Şimdi yükleniyor

Mehmet BOZKUŞ: İRAN’IN MEVCUT DURUMU VE REJİMİN GELECEĞİ BÖLGESEL VE KÜRESEL STRATEJİK DENGE 12

2025 yılı İsrail İran 12 gün savaşları sonrası ortaya çıkan süreçlerle beraber İran’ın iç dinamiklerine yerleşmiş olan zayıf süreçleri geçen süre zarfında tam olarak kontrol altına alamadıkları yaşanılan yeni süreçlerle beraber devam ettiği görülmektedir.

İran iç siyaset yapılanmasında ortaya çıkan süreçlerle beraber 1979 yılından bu yana rejim yeni üretkenlikler iç siyaset yapılanmasında ortaya yeni politikalar üretememesinin sıkıntılarını yaşadığı görülmektedir.

İç siyasi gelişmelere bakıldığında protestolar,ekonomik kriz,hükümet karşıtı yapılar,siyasi talepler,şiddet ve çatışmalar,yönetim ve dış ilişkilerde yaşanılan süreçler,yaptırımlar,şii doktrini süreçlerinde istenilen rejim ihracatında başarılı olunamaması,stratejik işbirlikleri ve süreçlerde toplumsal fayda noktasında istenilen süreçlerin yakalanamaması  ana nedenler olarak ortaya çıkmaktadır.

2026 itibarıyla İran, tarihinin en kritik iç ve dış eşiklerinden birini bugün yaşamaktadır. Artan ekonomik kırılganlık, toplumsal huzursuzluk, siyasal meşruiyet kaybı ve enerji altyapısındaki sorunlar, rejimin ayakta kalma kapasitesini sınamaktadır.

Aynı dönemde büyük güç rekabetinin Ortadoğu coğrafyasına yeniden yerleşmesi, İran’ın bölgesel nüfuzunu stratejik açıdan hem güçlendirmekte hem zayıflatmaktadır.

İran’ın iç dinamikleri ile Rusya, Çin, ABD, Türkiye ve İsrailin politikaları arasındaki etkileşimi küresel ve bölgesel güvenlik denklemleri ile İsrail yaklaşımında ABD işbirliği ile Arap dünyasının yaklaşımları yeni süreçlerin belirleyicisi olacaktı

Büyük Anadolu Coğrafyasında  (Ortadoğuda)güç dengeleri uzun süredir tarihsel olarakticaret,enerji,yeni jeopolitik denge süreçlerinde Avrupa-Atlantik ekseni ile Asya-Avrasya stratejik alanlarının kesiştiği bölgede şekillenmiştir.

İran, bu denklemde yalnızca coğrafi konumu nedeniyle değil; devrim öncesi Batı yanlısı yönetimlerle 1979 devrimi sonrası ideolojik karakteri, bölgesel vekil ağları, nükleer programı,yeni rejim doktrinleri,teopolitik güç dengesi yansımaları ve yapılanmalarıyla beraber bölgesel yapılanma süreçleri,füze sitemleri,Hürmüz Boğazı ve enerji kaynakları üzerinden çok katmanlı bir aktör olarak bölgede ve küresel eksende kendisine yer aramaktadır..

Günümüzde yaşanılan İrandaki gelişmeleri bundan öncede planlayan yapıların dışarıdan destekli gruplar üzerinden ortaya çıkarken İran iç siyasetinde tekrar güç birlikteliğini ortaya çıkarmıştır. Bu durum İran’ın dışarıdan desteklenen rejimi etkileyecek hiçbir yapıya karşı İran’ın bütünlüğünden taviz vermedikleri sonucunu ortaya çıkarmaktadır.

Ancak yaşanan toplumsal protestolar, krizlerin çok boyutluluğunu yansıtırken, rejimin geleceğine dair tartışmaları uluslararası güvenlik gündemine taşımıştır.

İç dinamikler, siyasal meşruiyet ve toplumsal baskı,ekonomik kırılganlık ve enerji krizi,İran ekonomisi, dış yaptırımlar, kurumsal yolsuzluk ve verimsiz kamu yönetiminin birleşik etkisi altında kalmakta olup giderek güç kayıp ettiği görülmektedir.

Dünyanın en büyük doğalgaz ve petrol yataklarına sahip olmasına rağmen enerji sektöründeki altyapı sorunları çözemeyen ve yeterli yatırımları yapmayan, 20252026 aralığında elektrik kesintileri ve enerji arzında düzensizliklere yol açmış; bu durum ekonomik üretim üzerinde çarpan etkisi yaratmıştır. Ekonomik bozulma, siyasal meşruiyet krizini tetikleyen temel unsur hâline gelmiştir.

