Şimdi yükleniyor

İran’daki rejimin bekçisi: Devrim Muhafızları

İran rejimi, yüksek enflasyon ve artan yoksulluk nedeniyle sokağa çıkan İran halkına rağmen ayakta kalabilecek mi? Devrim Muhafızları’nın “terörist” suçlaması neye işaret ediyor? AB, İran’a baskısını artıracak mı?

İran’daki İslami rejim, ülke geneline yayılan ve giderek büyüyen protesto gösterileri ile sarsılıyor.

Siyasi gözlemciler, İran riyalindeki değer kaybı ve yüksek enflasyon nedeniyle başlayan gösterilerin otoriter İslami rejime karşı ülke genelinde bir ayaklanmaya dönüştüğüne işaret ediyor.

İslami rejim devrilecek iddiası

1979 yılındaki İslam devriminden bu yana en büyük kitlesel protesto gösterilerinden birine sahne olan İran’da, İslami rejimin devrilmenin eşiğine gelebileceği iddia ediliyor.

İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in “isyancılara hadleri bildirilmeli” çıkışına ve güvenlik güçlerinin sert müdahalelerine rağmen İran halkının sokaklara çıkmaya devam etmesi, gösterilerde “diktatöre ölüm”, “Hamaney’e ölüm” gibi sloganlar atılması, otoriter İran rejimin zayıfladığı ve toplumda korku eşiğinin aşıldığı yorumlarını beraberinde getiriyor.

 Ancak Ortadoğu uzmanı Daniel Gerlach’a göre protestolar İran rejimi üzerindeki baskıyı artırmış olsa da, henüz rejimi ayakta tutan zeminde çatlaklar yaratmadı.

Zenith Dergisi’nin genel yayın yönetmenliğini yürüten Gerlach, Alman basınına yaptığı değerlendirmede, İran rejiminin temel unsurları olan Devrim Muhafızları, istihbarat servisi, yargı ve din adamları içerisinde bölünme ve zayıflama eğiliminin gözlemlenmediğini söyledi.

Devrim Muhafızları ne zaman kuruldu?

Hamaney’in Cuma günü protestocuların ABD Başkanı Donald Trump’a hizmet etmekle suçlayarak İran’ın “yabancıların paralı askerleri” olarak hareket eden kişileri hoş görmeyeceğini söylemesi, gösterilere müdahalenin daha da sertleşeceği yönünde verilmiş bir mesaj olarak yorumlanıyor.

Nitekim, ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı’na (HRANA) göre gösteriler sırasında en az 490 protestocu, 46 güvenlik görevlisi öldü, gözaltına alınan gösterici sayısı da 10 bin 600’ü aştı.

İran rejiminin koruyucusu konumundaki Devrim Muhafızları’nın göstericileri “terörist” ilan etmesi de kitlesel katliam endişesini artırıyor.

Devrim Muhafızları, “terörist” olarak nitelendirdikleri protestocuları askeri üsleri ve kolluk kuvvetlerini hedef almakla suçladı, “İslam devriminin kazanımlarını korumanın ve güvenliği sağlamanın kırmızı çizgi olduğunu” ilan etti.

İslam Devrimi Muhafızları Ordusu adını taşıyan ve kısaca Pasdaran olarak adlandırılan bu elit ordu, İran devriminin bekçisi konumunda.

1979 devriminden sonra yeni iktidar sahipleri, Şah tarafından kurulan orduya güvenmedikleri için Devrim Muhafızları ordusunu kurdu.

İran’daki protestolarda ölenlerin sayısının 500’ü aştığı bildiriliyor.Fotoğraf: Social Media/REUTERS

Dini lider Humeyni tarafından 5 Mayıs 1975’te kurulan bu elit ordunun görevi iç düzeni ve rejimin ideolojisini korumak, olası bir darbeyi önlemek.

Günümüzde düzenli ordu ile birlikte İran’ın silahlı kuvvetlerini oluşturan Devrim Muhafızları doğrudan İslam Cumhuriyeti’nin dini ve siyasi lideri Ali Hamaney’e bağlı.

Devlet içinde devlet

120 bini aşkın askerin görev yaptığı Devrim Muhafızları, İslam Cumhuriyeti liderliğinin en önemli dayanağı konumunda.

Bünyesinde kara, hava ve deniz kuvvetleri birlikleri görev yapıyor, yurt dışı operasyonları için de özel birliklere sahip.

Yine Humeyni tarafından 1979 yılında kurulan gönüllü milis teşkilatı Besic de Devrim Muhafızları’na bağlı.

Camilerde konuşlandırılmış Besic milisleri, protesto gösterilerinin  bastırılmasında kilit rol oynuyor. Silahlı bu milisler, sivil kıyafetlerle, protesto gösterilerine şiddet uygulayarak müdahale ediyor.

İran’ın resmi istihbarat servisinden bağımsız faaliyet gösteren istihbarat örgütüne sahip Devrim Muhafızları bünyesinde ayrıca “Organize Siber Suçları İzleme ve Mücadele Merkezi” adını taşıyan bir siber ordu da görev yapıyor.

