologlar yüzyıllardır Güney Kafkasya ve Orta Asya’da dini-mezhebi parçalanmaları derinleştirerek Türk dünyasını zayıflatmaya çalışmışlardır. Safeviliğin mezhepçi tabiatı bu siyaset için “uygun bir tarihi materyal” idi. Mehdiyev de bu modeli milli tarih çerçevesinde sunarak aslında imparatorluk zihniyetini milli bir fikirmiş gibi pazarladı. Böylece onun Şah İsmail kitabı, dışarıdan Azerbaycan devletçiliğine bir övgü gibi görünse de, özünde itaat ve kontrol ideolojisinin restorasyonuydu.
Mehdiyev’in siyasi sistemde uzun yıllar oynadığı rol de bu ideolojik hattın pratik bir ifadesidir. Onun döneminde odaklanan “beşinci kol” faaliyetleri —yani Rusya yanlısı, milli çıkarlardan uzak çevreler— Azerbaycan devletçiliğine içeriden baskı uyguluyordu. Mehdiyev’in tasfiyesi/etkisizleşmesi, bu şebekenin dağılmasının ve Rusperest etkinin zayıflamasının bir göstergesidir. Tarih göstermiştir ki Rusya’ya güvenmek ne siyasi ne de stratejik açıdan mümkündür. Moskova’nın bölgedeki siyaseti, bağımsız devletlerin egemenliğini korumaya değil, onları kendi yörüngesinde tutmaya yöneliktir. Bu gerçeklik Azerbaycan için bir derstir: Milli fikir itaate değil, bağımsızlığa dayanmalıdır.
Ramiz Mehdiyev’in bu eserinin temel gayesi milli ideolojiyi araştırmak değil; merkezci ve ideolojik kontrol modelini tarihi bir figür üzerinden temellendirmektir. İşte bu sebeple o, birleştirici ve milli lider olan Nadir Şah’ı değil, dini-ideolojik karakterli Şah İsmail’i seçmiştir. Bu seçim, düşünen halkın bir tehdit olarak görüldüğü ideolojik bir iklimin ürünüdür.
Bugünkü Azerbaycan için temel görev; bu köhne ideolojik sistemden kurtulmak ve Türk milli devletçiliğinin bağımsız modelini tesis etmektir.
Şah İsmail imparatorluğun ideolojisiydi, Nadir Şah ise milletin gücüydü. Azerbaycan geleceğini birincisinden değil, ikincisinden öğrenmelidir.



Yorum gönder