ABD: Türk Akımı ve Kuzey Akım-2’ye karşı mücadelemizi sürdürüyoruz

İran’ı Pasifleştirme Projesi: ABD Yaptırımları

Esra Özsüer’in “Türkokratia – Avrupa’da Türk İmajı” adlı kitabı üzerine

İndiki vəziyyətdə Ermənistan münaqişənin həlli istiqamətində heç bir adım atmayacaq

İPEK YOLU, DEVLET, TİCARET

Gündem 17 Mart 2018
252


İpek yolu; sadece ticari malların taşındığı değil, ayrıca sanatsal fikirler, rekabet eden dinler ve kültürlerin de taşınmış olduğu bir yoldur. Farklı olanları görmek ve ona sahip olma arzusu ise ticaretin başlangıcıdır.
Ticari faaliyetler, toplumların ihtiyaçlarının karşılanması açısından büyük bir önem arz etmektedir. Özellikle aracılar da kâr elde etmek maksadıyla bu mübadele işlemlerine dâhil olmaktadırlar.
Bilindiği gibi İpek yolu, Çin den başlayıp Avrupa’ya uzanan en eski ticaret yoludur. Çin de üretilen ipek, Çin’in kuzeyindeki bölgelerde üretilen madenler ve değerli taşlar, Hindistan’da üretilen baharat ve tekstil ürünleri, bu yolun geçtiği diğer ülkelerde üretilen kürk, tahıl, yağ ve şarap, bal gibi diğer ürünlerle birlikte Avrupa’ya İpek yolu ve buna bağlı ticaret yollarıyla ulaşmaktadır.
Zaman zaman İpek Yolu’nun, bölgedeki siyasi duruma, değişen sınırlara, güç dengelerine göre rota değiştirdiği görülmüştür. Fakat bu değişim sınırlıdır. Çünkü coğrafyanın verdiği imkânlar sınırlıdır. Bazen rotalarda küçük değişiklikler olsa da bu değişiklikler coğrafi şartlara bağlı olarak kısa mesafelerde yapılır ve sonra tekrar ana rotaya bağlanılır.
Tarih, İpek Yolunun kontrolü için yapılan savaşlarla doludur. Bu yolun tümünü bir kavmin kontrol etmesi şüphesiz imkânsızdır. Bu yolun değişik bölümleri, değişik dönemlerde, farklı kavim ve devletlerce kontrol altında tutulmuştur. Aynı zamanda, değişik bölümlerini kontrol eden kavimler birbirleri ile iş birliği de yapmışlardır.
Yerleşik dünyanın bir metası olarak gördükleri ipeği, savaşçı cesaretlerini kaybettirecekleri korkusu ile kullanmak istemeyen göçebeler, ticari bir meta olarak daha karlı olduğunu gördüklerinde onlar da yaygın bir şekilde kullandılar. Göçebeler, güçlü oldukları dönemde İpek Yolu ticaretine katılmış, bu yolu kontrol etmiş ve yoldan geçenlerden vergi ya da haraç almışlardır.
İpek, Orta Asya diplomasisinde mühim rol oynamış ve milletlerarası bir para birimi olarak da kullanılmıştı. Çin’den ipek ihracı, servet meydana getirmekle kalmıyor, hükümdarın hâkimiyetini de meşrulaştırıyordu. İpek, büyük sermayeydi ve siyasi semereleri de vardı. Sogdlular Orta Asya’dan Akdeniz dünyasına uzanan İpek Yolu’ndaki malların taşınmasında en mühim aracılardı. Sogd kolonileri, İpek yolu boyunca uzanmışlardı.
Kimmerler ve İskitlerin eseri olan altın ve bronzdan yapılmış tokalar, nallar, yular ve atın başlık takımına ait diğer parçalar önemlidir. Hiç şüphe yok ki, günlük hayatta kullanılan bu malzemelerin dahi ticareti yapılmıştır. Saka kavimleri Hotan bölgesine kadar ilerlemişlerdi ve politik güçle beraber yeşim taşı ticaretini de ellerine geçirmişlerdi. Bundan sonra yeşim taşı ticareti Tarım havzası için sürekli artan bir anlam kazanmıştı.