Bu durum protesto dalgaları ve siyasal talepleri beraberinde getirmektedir. Önceki dönemlerden farklı olarak yalnızca fiyat artışlarına karşı değil; doğrudan rejimsel dönüşüm talepleriyle ortaya çıkmıştır.

Bu durum, rejimin baskı araçlarını sertleştirmiş; internet kesintileri, ağır tutuklamalar ve güvenlik aygıtının geniş yetkilendirilmesiyle sonuçlanmıştır. Ancak baskıcı politikalar toplumsal talepleri bastırmak yerine derinleşmeye yol açarken İran yönetimi dışarıdan destekli gruplar tarafından yönetilen protesto eylemlerine karşı yeterli etkiyi sertlik ve süreçleri üzerinden önceden görememiştir

Bölgesel stratejik hedefler ve güç yaklaşımında İran’ın Ortadoğu politikası, caydırıcılığın vekil aktörler ve füze-nükleer denge üzerinden yürütüldüğü asimetrik güvenlik doktrinine dayanmaktadır.

Irak, Suriye, Lübnan, Yemen ve Gazze sahalarında oluşturulan ağlar, İran’ın konvansiyonel askeri kapasitesi sınırlı olsa dahi stratejik etki üretmesini sağlamış ancak Kasım Süleymani sonrası ve Irak,Suriye,Yemen ve Lübnandaki son gelişmelerle beraber büyük bir güç kaybına uğramaya başlamıştır.

Nükleer program ve füze kabiliyetleri ile Nükleer dosya, İran’ın hem rejim güvenliği hem de dış pazarlık gücü için kritik bir kaldıraç işlevi görmektedir.

Balistik füze teknolojisindeki ilerleme, İsrail ve ABD için yüksek risk katsayılı bir tehdit ortamı yaratmıştır. Bu durum, diplomatik ve askeri seçeneklerin ABD,İsrail ekseninde sürekli gündemde tutulmasına yol açmaktadır.

Küresel Batılı güçlerin İrana yaklaşımı, ABDtarafından yoğun İsrail destekli politikalarla beraber yaptırımlar, kısıtlama ve yeniden tanımlanmış baskı politikası ile;

ABDnin İran politikasında temel üç hat belirgindir:

Yaptırım ve ekonomik zorlama,

Nükleer ve füze programının sınırlandırılması,

İsrail ve Körfez güvenliği bağlamlı caydırıcılık,

Enerji jeopolitiği,

Hürmüz Boğazı hakimiyeti,

İran Çin ilişkileri,

Rusya İlişkileri,

İran’ın bölgesel vekil ağlarını “yapısal tehditkategorisinde değerlendirmekte ve enerji akışlarının güvenliği çerçevesinde İsrail ve Ortadoğuya askeri varlığını sürdürmektedir.

Rusya İran ilişkileri, stratejik ortaklık ve sınırlı güvence ile İran, Batı’ya karşı jeopolitik dengeleme aracı niteliğindedir. Suriye sahasında askeri koordinasyon, enerji-teknoloji iş birlikleri ve 2025 sonrası imzalanan kapsamlı ortaklık anlaşmaları bu çerçevededir. Rusya Ukrayna savaşı ile ortaya çıkan yaptırımları aşma sürecinde İran üzerinden dünya pazarlarına ulaşma ve körfezde etkin rol alarak ABD yaklaşımına karşı etki üretme stratejisinde kendine İran ile beraber yol alma stratejisini ortaya koymaktadır.

Ancak Rusya, İrana rejim güvenliği garantisi sunmamaktadır; destek Rusya menfaat ve kazanımlarına göre şekillenmekte olup rasyoneldir, ideolojik yaklaşım içinde değildir.

Çin ekonomik genişleme ve Jeopolitik sessiz güvenceye dayalı politikalar ile  İran’ı enerji kaynağı, BRICS genişleme ortağı ve ABD yaptırımlarına direnç laboratuvarı olarak değerlendirmektedir.

Çinin stratejisi düşük görünürlüklü ama yüksek etkili ekonomik ve diplomatik destek sistemidir. Çin askeri risk almaz, siyasi müdahale yapmaz,Batı karşıtı sistemler üzerinden politikalar ile cevap verme stratejisini ortaya koyarak İran için açıktan destek yerine kapalı kapılar arkasında çıkar ve menfaatlerini garantiye alacak politikaları ortaya koyarak asla vazgeçmez.

Türkiye istikrar odaklı denge politikası ile Kasrı Şirin anlaşmasından bu yana asla sorun yaşamadığımız ancak her alanda adı konulmamış çekişme ve kriz ortamlarında karşı karşıya gelen sınır komşusu olan olan İrandaki rejim krizinin bölgesel güvenliği bozabileceği ve devlet çöküşü senaryosunun Suriye dosyasını yeniden yakabileceği görüşündedir. Bu nedenle Türkiye; dış müdahaleye karşı, bölgesel istikrardan yana, ekonomik ilişkileri sürdüren bir çizgi izlemektedir.

