Bayram Sinkaya: AB’nin DMO’yu Terör Listesine Almasının Nedenleri ve Olası Sonuçları
Mevcut yaptırımlara ek olarak DMO’nun terör listesine alınması, AB’nin İran sivil toplumunu destekleme ve İran yönetimi üzerindeki baskıyı artırma konusunda daha kararlı bir çizgiye geçtiğini göstermektedir.
Esnafın 28 Aralık 2025’te Tahran’da, İran riyalinin hızla değer kaybetmesi ve diğer ekonomik sorunlara tepki olarak başlattığı gösteriler, kısa sürede İslam Cumhuriyeti yönetimi üzerindeki iç ve dış baskıyı artırdı. İran hükümeti protestoların, ABD ve İsrail tarafından kışkırtıldığını öne sürerken bazı bölgelerde güvenlik güçleri ile göstericiler arasında çatışmalar meydana geldi. Gösterilerin yayılması ve şiddetin artması üzerine İran yönetimi, 8 Ocak 2026’dan itibaren iki haftadan uzun süre ülke genelinde internet erişimini tamamen kapattı ve protestoları kontrol altına almak için sert önlemler aldı.
ABD merkezli insan hakları örgütü HRANA’ya (Human Rights Activists News Agency) göre bu süreçte altı binden fazla kişi hayatını kaybetti. İran’dan 21 Ocak’ta yapılan resmî açıklamaya göre ise önemli bir kısmı güvenlik güçlerinden olmak üzere olaylar sırasında üç binden fazla kişi öldü. ABD Başkanı Donald Trump bir yandan yardım vaadiyle göstericilere destek verirken diğer yandan İran yönetimini protestoculara karşı şiddet kullanmaması konusunda uyardı. Ardından ABD’nin İran üzerindeki askerî baskıyı artırmak amacıyla Basra Körfezi ve Umman Körfezi açıklarında askerî yığınağını artırdığına dair haberler gündeme geldi.
Benzer biçimde Avrupa’dan da gösterilere destek açıklamaları ve İran yönetimine şiddet kullanmaması yönünde uyarılar geldi. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, 9 Ocak’ta AB adına yaptığı açıklamada İran halkının daha iyi bir yaşam için meşru talepler dile getirdiğini belirtti. Kallas, güvenlik güçlerinin orantısız ve sert müdahalesini, keyfî tutuklamaları ve yıldırma uygulamalarını kınadı. Kaja Kallas ayrıca haksız yere gözaltına alınanların derhal serbest bırakılmasını ve İran’ın ifade özgürlüğü, örgütlenme ve barışçıl toplantı hakkını korumasını istedi.
29 Ocak 2026’da Brüksel’de toplanan AB Konseyi ise İtalyan Dışişleri Bakanı Antonio Tajani’nin önerisi doğrultusunda, hükümet karşıtı barışçıl gösterilerin kanlı biçimde bastırılmasındaki rolü nedeniyle İran Devrim Muhafızları Ordusu’nu (DMO) AB terör listesine ekleme kararı aldı. Ayrıca İçişleri Bakanı İskender Mümini, Başsavcı Muhammed Movahedi-Azad ve DMO komutanlarının da aralarında bulunduğu on beş kişi ile altı kuruluş, insan hakları ihlallerinden sorumlu tutularak 2011’den bu yana uygulanan İran yaptırım listesine eklendi.
DMO’nun terör listesine eklenmesi
AB’nin yeni yaptırımları içinde en dikkat çekici adım, DMO’nun terör örgütü olarak tanımlanması oldu. Kaja Kallas’a göre DMO’nun listeye alınması, İran yönetiminin sert müdahalesi ve artan can kayıpları karşısında İran’a güçlü bir mesaj vermeyi amaçlamaktadır. Benzer biçimde AB Parlamentosu’nun İran’la ilişkilerden sorumlu heyetinin başkanı Hannah Neumann, bu kararı “yoğun şiddetin ve sınır ötesinde muhalifleri bastırma faaliyetlerinin artık cevapsız kalmayacağına” dair bir işaret olarak değerlendirdi.
