Şimdi yükleniyor

Akşin Kerimov: İran’da Kritik Atama: Savunma Konseyi ve Ali Şamhani’nin Dönüşü

 

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 5 Şubat’ta Dini Lider Seyyid Ali Hamaney’in Savunma Konseyi’ndeki temsilcisi Ali Şamhani’yi Savunma Konseyi Sekreteri olarak atadı. Bu karar, ABD ve İran’ın birbirlerine karşı diplomasi ve tehdit dilini hibritleştirdiği bir döneme rastlıyor.

12 günlük İsrail-İran savaşının ardından, İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi’nin stratejik savunma odaklı alt birimi olan Savunma Konseyi (SK) kuruldu. Konseyin kurulması kararı, anayasal protokollerin gerektirdiği şekilde Hamaney’in kritik onayını aldı.

Konseyin temel görevi; savaş zamanlarında veya ulusal acil durumlarda hızlı, merkezi ve kararlı savunma kararlarının alınmasını sağlamaktır. Diğer bir deyişle Savunma Konseyi, gelecekteki olası savaşlarda tek bir komuta zinciri oluşturmak ve koordinasyonun dışına çıkılmasını engellemek adına hayati bir platformdur.

Konseyin Yapısı ve Stratejik Hedefleri

Konsey üyeleri arasında Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı ve Yargı Erki Başkanı yer alıyor. Ayrıca Dini Lider tarafından atanan iki temsilci, İstihbarat Bakanı ve Genelkurmay Başkanı da konseyde bulunmaktadır. Askeri kanadı ise Devrim Muhafızları Ordusu (SEPAH) ve İran Ordusu (Arteş) komutanları temsil etmektedir.

Ali Şamhani’nin atanması şu temel önceliği öne çıkarmaktadır:

• İran üzerindeki baskılar arttıkça ve askeri tehditler yoğunlaştıkça, komuta yapılarında oluşabilecek kriz anlarına tepki verme sürecinde Ali Şamhani’nin fikirleri belirleyici olacaktır.

Diplomasi ve Güvenlik Kıskacında İran

İran eliti içerisinde, İsrail ve ABD ile ilişkilerin geleceğine dair belirsiz ancak yapıcı perspektifler de göz önünde bulundurulmaktadır. Bu noktada İran’ın askeri-siyasi komutası ile diplomasisi arasında görüş ayrılıkları gözlemleniyor. Dışişleri kanadı, muhtemelen yeni dünya düzeninde ABD ve İsrail ile ilişkilere dair daha pozitif etkiler yaratabilecek çalışmalar yürütüyor.

İran diplomasisinin güvenlikle birleştirilmesi kursunu Ali Şamhani temsil ederken; diplomasinin diğer iki kanadında Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani ve Dışişleri Bakanı Abbas Araqçi duruyor. İran’ın krizden çıkış stratejisi; diplomasi, istihbarat ve güvenlik kurumlarının paralel yollarda birlikte çalışmasına dayanıyor: Araqçi ABD hattıyla, Laricani Rusya ile, Şamhani ise daha geniş güvenlik kanallarıyla ilgileniyor.

ABD-İran Müzakerelerine Dair Beklentiler

ABD-İran diplomasisi her zaman zorluklarla doludur. Yaklaşan görüşmelerin merkezinde muhtemelen üç ana başlık olacak: Nükleer program, füze programı ve bölgesel vekil güçlere (proksilere) verilen destek.

Washington ve Tahran arasında “büyük bir anlaşma” yapılması şu an için öngörülmüyor. İran’ın yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyumunun büyük bir kısmı, muhtemelen geçtiğimiz Haziran ayında vurulan alanlardaki enkazın altında ya da güçlendirilmiş tünellerde güvenli bir şekilde gizlenmiş durumda. Bu da İran’ın nükleer tesislerini gelecekteki çatışmalara karşı daha dayanıklı hale getirecek şekilde yeniden tasarladığını gösteriyor.

Ancak Donald Trump yönetimi, İran ile yaşanacak her türlü çatışma senaryosunda sahip olduğu üstünlükleri devreye sokabilir. Dahası, ABD’nin bu kez önceki yıllardan farklı bir hesaplama yapması muhtemeldir. Yine de İran’ın direnç potansiyeli ve olası bir çatışmanın bölgeye yayılma riski ABD için ciddi sorunlar doğurabilir.

İran’ın stratejisi, ABD ile yapılacak görüşmelerde Irak’taki uluslararası Şii hareketlerini bir “taviz modeli” olarak masaya getirebilir. Eğer ABD ve İran, nükleer dosya konusunda ortak bir yaklaşım geliştirebilirse, İran vekil güçlerin sınırlandırılmasına dair kararlara öncelik vermekten kaçınmayacaktır. Bu adım, İran’ı daha geniş bir coğrafyada güvenlik risklerine karşı sigortalayabilir.

Akşin Kerimov

Yorum gönder