İsrail bölgenin sorun ülkesi konumu ile her taşın altından çıkan ABD destekli Batılı ülkelerin çıkar ve menfaatleri ile kendisi için ise teolojik politikaları çerçevesinde karşılıklı iki teopolitik devlet olan İsrail ve İran tehdit algısı, saldırı ,ve bölgesel yayılma politikalarında birbirlerine karşı coğrafyanın her bölgesinde karşı karşıya gelen çatışma ve krizlerin bölgedeki iki farklı aktörleridir.

İsrail İran’ı nükleer kapasite ve vekil ağlar bağlamında varoluşsal tehdit kategorisine yerleştirmektedir. Bu durum, İsraili önleyici saldırı doktrinlerini,

ABD ile koordineli baskı politikalarını,

Arap devletleri ile örtük güvenlik iş birliklerini,

İbrahim Anlaşmaları ile yeni süreçlerle bölgede etkinlik gösterme,

Yeni enerji jeopolitiğinde etkin olma,

Yeni ticaret yollarında etkinlik sağlama,

Güç mücadelesinde en güçlü devlet etkisini ortaya koyma,gündemde tutmaya itmektedir.

İrandaki son gelişmeler rejimin geleceğinin ne olacağı sorularını da beraberinde getirmektedir. Dışarıdan destekli hiç gösterilerde İranda sistemsel bir değişim olmayacağını İran halkı kenetlenerek dünya sahnesinde göstermektedirler.

Stratejik olarak değişen güç dengelerinde ve toplumsal ihtiyaçların karşılanmasında yetersiz kalan İran yönetimi İran içi isteklere karşı nasıl bir yol haritası ortaya koyabilecektir.Bu durum farklı süreçleride beraberinde getirmektedir.

Buna göre realpolitik olarak değerlendirildiğinde ise;

Kontrollü Rejim Reformu ön plana çıkmaktadır.İç taleplerin kısmi kabulü ve dılarıdan destekleyen yapıların açıktan deklare edilmesi ve toplumsal ikna süreçlerinin ortaya konulması ile dost düşman süreçleriyle beraber politikalar ile rejim dönüşerek devam eder.

Askeri Sert Politikalar:Protestoculara karşı baskı aygıtları genişler, rejim sertleşerek kendine göre stabilizasyon arar.

İç Çöküş ve Güç Parçalanması ile protestocular istedikleri hedefe ulaşırlar. Rejim düşer, devlet parçalanır veya iç savaş riski doğar. Bölgesel dengeler bütün risklerle karşı karşıya gelebilirler.

Dışarıdan Müdahale ile dış güçler istediklerini elde ederken İran içinde çok farklı ayrışma yapılarının ortaya çıkmasına neden olur.Nükleer dosya üzerinden ABD-İsrail müdahalesi tetiklenir.Küresel denklemde bütün süreçler yeniden şekillenmeye başlarken İran içeriden ve dışarından parçalanma süreçlerini bölgesel denklemlerle beraber yaşamaya başlar.Bu süreç bölgedeki bütün ülkeleri çok yakından ilgilendirirken ABD ve İsrail istedikleri süreçleri yönetme gücünü ortaya koyma stratejisinde yeni denklem paydaşlarını ortaya koymaya başlarlar.Bu durum güç dengesinde büyük bir kırılma süreçlerini de beraberinde getirecektir.

Dolayısıyla bu süreçlerin yaşanılmasının önüne geçilmesi bölge ülkeleri kadar Rusya,Çin içinde stratejik öneme sahiptir. Bütün bıu gelişmeleri aşmak için bölge ülkeleri stratejik işbirliği ve güvenlik işbirliğide dahil olacak şekilde en kısa zamanda bir müttefiklik yapısı oluşturmaları gerekmektedir. Karşılıklı güvene dayalı olacak ve ortak stratejileri beraber belirleyerek karar almaları bütün sorunların çözümünde güç dengesi olarak yerini alamlarını sağlarken menüden masaya geçmelerini de beraberinde getirecektir.

İran, yalnızca bir iç rejim krizi değil; küresel güç rekabetinin yeniden Ortadoğuya taşındığı yeni dönemin merkezinde bulunmaktadır. Dolayısıyla İrandaki gelişmeler, sadece İran’ın değil;Körfez güvenliğinin,

enerji tedarik zincirlerinin,nükleer dengelerin,BRICSNATO rekabetinin,

İsrailin ulusal güvenlik stratejisinin yapısını doğrudan etkileme potansiyeline sahiptir.

Mehmet BOZKUŞ

Stratejist-Siyaset Bilimci

Yorum gönder