DMO’nun terör listesine alınmasına yönelik girişimler yeni değildir. ABD’nin Nisan 2019’da DMO’yu terör örgütleri listesine eklemesinin ardından, AB’nin de benzer bir adım atması için sürgündeki İranlı muhalifler ile ABD ve İsrail bağlantılı kuruluşlar tarafından çeşitli kampanyalar yürütülmüştü. İran’ın Avrupa ülkelerinde muhaliflere karşı istihbarat faaliyetleri yürütmesi, suikast ve saldırı iddiaları nedeniyle soruşturulan bazı kişilerin DMO ile bağlantılı olduğunun ortaya çıkması, bu talebi güçlendiren unsurlar arasında yer alıyordu.
Öte yandan özellikle 2022’de Mehsa Emini protestoları sırasında gösterilerin sert biçimde bastırılması ve bazı protestocuların idam edilmesi üzerine, kimi AB üye ülke yetkilileri, dönemin Avrupa Komisyonu Başkanı ve Avrupa Parlamentosu DMO’nun terör listesine alınması çağrısı yapmıştı. Ancak o dönemde AB Konseyi, insan hakları ihlalleri gerekçesiyle yaptırım listesine yeni kişi ve kurumlar eklemekle yetinmişti. Dönemin AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Joseph Borrell, bir kişi ya da kuruluşun terör listesine alınabilmesi için bir Avrupa mahkemesinin bu yönde karar vermesi gerektiğini savunmuştu.
Ayrıca DMO’nun resmî bir devlet kurumu olması, İran’la diplomatik ilişkilerin tamamen kopması ihtimali ve AB vatandaşlarının İran’daki yakınlarının ve çıkarlarının korunması gibi kaygılar nedeniyle Fransa ve İspanya gibi bazı ülkeler bu adıma karşı çıkmıştı. Neticede Fransa’nın itirazını geri çekmesiyle, 29 Ocak 2026’da AB üyeleri ve kurumları DMO’nun terör listesine alınması konusunda mutabakata varmışlardı.
AB terör listesi
AB’nin terör listesinin yasal dayanağı, 11 Eylül saldırılarının ardından Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) terörizmin finansmanını önleyici tedbirler alınmasını öngören 1373 (2001) sayılı kararının uygulanması amacıyla kabul edilen 931 sayılı Ortak Tutum belgesidir. Bu belgeye göre, “bir halka gözdağı vermek” amacıyla, ölümle sonuçlanabilecek şekilde kişilerin hayatına veya vücut bütünlüğüne yönelik saldırılar terör eylemi kapsamına girmektedir.
Bu çerçevede AB Konseyi, üye devletler arasında terörle mücadele alanında iş birliği ve koordinasyonu güçlendirmek amacıyla kişi, grup ve kuruluşları terör listesine eklemektedir. Halihazırda listede 13 kişi ve 22 örgüt bulunmaktadır. Son olarak İran’da protestoların bastırılmasında aktif rol oynadığı ve göstericilerin ölümünden sorumlu tutulduğu gerekçesiyle DMO da bu listeye dahil edilmiştir.
AB’nin İran’a yönelik yaptırımları halihazırda geniş kapsamlıdır. İran’ın nükleer programı, insan hakları ihlalleri ve Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşa sağladığı askerî destek gibi nedenlerle İran’a kapsamlı yaptırımlar uygulanmaktadır. DMO da bu yaptırımlardan kısmen veya kurumsal düzeyde etkilenmektedir. DMO’ya bağlı kuruluşlar ve üst düzey komutanlar, mal varlıklarının dondurulması, seyahat yasağı, para ve fon transferi kısıtlamaları gibi tedbirlerle karşı karşıyadır. Dolayısıyla DMO’nun terör listesine eklenmesi, ilk bakışta yaptırımların niteliğinde köklü bir değişiklik yaratmayacaktır. Zira terör listesinde yer alan tüm kişi, grup ve kuruluşlar da benzer şekilde seyahat kısıtlamalarına ve fonların dondurulmasına tabi tutulmaktadır. Ayrıca bu listede yer alan kişi ve yapılara doğrudan ya da dolaylı biçimde herhangi bir fon, mali varlık veya ekonomik kaynak sağlanması yasaktır.