Devrim Muhafızları Ordusu’nun yurt dışı operasyonlarından sorumlu birimi de var. Kudüs Gücü adınını taşıyan bu birim, İslam Devrimi’nin devlet doktrinlerini Irak, Suriye başta olmak üzere Ortadoğu geneline ihraç etme faaliyeti yürütüyor. Bu birim ayrıca İran’ın Hizbullah ve Hamas gibi militan İslami örgütleri desteklemesinde de etkili oldu.

Ekonominin ipleri de ellerinde

Devrim Muhafızları, ekonomideki nüfuzunu da büyük ölçüde genişletti, hatta kimi uzmanlara göre İran ekonomisinin kontrolü bu elit ordunun elinde.

Pek çok doğal gaz, petrol ve stratejik altyapı projesinde, milyarlarca dolarlık yatırımda öncü rol oynayan bir inşaat holdingi olan Khatam al Anbia, İran Devri Muhafızları’nın ekonomik ve mühendislik kolu konumunda.

Şirket, 1980’lerin sonunda İran-Irak savaşından sonra ülkenin yeniden inşası için kuruldu.

2005’ten 2013’e kadar Devrim Muhafızları’nın bir üyesi olan Mahmud Ahmedinejad cumhurbaşkanı olarak görev yaptığında bu şirket ekonomik etkisini büyük ölçüde genişletti.

Günümüzde Devrim Muhafızları devasa ekonomik işletmeler yönetiyor, motorlu araçlar, otoyollar, demiryolu hatları, hatta metrolar inşa ediyor.

Ülkenin petrol ve gaz endüstrisi ile iç içe geçmiş durumdalar, madencilik alanında da faaliyet gösteriyor hatta barajlar da inşa ediyorlar.

Rejim, halkın yoksullaşmasını umursamıyor

Artan enflasyon, halkın yoksullaşmasına ve orta kesimin neredeyse yok olmasına yol açarken rejimin ekonomiyi kendi varlığını sürdürmesine yarayacak şekilde yönetmesi, son protesto gösterilerini tetikleyen en önemli etken olarak değerlendiriliyor.

DW’ye konuşan Alman-İranlı aktivist Daniela Sepheri İran halkının çok büyük ekonomik sıkıntılar yaşadığına dikkat çekiyor:

“Zengin ile yoksul arasındaki uçurum o kadar derinleşti ki İran’da artık orta sınıf yok oldu. Elitler zenginleştikçe, yoksullar daha da yoksullaştı.”

İnternet kesintisi ve iletişim ağlarının engellenmesi nedeniyle İran’da protesto gösterilerinde yaşanan şiddet olayları hakkında bilgi edinmek çok zor.

Daniela Sepheri ise “Bize korkunç katliam haberleri ulaşıyor. Sadece son iki veya üç gün içinde binlerce insanın öldürüldüğünü varsayabiliriz” diyor.

 İran rejiminin protestoları her zaman şiddet yoluyla bastırdığına dikkat çeken Sepheri, “Daha önceki protestolarda da gördük, rejim halkın taleplerini umursamadığı için protestolara şiddet uygulayarak yanıt veriyor” değerlendirmesini aktarıyor.

Ancak aktivist Sepheri, son günlerde İran’da protestoculara uygulanan şiddetin boyutunun tarif edilemez olduğunu söylerken, “Ben şahsen böylesine hiç tanık olmadım” sözlerini kaydediyor.

Almanya’da İran’a yaptırımların sertleştirilmesi çağrıları artıyor

İran’da protestoların şiddet yoluyla bastırılması, Almanya’da tepkilere yol açıyor.

Alman siyasetçiler, art arda açıklamalarla İran rejimine yaptırımların sertleştirilmesi çağrıları yapıyor.

Hem hükümeti oluşturan partilerin milletvekilleri, hem de muhalefet partileri İran Devrim Muhafızları’nın AB tarafından terör örgütü olarak sınıflandırılmasını talep ediyor.

Yeşiller Partisi Dış Politika Uzmanı Omid Nouripour, Friedrich Merz başbakanlığındaki Alman hükümetini İran’daki protesto hareketini destekleme çağrısı yaptı.

Rejimin paramiliter güçlerinin AB tarafından terör örgütü olarak sınıflandırılması gerektiğini söyleyen Nouripour, ayrıca İran rejiminin üst düzey yetkililerinin Avrupa’daki mal varlıklarının da dondurulması gerektiğini söyledi.

Koalisyon hükümetinin ortağı Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) Dış Politika Uzmanı Adis Ahmetovic de Alman hükümetinin Tahran rejimine çok net bir sinyal göndermesi gerektiğini savundu, “İran’ın barışçıl ve kendi kaderini tayin eden bir dönüşümü için yolu açmanın zamanı geldi” dedi.

SPD’li siyasetçi ayrıca İran’a sınır dışı işlemlerinin “şimdilik durdurulması” gerektiğini savundu, İran Devrim Muhafızları’nın AB’nin terör örgütleri listesine dahil edilmesi gerektiğini kaydetti.

Başbakan Merz’in partisi Hristiyan Demokrat Birlik’ten (CDU) de benzer bir açıklama geldi.

CDU’lu milletvekili Jürgen Hardt, AB’nin İran Devrim Muhafızları’nın Avrupa’daki faaliyetlerini engellemesi gerektiğini savundu.

Yorum gönder