KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. İran
  4. »
  5. Zhuldyz Kanapiyanova: YAPTIRIMLARIN İRAN EKONOMİSİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

Zhuldyz Kanapiyanova: YAPTIRIMLARIN İRAN EKONOMİSİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 10 dk okuma süresi
27 1

Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesi: Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Birleşik Krallık, Çin, Fransa, Rusya ve Almanya) arasında uluslararası yaptırımların kaldırılması karşılığında Tahran’ın nükleer faaliyetlerinin düzenlendiği ve kontrol edildiği Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA) anlaşması imzalanmıştır. ABD dönem Başkanı Donald Trump’ın göreve başlamasının ardından Washington, 8 Mayıs 2018’de nükleer anlaşmadan tek taraflı olarak çekilerek, Tahran’ı yeni bir anlaşmaya zorlamak için İran’a yeniden yaptırımlar uygulamaya başlamıştır. Söz konusu anlaşma Tahran’ın füze programını ve Hizbullah, Hamas ve Filistin İslami Cihat dâhil olmak üzere İran’ın Ortadoğu’daki bölgesel etkisini de sınırlamayı öngörmektedir. Anlaşma ayrıca, İran’ın komutası altındaki tüm birliklerini Suriye’den çekmesini ve Irak’taki Şii milisleri terhis etmesini talep etmektedir.
Bu süreçte ekonomisi büyük zarar gören İran, ekonomik sorunlardan kaynaklanan toplumsal hareketlerle de baş etmeye çalışmıştır. İran’a yönelik ağır yaptırımlar 7 Ağustos ve 5 Kasım 2018’de iki aşamada yürürlüğe girmiştir. ABD, birinci aşama yaptırımlarla İran’ın dolar, altın ve değerli metallere erişimini yasaklarken, bu ülkenin çelik, kömür, alüminyum ticareti, otomotiv ve sivil havacılık sektörlerini de hedef almıştır. Kısa bir süre sonra, Tahran’ın petrol ve enerji ticareti, 5 Kasım’da uygulanan ikinci aşama yaptırımlarla büyük bir darbe almıştır. Bu süreç boyunca Washington, Merkez Bankası da dâhil olmak üzere birçok İran bankasına ve şirketine yaptırım uygulayarak Tahran’ın uluslararası ticaretine ciddi bir şekilde zarar vermiştir.
İran’ın ana gelir kaynağını hedef alan yaptırımlar, hükümet üzerinde maksimum baskı oluşturmayı, petrol ihracatını sıfıra indirmeyi ve İran petrolünü dünya piyasalarından tamamen çıkarmayı amaçlamıştır. İran’ın son üç yıllık petrol ihracat istatistiklerine bakıldığında, ABD’nin İran’ın ihracatını sıfırlama hedefine ulaşamadığı ancak Tahran’ın petrol ihracatının yaptırımlardan önceki döneme göre önemli ölçüde düştüğü görülmektedir.
ABD Enerji Enformasyon İdaresi’ne göre İran, 160 milyar varil ham petrol ve kondensat ile yaklaşık 34 trilyon metreküp doğalgaz rezervine sahiptir. Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nde (OPEC) Venezuela ve Suudi Arabistan’dan sonra en büyük üçüncü petrol rezervine sahip olan İran, aynı zamanda Kanada’dan sonra dünyanın en büyük
dördüncü petrol rezervine sahip ülkedir. 2020 sonunda İran, Ortadoğu’daki petrol rezervlerinin %25’ini ve dünya petrol rezervlerinin %12’sini oluşturmuştur. Zengin rezervlerine rağmen, petrol sektörü birkaç yıldır yetersiz yatırıma sahip olduğundan ve uluslararası yaptırımlara maruz kaldığından, İran’ın ham petrol üretimi 2017’den beri düşmüştür. ABD anlaşmadan ayrılmadan önce Nisan 2018’de günlük 3,8 milyon varil ham petrol ve kondensat üreten İran, bu miktarın 2,8 milyon varilini ihraç etmiştir. İran’ın ham petrol üretimi, yaptırımlar ve COVID-19 salgının küresel etkileri nedeniyle 2020’de 30 yılın en düşük seviyesine ulaşmıştır.
