Şimdi yükleniyor

Nataly Aleksanyan: Uluslararası Hukukun ve Küçük Devletlerin Egemenliğinin Korunmasına Dair

Uzun zamandır bu konuya kamuoyu önünde değinmeyi planlıyordum; ancak hukuki ve siyasi süreçlerin nasıl gelişeceğini gözlemlemek amacıyla bilinçli olarak sabır yolunu seçtim. Ne var ki bugün, Rusya Federasyonu’ndan gelen mesajlar ve kamuoyuna açık açıklamalar açıkça endişe verici bir hal almış ve artık göz ardı edilemez duruma gelmiştir.

Uluslararası toplum, Rusya Federasyonu’nun uzun yıllar boyunca Ermenistan Cumhuriyeti’ni, Gürcistan’ı, Azerbaycan’ı ve Sovyet sonrası coğrafyadaki bir dizi başka devleti egemen ve uluslararası hukukta eşit özneler olarak görmediği konusunda tam olarak bilgilendirilmelidir. Bunun yerine, halkların acılarını, savaşları ve güvenlik kırılganlıklarını istismar eden siyasi manipülasyonlara, etki araçlarına ve sahte bir “dostluk” söylemine başvurmuştur.

Bugün bu politikanın gerçek yüzü ortaya çıkmaktadır. Rusya Federasyonu’nun devlet propaganda alanında faaliyet gösteren bazı aktörler, tanınmış medya figürleri de dâhil olmak üzere, küçük ve orta ölçekli devletlere yönelik açık tehditler savurmakta; bu devletlerin egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve hatta var olma hakkını sorgulamaktadır. Bu tür açıklamalar yalnızca kabul edilemez olmakla kalmayıp, Birleşmiş Milletler Şartı’na, uluslararası hukukun temel ilkelerine ve medeni devletler arasındaki ilişkileri düzenleyen normlara da aykırıdır.

Ermeni halkı ve bölgedeki diğer halklar, sınırlı topraklarını koruyabilmek için en ağır bedeli ödemiştir: insan hayatları, kuşakların kaderi ve derin tarihsel kayıplar. Hiçbir ulus, bir yüz yıl daha korku, bağımlılık veya esaret koşulları altında yaşamak zorunda değildir. Eğer bugün uluslararası toplum ve bölge devletleri bu tehlikeli söylem ve uygulamalara karşı ortak bir tepki göstermezse, yarın bunun bedelini çocuklarımız ödeyebilir.

Bu çerçevede talep ediyorum:
• Ermenistan’ın, Azerbaycan’ın, Gürcistan’ın ve tüm küçük devletlerin egemenliğinin, toprak bütünlüğünün ve siyasi bağımsızlığının tam anlamıyla korunmasını,
• Ermeni ve Azerbaycan halklarının yanı sıra bölgedeki diğer ulusların temel haklarının, dış etkilerden bağımsız olarak güvence altına alınmasını,
• Halkların özgür iradesine ve barışçıl gelişimine yönelik, devlet düzeyinde dile getirilen her türlü tehdidin açık biçimde kınanmasını.

Küçük devletler uluslararası sistemde ikinci sınıf aktörler değildir. Onların güvenliği ve hakları, herhangi bir büyük gücün çıkarları kadar değerlidir.

Bu konuda sessizlik, suç ortaklığı anlamına gelmektedir.

Natali Aleksanyan

Yorum gönder