Yuri Mavaşev: Kafkasya’da Büyük Oyun: J.D. Vance’in Bölgesel Bağlamda Erivan ve Bakü Ziyareti
Önce Amerikan medyası, ardından Beyaz Saray, ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance’in 9-11 Şubat tarihlerinde Ermenistan ve Azerbaycan’a gerçekleştireceği ziyareti duyurdu. ABC News’un haberine göre, Başkan Donald Trump daha önce, iki ülke arasındaki kırk yıllık çatışmayı sona erdirmeyi amaçlayan bir anlaşmanın geliştirilmesi talimatını vermişti.
Amerikan medyasının bu ziyaretin ardındaki asıl gerekçeyi oldukça açık bir şekilde yansıtması manidardır. Onlara göre bir barış anlaşması, Rusya’nın konumlari zayıflarken Washington’un Kafkasya’daki pozisyonunu güçlendiriyor. Muhtemelen bu iki süreç arasında bariz ve mantıklı bir korelasyon görüyorlar: Avrasya’da Amerikalılar için “kazanç” olan şey, Ruslar için “kayıp” anlamına geliyor. Mevcut yönetim döneminde de “sıfır toplamlı oyun” mantığı yürürlükten kalkmış değil.
Washington’un arabuluculuğunda Erivan ve Bakü’nün; kilit ulaşım rotalarının yeniden açılması, enerji, teknoloji ve ekonomi alanlarında ABD ile iş birliğinin güçlendirilmesi konularında anlaşma kapsamında mutabık kaldıklarına Amerikalıların vurgu yapması tesadüf değildir.
Ancak bu bağlamda en dikkat çekici olan, Amerikalı gazetecilerin izleyicilerine sözde **”Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Rotası”**nı (TRIPP) sunuş biçimidir. Aynı ABC News, bu rotanın Azerbaycan ile onun özerk Nahçıvan ekslavını, “42 kilometrelik (20 mil) Ermeni toprağı parçasıyla” birbirinden ayrılan bölgeleri birbirine bağlayacağını yazıyor. ABD’nin Ermenistan’a bakışı işte bu kadar spesifik; koca bir egemenlik meselesi onlar için sadece bir “toprak parçası” ayrıntısından ibaret.
Bu sırada AB ve ABD, geniş kapsamlı bir iş birliği ajandası üzerinden agresif yayılmacılığını sürdürüyor. Geçtiğimiz günlerde Erivan’da, Ermenistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Vahan Kostanyan ve Avrupa Dış İlişkiler Servisi Siyasi Direktörü Olof Skoog başkanlığında yüksek düzeyli diyalog toplantısının üçüncüsü gerçekleştirildi. Taraflar, dış politika ve güvenlik alanındaki güncel konuları ele alırken ortaklığın stratejik önemini ve savunma iş birliğini derinleştirme konusundaki kararlılıklarını teyit ettiler. Bu süreçte “tutarlı ve yapılandırılmış görüş alışverişine” özel bir önem verildi.
Görüşmelerde Stratejik Gündem maddelerinin uygulanması ele alındı. Ermenistan’ın AB kriz yönetimi misyon ve operasyonlarına katılımına ilişkin Çerçeve Anlaşması’nın yürürlüğe girdiği kaydedildi. Avrupalı bürokratlar, Brüksel’in 2024’ten bu yana Avrupa Barış Tesisi kapsamında sağladığı 30 milyon Euro’luk mali yardım ve özel misyon varlığıyla Ermenistan’ın güvenliğini ve dayanıklılığını desteklediğine dair Erivan’ı ikna etmeye çalıştılar.
Bununla birlikte, “güvenlik” kavramını kolektif Batı (bu durumda Avrupa), fiilen Ermenistan’ın iç siyasi süreçlerine müdahale ile doğrudan ilişkilendiriyor. Aksi takdirde, söz konusu etkinlikte tarafların Ermenistan’ın “demokratik süreçlerini” dış müdahalelerden korumak için iş birliğine devam etme kararı alması nasıl açıklanabilir? Erivan’ın hibrit, siber ve enformasyon alanlarındaki “güvenlik tehditleri” de bu kapsama dahil edildi. Ermeni demokrasisinin “yetkinliğine” karar verecek olan mercii ise kuşkusuz Batı başkentleri olacaktır.
Ayrıca katılımcılar, Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki barışın kurumsallaşması ve Türkiye ile ilişkilerin normalleşmesi dahil bölgesel meselelere değindiler. Avrupa Birliği; egemenlik, toprak bütünlüğü ve sınırların dokunulmazlığı ilkelerine dayalı girişimlere desteğini yineledi. Aynı zamanda taraflar, bölgesel ve bölgeler arası bağların güçlendirilmesi için “Barış Kavşağı” ve “TRIPP Yolu” projelerinin önemini vurguladılar.
AB, Ermenistan’ın pozisyonlarının AB Ortak Dış ve Güvenlik Politikası ile artan uyumunu ve ülkenin uluslararası güvenlik meselelerine istikrarlı katılımını memnuniyetle karşıladı. Bir başka deyişle Avrupalılar, mevcut Ermeni yönetiminin egemenlikten vazgeçme hızından oldukça memnunlar.