Bununla birlikte terör yaptırımlarını diğer yaptırım türlerinden ayıran temel unsur, terör örgütlerine mali veya maddi yardımın suç sayılmasıdır. Bu suçların önlenmesi, soruşturulması ve kovuşturulması süreçlerinde üye ülkeler arasında, ayrıca üye ülkeler ile diğer ülkelerin istihbarat, güvenlik ve adli birimleri arasında daha ileri düzeyde iş birliği yapılması öngörülmektedir. Bu kapsamda ilgili kurumlara geniş soruşturma yetkileri tanınması, terör listesine eklemenin pratikteki en belirgin sonuçlarından biri olarak öne çıkmaktadır.
Terör listesine eklenmenin sonuçları
Mevcut yaptırımlara ek olarak DMO’nun terör listesine alınması, AB’nin İran sivil toplumunu destekleme ve İran yönetimi üzerindeki baskıyı artırma konusunda daha kararlı bir çizgiye geçtiğini göstermektedir. Kallas’ın ifadesiyle DMO artık DEAŞ, Hizbullah, Hamas ve el-Kaide gibi örgütlerle aynı kategoriye konulacaktır. Bu kararın ardından, özellikle İngiltere başta olmak üzere diğer ülkeler üzerinde benzer adımlar atılması yönündeki baskının artması beklenmektedir.
DMO’nun terör listesine eklenmesi, İranlıların Avrupa’da ticari faaliyet yürütmesini daha da zorlaştıracaktır. Ayrıca İran’a bağlı kültür merkezleri ve dinî kuruluşlar üzerindeki baskıların artması, DMO ile bağlantılı medya kuruluşlarının faaliyet ve yayınlarına kısıtlamalar getirilmesi olasıdır. Buna karşın, DMO’nun uzun süredir farklı başlıklar altında AB yaptırımlarına maruz kalması nedeniyle, bu kararın İran tarafında kayda değer bir davranış değişikliği yaratması beklenmemelidir. Nitekim DMO’nun ABD tarafından terör örgütü ilan edilmesi de örgütün faaliyetlerinde belirgin bir değişime yol açmamıştır. “Terörist” etiketi iş yapmayı zorlaştıran güçlü bir caydırıcı unsur olsa da DMO’nun çalışma yöntemleri, ortakları ve faaliyet alanları dikkate alındığında yeni yaptırımlardan sınırlı ölçüde etkilenmesi muhtemeldir.
Bununla birlikte İran anayasasında devletin resmî silahlı kuvvetlerinden biri olan DMO’nun terör listesine alınması, AB-İran ilişkilerinde bazı hukuki ve diplomatik sorunlar doğurabilir. Zorunlu askerlik hizmetini DMO bünyesinde yapanlar ve DMO ile diğer devlet kurumları arasındaki geçişkenlikler dikkate alındığında, kimlerin DMO mensubu ve dolayısıyla “terörist” sayılacağı sorusu ortaya çıkacaktır. Ayrıca diplomatik görüşmelerde İran heyetlerinde DMO bağlantılı kişilerin bulunması ihtimali, ilişkilerde yeni riskler yaratabilir.
Benzer şekilde DMO’nun etkin rol oynadığı Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı gibi alanlarda, deniz kazaları veya acil durumlar sırasında askerî angajman kurallarının uygulanmasında da bazı zorluklarla karşılaşılabilir. Son olarak, bu karardan sonra AB-İran ilişkilerinde öne çıkacak başlıklardan birinin, muhtemelen İran’ın müzakere şartı olarak, DMO’nun terör listesinden çıkarılması olacağı öngörülebilir.




Yorum gönder