Şimdi yükleniyor

Erkan Avcı: Sovyet Güzellemesi, Rus Hayranlığı, Komünizm Hayalleri, Riyakârlık, İnsanlık Dramı

 

Bu hafta, Türkiye’de doktora yapan bir Rus kadının Rusya’da komünizmin çok da umursanmadığı ile ilgili bir video dolaşıma girdi. Bizim tatlı su solcuları da sanki ana-babalarına sövülmüş gibi kadına karşı hücuma geçti. Vay efendim Sovyeti, komünizmi nasıl eleştirirmiş, en güzel en muhteşem sistem oymuş, kapitalizmi sınırlandıran, bize nefes aldıracak alanlar açan Marx imiş falan filan diye bir sürü güzelleme yapıyorlar.

Öncelikle işçilere haklar verilirken Marx daha doğmamıştı bile. Öte yandan Marx’ın bizzat kendisi kapitalist ruhlu herifin tekiydi. Gidip zengin bir aristokrat ailenin kızıyla evlendi. Ama kaderin bir cilvesi ki o servetten faydalanamadı. Yine gitti zengin çocuğu Engels ile dost oldu. Bu defa yaş tahtaya basmadı. Onun ve ailesinin tüm yaşam masraflarını Engels karşıladı. Yani tuğla gibi kitabında sayıp sövdüğü burjuvalardan birine muhtaç biçimde yaşadı.

Marx’tan Sovyet’e geçelim. Marx’tan ilhamını alan Lenin, zengin burjuva bir ailenin çocuğuydu. Yani öyle acıların çocuğu, proleter kardeşlerim türküsüyle yola çıkmadı. Rus çarı, kendisine suikast iddiasıyla Lenin’in abisini idam edince sisteme diş biledi. Yani ucu kendisine dokunana dek sisteme karşı bir şikayeti yoktu. Burjuva hayatında mutlu mesut yaşıyordu. Abisi idam edildiğinde Lenin 17 yaşındaydı. Yani içindeki kin ve nefret duygusunu Marx’ın fikirleriyle perçinlemesi, her ergeni heyecanlandıran yaşlardı. Zira aklı başında, kimliği oturmuş, olgun olan hiç kimsenin benimsemeyeceği komünizm hayalini ancak o yaşlardaki ergenler benimsiyor.

Lenin, her ne kadar Bolşevik Devrimi’ni sahte kardeşlik türküleriyle gerçekleştirdiyse de koltuğu sağlamlaştırdığı andan itibaren Rusya Müslümanlarına hücum etmiştir. Gerçekten de literatürde buna “Khudzhum” (Hücum) deniyor. Müslümanların din, dil, örf, adet, milli kimlik vs. neyi varsa hepsine karşı savaş açıldı. Mesela ilk etapta 25 bin caminin 24.500 tanesi yıkıldı. Ne kadar Cedit aydını varsa idam edildi. Enver Paşa öncülüğündeki Korbaşılar kanlı biçimde bastırıldı. Müslümanların ne kadar serveti varsa el konuldu. Hatta Kurtuluş Savaşı’mızda bize yardım için gönderilen 77 tonluk Buhara altınlarına el konuldu ve bunun 7 tonu Sovyet yardımı adı altında bize gönderildi. Bizde Sovyet güzellemesinin kökeni de buna dayanır. Buhara altınlarından haberi olmayanlar, kerameti Sovyet’ten bildiler.

Stalin devrine geçecek olursak, Müslümanlar için asıl kıyım bu devirde başladı işte. Kolektifleştirme siyaseti ile ülkedeki tüm tarımı devlet kontrolüne alacağım diye çiftçinin tüm hayvan ve ürünlerine el koyup bunları da ziyan edince Ukrayna, Kuzey Kafkasya ve Kazakistan’da 10 milyona yakın insan açlıktan ölmüştür. Öyle ki bu felaket neticesinde Kazak halkı neredeyse tamamen yok olma tehlikesi geçirdi. Nüfuslarının yarısından fazlasını kaybettiler.

Bunun dışında Stalin Gulag denilen dondurucu soğuklarda ölümüne çalışma kamplarında sırf muhalif olduğu için 18 milyon insanı en ağır şartlarda çalıştırmıştır. Bunların 2 milyona yakını, bu işkenceyi yaşayarak ölmüştür.

Tabii asıl felaket 2. Dünya Savaşı’nda olmuştur. Ülke genelinde 20 milyona yakın insan bu savaşta hayatını kaybetmiştir. Müslümanlardan da 2 milyona yakını cephelerde “vatan savunması” adı altında ama aslında Rusya’yı savunmak uğruna Alman orduları tarafından öldürülmüştür. Stalin, Müslümanları önce vaatlerle, sonra da zorla savaşa sürmüştür.

Tüm bu zalimlikler ve sömürü sistemi üzerine kurulan Sovyet sistemi, 1960-70 yıllarında nispeten iyi bir hayat yaşatsa da 1979’da Sovyetlerin Afganistan’a müdahalesinde Müslümanlar yine savaş ile karşı karşıya kalmıştır. 10 yıl boyunca 600 binin üstünde sayıda görev yapan Sovyet askerinin yaklaşık 250 bini Müslüman askerlerden oluşuyordu. Bunların binlercesi hayatını kaybetmiş, on binlercesi de yaralanmıştır. Afgan tarafında ise rakamlar daha korkunç… 2 milyona yakın Afgan sivil Müslüman ölmüştür.

Sovyetlerin en son nefeslerini verdiği zamanlarda ise Azerbaycan’da 20 Ocak katliamı ve Kazakistan’da Jeltoksan Olaylarında binlerce insan ölmüştür.

Kısaca Ruslar, zulüm, ölüm ve sömürüden başka bir iş yapmamıştır. Hayırlı, güzel, iyi diye sanılan işlerinin arkasında ise devasa bir insanlık dramı vardır. O yüzden bana kimse ne Rusları ne Sovyetleri ne de komünizmi savunsun. Ha, kapitalist de değilim. Onlar da benzer işleri dünyanın çeşitli yerlerinde yaptı. Bu yüzden savunduğum bir ideoloji yok. Sade bir Müslüman Türk vatandaşıyım hepsi bu kadar.
Erkan Avcı Taşkent Özbekistan 

Yorum gönder