Naubet Bisenov: Astana için hayati önem taşıyan gelir kaynağı petrol
Rusya-Ukrayna savaşının beşinci yılına girilirken, Kazakistan petrol ihracatına ilişkin ciddi bir belirsizlikle karşı karşıya bulunuyor. Petrol gelirleri, Astana yönetimi için hayati öneme sahipken, hem savaşın yarattığı güvenlik riskleri hem de enerji sektöründeki sözleşme süreçleri ülke ekonomisi üzerinde baskı oluşturuyor.
Ukrayna kaynaklı riskler
Kısa vadede en büyük risk, Ukrayna’nın Rus enerji altyapısına yönelik saldırılarını artırma tehdidi. Bu altyapı içinde, Kazak petrol ihracatının ana güzergâhı olan Hazar Boru Hattı Konsorsiyumu (CPC) hattı ve Karadeniz’deki Novorossiysk limanı kritik öneme sahip.
8 Şubat’ta Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodymyr Zelenskyy, sosyal medya platformu X’te yaptığı açıklamada Rus enerji altyapısının “meşru hedef” olduğunu belirtti. Zelenskyy, Moskova’nın petrol gelirlerini Ukrayna’ya yönelik saldırıları finanse etmek için kullandığını savundu.
2025 yılı boyunca Ukrayna, Rus petrol depoları ve rafinerilerine yönelik saldırılar düzenledi. Kasım sonunda Ukrayna’ya ait deniz insansız hava araçları, Novorossiysk’te CPC boru hattının açık deniz yükleme tesislerinden birini devre dışı bıraktı. Bunun üzerine Kazakistan Dışişleri Bakanlığı saldırıyı protesto etti ve boru hattının “kritik altyapısına” yönelik bu tür eylemlerin önlenmesini talep etti.
Söz konusu saldırı sonrası, CPC üzerinden yapılan petrol sevkiyatı Kasım ayında 5,09 milyon metrik tondan Aralık ayında 3,98 milyon metrik tona geriledi. Ocak ayında ise Ukrayna’ya ait insansız hava araçlarının Karadeniz’de Kazak petrolü taşıyan tankerleri vurduğu bildirildi. Kazakistan, Avrupa ve ABD’li ortaklarıyla enerji sevkiyatının güvenliği konusunda istişarelerde bulunduğunu açıkladı ve herhangi bir silahlı çatışmanın tarafı olmadığını vurguladı.
Batılı şirketlerin rolü
CPC hattı Rusya topraklarından geçse de, projede Batılı enerji devlerinin önemli payları bulunuyor. Chevron ve ExxonMobil, dev Tengiz sahasını işleten Tengizchevroil (TCO) şirketinde çoğunluk hisselerine sahip. Ayrıca Eni, Shell ve TotalEnergies, Kaşagan ve Karaçaganak projelerinde önemli ortaklar arasında yer alıyor. Bu üç büyük saha, CPC hattına petrol sağlayan ana kaynakları oluşturuyor.
CPC hattının uzun süreli devre dışı kalması, bu sahalardaki üretimi sekteye uğratabilir ve devlet bütçesini ciddi biçimde etkileyebilir. Orta Asya iş dünyası platformu Ekonomist.kz’nin kurucusu Kassymkhan Kapparov’a göre, yalnızca Tengizchevroil’in işletme gelirleri toplam bütçe gelirlerinin yaklaşık yüzde 40’ını oluşturuyor. Bu nedenle hattın askıya alınması “bütçe açısından felaket” anlamına gelebilir.
Uzun vadeli belirsizlikler
Kazakistan açısından uzun vadeli bir diğer zorluk, Batılı şirketlerle yapılan işletme anlaşmalarının önümüzdeki yıllarda sona erecek olması. 2033 sonrası dönemi kapsayacak yeni sözleşmeler için müzakereler yeni başlıyor. Astana yönetimi daha avantajlı koşullar elde etmeyi hedeflerken, bazı projelerde çevresel ihlaller gerekçesiyle hukuki süreçler de başlatılmış durumda.
Uluslararası bir tahkim mahkemesinin, Karaçaganak sahasındaki çevre ihlalleri nedeniyle Shell’in Kazakistan’a 4 milyar dolar ödemesine hükmetmesi, taraflar arasındaki gerilimi artırdı. Bu gelişme, müzakere sürecinin daha da hassas bir zemine oturmasına yol açtı.
Bütçe baskısı artıyor
Petrol fiyatlarının beklentilerin ortalama yüzde 20 altında seyretmesi nedeniyle, 2025 yılında petrol ve doğalgazdan elde edilen bütçe gelirleri hedeflerin gerisinde kaldı. Astana yönetimi, hem düşük fiyatlar hem de ihracat güvenliğine yönelik tehditler nedeniyle mali dengeyi korumakta zorlanıyor.
Sonuç olarak Kazakistan, bir yandan Rusya-Ukrayna savaşı kaynaklı jeopolitik risklerle, diğer yandan enerji devleriyle yürütülen kritik sözleşme müzakereleriyle karşı karşıya. Petrol ihracatındaki aksama ihtimali, ülke ekonomisi ve bütçe istikrarı açısından ciddi sonuçlar doğurabilecek bir kırılganlık yaratıyor.



Yorum gönder