Çin’in kuzeyinde halk hareketleri ve buna bağlı olarak savaş tehlikesi de bitmemekteydi. Dolayısıyla tüccarlar daha sonraları güney yolunu tercih etmeye başladılar. O zamanların tüccarlarının yaşamları tahmin edebildiğimizden çok daha zor ve tehlikelidir. Uzun mesafelere ve tehlikelere rağmen ticaretin ivmesi de, elde edilen karların yüksek olduğunu göstermektedir. Hatta zamanının sürekli artan zenginliğinde pay sahibi olmak için birçok insan ölümü bile göze almıştı.
Han hanedanlığının ilk dönemlerinde ipek imalatı büyük ölçüde yaygınlaşmıştı ve artık bireysel ihtiyacı karşılamanın ötesinde pazarlara açılma gereksinimi doğmuştu. İpek, sadece bir kumaş olarak kullanılmaz, ayrıca birçok ürünün de hammaddesidir. Dikiş ipliği, saz teli ve urganın yanı sıra darbeye dayanıklı zırh, sıvıların taşınmasında kullanılan sızdırmaz kaplar, cilalı ipek fincanlar da ipekten yapılırdı. Hatta memur maaşları ve çeşitli hizmetler, altın ve gümüşün yanı sıra ince ham ipek ipliği yumaklarıyla ödeniyordu.
Hunların ticaretine katıldıkları malların arasında en önemlisi haliyle ipekti. Hunlar bu ticarete katılarak, pek çok ihtiyaçlarını karşılayabilmişlerdir. Çin, ipeği Hunlar gibi komşularına hediye ve haraç olarak da verirdi. Bunun yanında Çin’in ipeği kullandığı bir başka politikası da ürettiği ipeği Çinli olmayan, bozkırlı tüccar ve komisyonculara vererek, onları ipek ticaretine dâhil etmesiydi. Tabii ki bu konuda Hunlar da oldukça istekli, hatta baskıcıydı. Bu durum, Çin ve Orta Asya arasındaki ilişkilerdeki ekonomik etkenin başlıca noktasının, kervan tüccarlarını ve komisyoncuları çekerek, Çin’in artan ipek üretiminden ve ipek üretilen alanlardan kuzeylileri uzaklaştırmayı ifade eder. Uzak ülkeler arasında ticaret yapmak, bozkır kavimlerine daha uygundur. Güçlü hayvanlar ve yüksek taşıma kapasitesini bu kavimler daha kolay elde edebilir. Bu nedenle Çin, bozkırlıları bu ticarette aracı olarak kullanmayı seçmiş olabilir. Hunlar zaten uzun mesafeler arasında gidip gelmeye alışkındırlar. Bunun yanında, bölgede sürekli olarak hareket eden Hunlar, yolları, coğrafi şartları, iklimi çok daha iyi biliyorlardı. Bir Çinlinin ülkesinden kalkıp yeni keşfedilen uzun yollarda gidip gelmesi mümkün değildir. Bu uzun seyahatler, toprağa bağımlı, yerleşik Çinlilere pek uygun değildi. Bozkırlılar bu konuda daha başarılıdırlar. Bu nedenle kıtalar arası ticaret ve nakliye, bozkırlıların daha kolay yapabileceği bir iktisadi faaliyettir. Ayrıca Çin de Orta Asya’dan ve batısındaki ülkelerden bir dizi egzotik mal ve gıda ürünü ithal etmişti. (İran’dan aslan, Semerkand’ın altın şeftalileri)
