Charbel Antoun: Hamaney Sonrası Gün: İran’ın “Kurtuluşu” Önce Bir Güç Mücadelesi Olacak
Ali Hameney sonrası dönemi birçok kişi ani bir özgürleşme anı olarak tasavvur ediyor: İran halkı mollalardan kurtulacak ve kendi kaderini tayin edecektir. Ancak daha gerçekçi senaryo, bu romantik beklentiden oldukça farklıdır.
En muhtemel başlangıç, bir “kadife devrim” değil; Islamic Revolutionary Guard Corps (Devrim Muhafızları) ve onunla bağlantılı güç odakları arasında yaşanacak kontrollü bir iktidar mücadelesi olacaktır.
Bugün İran’da en güçlü kurumlar parlamento, siyasi partiler ya da bağımsız yargı değildir. Asıl güç, güvenlik aygıtı ve onun çevresinde büyüyen ekonomik ağların elindedir. Hamaney sonrası geçiş sürecinde belirleyici aktör de büyük ihtimalle bu yapı olacaktır.
Geçiş Süreci İki Aşamalı Olabilir
İran’daki siyasi dönüşümün iki aşamada gerçekleşmesi en olası senaryodur:
1. Aşama: Sistem İçi Halefiyet
İlk aşamada Devrim Muhafızları komutanları, rejim içindeki fraksiyonlar ve etkili dinî çevreler arasında yoğun pazarlıklar yaşanacaktır. Amaç, gerçek gücü büyük ölçüde aynı ellerde tutacak yeni bir liderlik formülü üretmektir.
Ortaya çıkacak yapı:
- Zayıf ama sembolik bir yeni “Yüce Lider”,
- Kolektif bir liderlik konseyi,
- Ya da “ulusal kurtuluş” adı altında güvenlik merkezli bir geçiş hükümeti olabilir.
Ancak biçim değişse bile öz değişmeyebilir: Silahlı ve ekonomik gücü elinde tutanlar, nihai hakem rolünü sürdürmek isteyecektir.
2. Aşama: Sistemin Sarsılması (Eğer Olursa)
İkinci aşama ancak güvenlik merkezli bu düzen ülkeyi istikrara kavuşturamazsa gündeme gelebilir. Ekonomik kriz, toplumsal huzursuzluk ve elit bölünmesi derinleşirse, sıradan İranlılar için gerçek bir dönüşüm fırsatı doğabilir.
Bu nedenle Hamaney’in düşüşünü otomatik olarak “özgürleşme” olarak görmek yanıltıcıdır. Lider gidebilir; ancak onun inşa ettiği güvenlik devleti ayakta kalmaya çalışacaktır.
Devrim Muhafızları Neden Belirleyici?
Devrim Muhafızları yalnızca askerî bir yapı değildir.
- Füze kuvvetleri,
- İç güvenlik mekanizmaları,
- İstihbarat ağları,
- Bölgesel operasyonlar,
- Yaptırımlar altında şekillenen ekonomik imparatorluk
büyük ölçüde onların kontrolündedir.
Ayrıca paramiliter yapı olan Besic üzerinden toplumsal denetim mekanizması da ellerindedir.
Kriz anında öncelikleri şunlar olacaktır:
- Komutanları olası yargı süreçlerinden korumak,
- Ekonomik varlıkları güvenceye almak,
- Liderlik sonucunu kendi çıkarlarına uygun biçimde şekillendirmek.
Bu tablo, ertesi günün bir halk devriminden çok, bir “saray içi güç düzenlemesi”ne benzeyebileceğini gösteriyor.
Güvenlik Merkezli Düzeni Ne Sarsabilir?
Birinci aşama neredeyse kaçınılmazdır. Asıl soru, sürdürülebilir olup olmayacağıdır. Üç temel baskı unsuru bu yapıyı zorlayabilir:
1. Yeniden Yükselen Kitlesel Protestolar
Ekonomik rahatlama sağlayamayan veya değişim umudu üretemeyen bir yönetim, daha önce defalarca sokağa çıkmış bir toplumla karşı karşıya kalabilir.
2. Elit Bölünmesi
Devrim Muhafızları yekpare bir blok değildir. İş dünyası, dinî çevreler ve bürokrasi içindeki rekabet, izolasyon ve kötü yönetim maliyetleri arttıkça çatlaklara dönüşebilir.
3. Dış Baskı
Yaptırımların delinmesini zorlaştıran ve baskının maliyetini artıran bölgesel ve uluslararası baskı, güvenlik imparatorluğunu ekonomik açıdan sıkıştırabilir.
Bu üç dinamik birleşirse, güvenlik elitleri mevcut düzeni ne sürdürebilecek ne de ülkeyi istikrara kavuşturabileceklerini fark edebilirler. Gerçek kırılma noktası burada doğar.
Gerçek Dönüşüm Nasıl Olabilir?
İkinci aşama, Hollywood tarzı ani bir özgürlük anı olmayacaktır. Daha ziyade:
- Grevler,
- Protestolar,
- Müzakereler,
- Zaman zaman şiddet içeren gerilimler
üzerinden yeni bir toplumsal sözleşmenin tartışıldığı karmaşık bir süreç yaşanabilir.
Bu süreç:
- Yeni bir anayasa tartışmasını,
- Merkeziyetçiliğin sorgulanmasını,
- Sürgündeki aktörler yerine toplum içinden yeni liderliklerin ortaya çıkmasını
içerebilir.
İranlılar kaderlerini belirleyecekse, bu güvenlik elitinin zayıflaması pahasına olacaktır; onun gölgesinde değil.
Dış Aktörler İçin Uyarı
Özellikle Amerika Birleşik Devletleri açısından iki hatadan kaçınmak gerekir:
- Hamaney sonrası ilk düzeni “reform” diye meşrulaştırmak,
- İran’a dışarıdan kurumsal ya da bölgesel bir model dayatmak.
Ne aşırı iyimserlik (lider giderse demokrasi gelir) ne de kadercilik (Devrim Muhafızları sonsuza kadar kalır) gerçeği yansıtır.
En olası senaryo şudur: İlk düzen güvenlik elitleri tarafından şekillendirilecek; gerçek açılım ancak bu model başarısız olursa mümkün olacaktır.
Sonuç
Hamaney’in düştüğü gün birçok kişi bunu “kurtuluş” olarak adlandıracaktır. Bir dönemin kapandığı doğru olacaktır. Ancak bu, özgür bir İran’ın otomatik olarak doğduğu anlamına gelmez.
Yüksek Lider ile halk arasında, tahtı devralmaya hazırlanan güçlü bir güvenlik imparatorluğu durmaktadır.
Asıl soru şudur: İranlılar bir kişinin düşüşünü, sistemle gerçek bir hesaplaşmaya dönüştürebilecek mi?



Yorum gönder