Şimdi yükleniyor

İlkin Şafiev: Dünyanın kaderi Paşinyan’ın siyasi geleceğine mi bağlı?

 

ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance’in Bakü ve Erivan’a gerçekleştirdiği son ziyaret, Washington’un Güney Kafkasya’da kalıcı barışı tesis etme ve TRIPP projesi ile yeni ekonomik girişimler aracılığıyla bölgedeki etkisini artırma kararlılığının yeni bir göstergesi oldu.

Ziyaret kapsamında ABD, Azerbaycan ile Stratejik Ortaklık Anlaşması imzalarken; Ermenistan ile de enerji, yüksek teknoloji ve çeşitli sektörlerde işbirliği ve yatırım anlaşmalarına vardı.

Amerikalı analistler, Washington’un Güney Kafkasya stratejisinin temel hedefinin; Bakü ve Erivan ile ekonomik, güvenlik ve askeri-teknik alanlarda işbirliğini derinleştirerek geçen Ağustos ayında Beyaz Saray’da varılan ön barış mutabakatlarını ilerletmek ve nihai barış anlaşmasını hızlandırmak olduğunu belirtiyor.

Hudson Enstitüsü’nde Güney Kafkasya oturumu

20 Şubat’ta Washington DC’deki Hudson Institute, Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki barış sürecinde ABD yönetiminin attığı adımları değerlendirmek üzere diplomat ve uzmanların katıldığı bir panel düzenledi.

Toplantının ana konuşmacıları arasında ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa-Avrasya İşleri Bürosu Direktörü Sonata Coulter, Atlantic Council Avrasya Merkezi Direktör Yardımcısı Andrew D’Anieri ve Hudson Enstitüsü Avrupa-Avrasya Merkezi Kıdemli Araştırmacısı Luke Coffey yer aldı.

Coulter, Ağustos ayında yapılan zirveyi “Güney Kafkasya için belirleyici bir an” olarak nitelendirdi ve şu ifadeyi kullandı:

“Bu zirve bir son değil, yeni bir dönemin başlangıcıydı.”

Washington’un hedefinin diplomatik atılımı sahada sürdürülebilir sonuçlara dönüştürmek olduğunu vurgulayan Coulter, her iki hükümetin de ilişkilerin normalleşmesi, ticaret ve transit hatlarının açılması ve kurumsal çerçevenin oluşturulması yönünde somut adımlar attığını belirtti.

TRIPP ve ekonomik barış yaklaşımı

Coulter, ABD politikasını şu sözlerle özetledi:

“Liderler barışı seçerse, biz de barışı refaha dönüştürecek araçlarla onları destekleriz.”

Bu araçlar arasında yatırım programları, güvenlik işbirliği ve ekonomik bağımsızlığı güçlendirmeye yönelik girişimler yer alıyor. Bu yaklaşımın merkezinde ise TRIPP programı bulunuyor. Washington’a göre bu program; insanların, malların, enerjinin ve fikirlerin serbest dolaşımını teşvik ederek yeniden çatışma riskini azaltmayı amaçlıyor.

J.D. Vance, Erivan’daki konuşmasında şu mesajı verdi:

“Barış temkinli insanlar tarafından değil, ileri görüşlü liderler tarafından inşa edilir.”

Coulter’a göre bu ifade, ABD’nin her iki başkentle yürüttüğü diplomasinin genel tonunu yansıtıyor.