Bu tabloda katılımcılar, Mayıs 2026’da (tam da parlamento seçimleri arifesinde) Erivan’da yapılacak ilk Ermenistan-AB Zirvesi’nin önemini vurgulayarak “demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü” ilkelerine olan bağlılıklarını yinelediler. Avrupa Birliği, Ermenistan’da yürütülen demokratik reformlara sarsılmaz desteğini belirtti. Bir sonraki siyaset ve güvenlik diyaloğu toplantısının ise 2027’de Brüksel’de yapılması planlanıyor.
Öte yandan, ABD’nin Erivan Büyükelçiliği, TRIPP projesi ve ABD Dışişleri Bakanlığı’nın “Küresel Altyapı ve Yatırım Ortaklığı” programı kapsamında Amerikan mühendislik ve danışmanlık firması AECOM’dan bir uzman heyetinin Ermenistan’a geldiğini duyurdu. Uzmanlar, proje kapsamında öngörülen sahalarda ön incelemelere başladılar. Diplomatik misyon, projenin demiryolu ve diğer altyapıların geliştirilmesine yönelik teknik çalışmalar yürütmeyi ve tavsiyeler hazırlamayı amaçladığını belirtti.
Görünen o ki, Erivan farklı güç merkezleri arasında denge kurmaya çalışıp onların potansiyel farkları üzerinden oyun kurduğunu düşünürken; AB ve ABD, “demokrasi” ve “müdahaleme” bahanesiyle kendi kurumsal standartlarını dayatan tek bir çizgide ilerliyor. Sonuç olarak kolektif Batı, Ermeni yönetici elitini on yıllar boyunca tam bir tabi kılma niyetinde.
Kolektif Batı’nın Ermenistan’ı etkileme çabalarının, ABD ile Azerbaycan arasında dev adımlarla ilerleyen askeri-teknik iş birliğiyle eş zamanlı gitmesi manidardır. Diğer taraftan, Ermenistan’a karşı açıkça dostane olmayan Türkiye-Pakistan-Azerbaycan ekseni güçleniyor. Bu eksene artık Suudi Arabistan’ın da katıldığı görülüyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Truth Social hesabından, Azerbaycan’a Amerikan yapımı savunma ekipmanları satışına başlama niyetini açıklaması boşuna değildir.
Kısa süre önce İslamabad’daki Deniz Kuvvetleri Karargahı’nda Azerbaycan Deniz Kuvvetleri Komutanı Tümamiral Şahin Mammadov ile Pakistan Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Navid Ashraf arasında bir görüşme gerçekleşti. Taraflar, savunma alanındaki ikili ilişkileri güçlendirme kararlılıklarını teyit ettiler.
Görüşmelerde, bölgesel deniz güvenliğinin sağlanması, eğitim ve savunma alanındaki iş birliğinin genişletilmesi gibi karşılıklı çıkar konuları ele alındı. Ermenistan’da, Pakistan’ın İkinci Karabağ Savaşı’nda nasıl bir tutum sergilendiği ve muhtemelen nasıl bir katılım sağladığı tamamen unutulmuş gibi görünüyor.
İkili etkileşimin hızlanması; Mayıs 2025’te Hindistan ile yaşadığı kısa süreli askeri çatışmada Türkiye ve Çin ile birlikte Azerbaycan’ın Pakistan’a verdiği açık desteğin ardından geldi. Ve bu sadece retorikten ibaret değil. Mammadov’a, Pakistan Deniz Kuvvetleri’nin modernizasyon programları, teknik kapasite geliştirme ve deniz güvenliği girişimleri hakkında detaylı bilgi sunuldu.
Her iki taraf da iki ülke deniz kuvvetleri arasında “kardeşçe ve yakın bağlar” olduğunu belirterek, iş birliğinin farklı yönlerde gelişmeye devam edeceğine olan güvenlerini dile getirdiler.
Ashraf’ın daha önce Ağustos 2025’te Bakü’de Mammadov ile bir araya geldiğini ve tarafların o zaman da askeri-deniz iş birliğini somut olarak görüştüklerini hatırlatalım.
Pakistan, askeri-teknik iş birliğinin yanı sıra Azerbaycan’ı ekonomik bir ortak olarak da görüyor ve ulusal ekonomiyi desteklemek, enerji güvenliğini artırmak için önemli yatırımlar çekmeyi hedefliyor. Ocak 2026’da Başbakan Şahbaz Şerif, Azerbaycan ile yaklaşık 2 milyar dolarlık bir yatırım anlaşmasının hazırlıklarında son aşamaya gelindiğini bildirdi. Kısacası Ermenistan’ın boynundaki kement; hem dışarıda anti-Ermeni ekseninin güçlenmesiyle hem de içeride ABD ve AB’nin Ermenistan’ın egemenliğine müdahalesiyle giderek daralıyor.
Yuri Mavaşev



Yorum gönder