Şimdi yükleniyor

Vahe Davtyan: TÜRKİYE VE AZERBAYCAN NEDEN ALTIN STOKLUYOR?

2020 ile 2025 yılları arasındaki dönemde Azerbaycan ve Türkiye, dünyanın en büyük altın alıcıları arasında yer aldı. Türkiye, altın rezervlerini 251,8 ton artırarak bu alanda dünya üçüncüsü olurken; Azerbaycan 83,6 tonluk artışla altıncı sırada yer aldı. Karşılaştırma yapmak gerekirse, listenin başında Çin (+357,1 ton) ve Polonya (+314,6 ton) yer alırken, Hindistan +245,3 ton ile dördüncü sıraya yerleşti.  Bu ülkelerin bu kadar aktif bir şekilde altın satın almalarının nedenleri büyük ölçüde jeo-ekonomik konjonktürden kaynaklanmaktadır. Altın, özellikle ulusal para birimlerinin istikrarsız olduğu koşullarda, döviz dalgalanmalarına ve enflasyona karşı güvenilir bir koruma varlığı olarak görülmektedir. Keskin bir enflasyon ve liranın değer kaybıyla karşı karşıya kalan Türkiye ile ekonomisi büyük ölçüde petrol gelirlerine dayalı olan Azerbaycan için altın; rezervlerin çeşitlendirilmesi ve ABD dolarına olan bağımlılıktan kaynaklanan risklerin azaltılması için stratejik bir araç haline gelmiştir.
Azerbaycan’ın petrol sektöründeki durum bu eğilimi daha da güçlendiriyor. 2021-2025 yılları arasında petrol üretim hacmi %20 oranında azaldı; bu da yıllık ortalama 1,380 ile 1,400 milyon ton (yaklaşık 10 milyon varil/yıl) civarında bir düşüşe tekabül ediyor. İhracata giden her bir varil Azerbaycan petrolü en az 70 dolar fiyattan alıcı bulurken, 2024 yılında maliyetler daha da yüksekti.
Petrol ihracatındaki bu azalma, doğrudan döviz girişini düşürmektedir. Bu durum, altın birikimini ulusal finans sistemini desteklemek ve rezervleri stabilize etmek adına stratejik bir zorunluluk haline getirmektedir.
Jeopolitik açıdan bakıldığında, altın rezervlerini artırmak bir “dayanıklılık marjı” yaratmaktadır. Altın, dış alacaklılara ve küresel döviz sistemlerine olan bağımlılığı kısmen azaltmanın bir yolu olarak işlev görür. Enerji kaynakları üzerindeki rekabetin kızıştığı ve büyük küresel aktörlerin baskısının arttığı bir ortamda, bu varlık ulusal stratejinin temel bir unsuru haline dönüşmektedir.
Vahe Davtyan Rusya Bilimler Akademisi (RAN) Çin ve Modern Asya Araştırmaları Enstitüsü Kafkasya Çalışmaları Bölümü Kıdemli Araştırmacısı, Siyaset Bilimi Doktoru

Yorum gönder