Somut adımlar: Fonlar, teknoloji ve savunma işbirliği

Vance’in ziyareti sırasında açıklanan başlıca girişimler şunlar oldu:

  • Trans-Hazar koridoru boyunca ulaşım, lojistik, enerji ve madencilik sektörlerinde özel sermayeyi harekete geçirmek amacıyla yaklaşık 200 milyon dolarlık başlangıç sermayesine sahip TRIPP Girişim Fonu’nun kurulması.
  • Ermenistan’a güçlü Nvidia tabanlı sunucular ve veri merkezi ekipmanları için ihracat lisanslarının onaylanması (BT sektörüne milyarlarca dolarlık yatırım planının parçası).
  • ABD ile Ermenistan arasında küçük modüler reaktör teknolojisini kapsayan sivil nükleer enerji işbirliği müzakerelerinin tamamlanması.
  • Ermenistan’a 11 milyon dolarlık keşif amaçlı insansız hava aracı ekipmanı satışı teklifi.
  • Bakü’de güvenlik, enerji, dijitalleşme ve ticaret alanlarını kapsayan Stratejik Ortaklık Anlaşması’nın imzalanması.
  • Azerbaycan Sahil Güvenliği’ne dört devriye botu ve zırhlı yelek teslimatı.

Coulter, bu girişimlerin “soyut değil, kalıcı barışı sağlamaya yönelik somut araçlar” olduğunu vurguladı.

Kritik eşik: Ermenistan seçimleri

ABD’nin desteğiyle son aylarda önemli ilerleme sağlanmış olsa da analistler risklere dikkat çekiyor. En önemli başlık ise Haziran ayında Ermenistan’da yapılacak seçimler.

Andrew D’Anieri, seçimleri barış sürecinin geleceğini belirleyebilecek “kritik bir faktör” olarak tanımladı. Ona göre, mevcut sürecin devam edebilmesi için Başbakan Nikol Paşinyan’ın partisinin iktidarını koruması gerekiyor.

Birçok gözlemci, Rusya’nın seçim sürecini etkilemeye çalışabileceğini düşünüyor. Moskova’nın, Paşinyan’ın pragmatik barış çizgisine mesafeli yaklaştığı ifade ediliyor.

D’Anieri’nin sözleriyle:

“Haziran seçimlerinden sonra barışın geleceği hakkında çok daha net bir tablo ortaya çıkacak.”

Eski Büyükelçi Kauzlarich ne söylüyor?

ABD’nin Azerbaycan eski Büyükelçisi Richard Kauzlarich, Radio Free Europe/Radio Liberty’ye verdiği demeçte, liderlik düzeyinde ilişkilerin olumlu bir zeminde ilerlediğini belirtti.

Ancak bunun henüz nihai bir barış anlaşmasına dönüşmediğini vurguladı.

Kauzlarich ayrıca daha geniş jeopolitik gerilimlere dikkat çekti:

  • İran, TRIPP gibi girişimleri ABD etkisinin genişlemesi olarak algılayabilir.
  • Rusya, özellikle ABD-Ermenistan nükleer işbirliğine yönelik söylemsel muhalefetini artırabilir.
  • Ukrayna bağlamındaki ABD-Rusya görüşmeleri, Güney Kafkasya’daki dengeleri dolaylı olarak etkileyebilir.

Kauzlarich’in ifadesi dikkat çekiciydi:

“Ne İran’ın ne de Rusya’nın Güney Kafkasya’da ABD’nin kolay bir zaferini kabul edeceğini düşünüyorum.”

Sonuç

Amerikalı analistlere göre Güney Kafkasya’daki barış süreci diplomatik aşamayı geride bırakıp ekonomik ve güvenlik mimarisiyle desteklenen yeni bir evreye giriyor. Ancak bu sürecin kaderi büyük ölçüde Ermenistan’daki seçimlere ve Nikol Paşinyan’ın siyasi geleceğine bağlı görünüyor.

Dolayısıyla mesele sadece iki ülke arasındaki barış değil; aynı zamanda ABD, Rusya ve İran arasındaki güç mücadelesinin Güney Kafkasya’daki yansımasıdır. Bu nedenle bazı analistlere göre, Paşinyan’ın siyasi kaderi bölgesel dengelerin ötesinde küresel jeopolitik hesapları da etkileme potansiyeline sahiptir.

Yorum gönder