Çin’deki hanedanların, ürettikleri ipekli malların ve Çin’e has diğer eşyaların Batı’ya nerelere kadar gittiği hakkında en azından MÖ II. yy. sonlarına kadar herhangi bir fikirleri yoktu. Çin’in bu konudaki ilk öğrenme teşebbüsü İmparator Wu-ti zamanında olmuştu. Wuti, akıllı ve yetenekli idi. İmparator Wuti tahta geçtiğinde yaşının küçük olması ve Hunların o dönemde oldukça güçlü olmaları sebebiyle, Hunlara hemen ve tek başına saldırmaya cesaret edememiştir. Bu nedenle, Hunların daha önce yenerek yurtlarından ettiği Yüeçiler ile Hunlara karşı ittifak kurmayı planladı. Bu amaçla generallerinden Chang Ch’ien’i Yüeçileri ikna etmek üzere batıya yolladı. Chang Ch’ien’in görevi batıya doğru yola çıkarak, Hunların yerlerinden ettiği Yüeçilerin yeni yerlerine giderek, onlara Hunlara karşı işbirliği anlaşması yapmayı teklif etmekti. Çinlilerin batıya doğru uzun yolculukları ilk olarak bu seferle başlamış oluyordu. Burada Wuti’nin esas amacı, verimli toprakları öğrenmek ve dolayısıyla İpek Yolu’nun en önemli rotalarını kontrol etmekti. İşte bu stratejik ve ekonomik değeri yüksek bölgeyi elde etmek amacıyla başlayan seyahat, Çin’in batıyı keşfi gibiydi. Bu keşifle beraber, Çin’in bir diğer amacı da sadece kendisinin ürettiği çok değerli bir ürün olan ipeğe yeni pazarlar bulmaktı.
Türkler, atölyelerinde nallar, binici ekipmanı, çiftçiler için el gereçleri de yapıyorlardı. (6.yy) Bunlar talep edilen mallardı. Bu şekilde Türklerin ekonomileri güçlenmiş ve bu yüzyılda Türk tacirler Çin’in batıya ihracatını da büyük ölçüde ellerine almışlardı. Eskiden çok istenilen ipeğin yerini, benzer uluslararası bir üne sahip olan Çin porseleni ve seramik eşyalar almıştı.
Sekizinci yüzyılın son çeyreğinde istilacı Kimekler, kuzey ormanlarıyla kürk ticaretinden ve Müslüman dünyayla ülkelerarası alışverişten karlı şekilde faydalanmışlardır. Bunların kuzeyinde ve doğusundaki Kırgızlar da İpek yolu ticaretinde misk, kürk, kereste ve fildişi ihtiyacını karşılıyorlardı.
Uygurlar ise Cengiz Han dönemindeki Moğollara karşı bile bu konumlarını kaybetmemişler ve ekonomi danışmanları olarak Moğolların ticaret gücünün ve finans yönetiminin düzenlenmesinde etkin olmuşlardır. Yerleşik olan ve tebaalarıyla karışan Uygurlar kendilerini batı bölgeleri ile Çin arasındaki ticaretin aracılarına dönüştürdüler.
Nitekim, ilk dönemlerde dahi çok canlı bir ticaret ağının mevcut olduğu ipek yolunda sadece kervanlar yolculuk etmemişlerdir. Doğu ile Batı arasında tüccarların yanı sıra, diplomatlar, maceraperestler, sanatçılar gibi toplumun farklı kesimlerinden insanlar da yer değiştirmişlerdir. Dolayısıyla bu yol, hem kültürleri birbirine yaklaştırmış hem de ortak bir kültür dairesinin oluşumuna da katkıda bulunmuştur.
Aybike GÜZAY
—————————————-
KAYNAKLAR: İbrahim Kafesoğlu, Türk Milli Kültürü, Ötüken Yayınları, İstanbul 2010.
Helmut Uhlig, İpek Yolu, Çin ve Roma Arasında Eski Dünya Kültürü, Çeviren: Alev Kırım, Okyanus Yayınları, İstanbul 2000.
Peter Golden, Dünya Tarihinde Orta Asya, Çeviren: Yahya Kemal Taştan, Ötüken Yayınları, İstanbul 2015.

Yorumlar