Üçüncü ülke ve tanker izleme şirketlerinin verilerine göre, satış güçlüğü nedeniyle petrol üretimini artık günde 2 milyon varilin altına çeken İran’ın ihraç ettiği petrol miktarı, günde ortalama 500 bin varilin altına inmiştir. İran’ın en büyük iki müşterisi olan Hindistan ve Çin, yaptırımların ardından İran’dan petrol ithalatını önemli ölçüde azaltmıştır. 2019 ortalarında Hindistan, Trump yönetiminin yaptırımlarından sonra İran’dan petrol ithal etmeyi bile durdurmuştur. Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, Japonya ve Güney Kore de yaptırımlara karşı olmalarına rağmen ABD’nin baskısı sonucu petrol sevkiyatlarını tamamen durdurmuştur.
Tahran Ticaret Odası Başkanı Mesud Hansari, İran’ın 2018 yılında Çin’e 9,53 milyar dolar petrol ihraç ettiğini ancak yaptırımlardan sonra bu rakamın 11 milyon dolara düştüğünü açıklamıştır. İran’ın petrol ihracatı gelirleri, 2018’de 66 milyar dolardan 2019’da 30 milyar dolara gerilemiştir. İran’ın petrol ihracatına yönelik ABD yaptırımlarının ardından 2019’da ihracat gelirleri düşmüş ve bu da İran’da hem ham petrol üretiminde hem de ihracatında düşüşe neden olmuştur.
1979’da İran İslam Cumhuriyeti kurulmadan önce dolar 72 riyal iken, 42 yılda 3.500 kat değer kaybetmiştir. Ancak en sert düşüş 2018’de Trump’ın İran’a yaptırımlar uygulayarak hükümetin can damarı olan petrol ihracatını azaltmasıyla olmuştur. Bu da hükümeti para basmaya zorlarken enflasyonun da artmasına neden olmuştur. Bu nedenle ürün fiyatları her yıl yaklaşık %50 artarak milyonlarca İranlıyı yoksullaştırmaktadır. Merkez Bankası verilerine göre İran, nükleer anlaşmanın yürürlüğe girdiği 2016 yılında %12,3 oranında 2017 yılında ise %3,7 oranında ekonomik büyüme sağlamıştır. İran, nükleer anlaşmanın imzalanmasının ardından 2016 yılında İran ekonomisi %12,5 gibi keskin bir ekonomik büyüme yaşamış olsa da, 2017
sonrasında istikrarlı bir şekilde küçülmüş ve 2020’de yaklaşık %4,99 daralmıştır. Uluslararası Para Fonu (IMF) tahminleri, İran’ın 2020’de 3,45 milyar dolar ticaret açığı oluştuğunu belirtilmektedir. Halbuki 2019’da ülke 6,11 milyar dolar ticaret fazlası vermiştir. Bu olumsuz görünümün işsizliğe de yansıması beklenmekte olup IMF’ye göre, 2021’de işsizlik oranı %12,4’e ulaşacaktır.
2016’da nükleer anlaşmanın yürürlüğe girdiği ve yaptırımların kaldırıldığı ülkede enflasyon 26 yıl aradan sonra ilk kez %9’a gerilemiştir. Lakin ABD’nin 2018’de anlaşmadan çekilmesi ve yaptırımları uygulamasının ardından enflasyon %30,22’ye yükselmiştir. İran İstatistik Merkezi verilerine göre 2021 Eylül ayı itibariyle yıllık enflasyon %39,34 olmuştur. Anlaşmaya taraf olan Avrupa ülkelerinden beklediği desteği alamayan İran, 8 Mayıs 2019 tarihinde, anlaşmadaki menfaatleri sağlanana kadar iki aylık dönemler halinde anlaşmadaki taahhütlerini azaltma sürecine gireceğini duyurmuştur. 5 Ocak 2020’de Tahran, anlaşmadaki taahhütlerini tamamen durdurarak, üst düzey uranyum zenginleştirmesine izin verecek gelişmiş santrifüjlerin kullanılması da dâhil olmak üzere bir dizi adım atmıştır.
İran, 27 Kasım 2020’de bilim adamı Muhsin Fahrizade’nin öldürülmesinin ardından, 5 Ocak 2021’de Parlamento tarafından onaylanan nükleer yasa kapsamında uranyumu %20 oranında zenginleştirdiğini açıklamış ve 13 Ocak 2021’de nükleer silah üretiminde de kullanılan uranyum metalinin üretimi için çalışmalara başlamıştır. Anlaşmada İran’a %3,67’ye kadar uranyum zenginleştirme imkânı verilmiş olmasına rağmen, 17 Nisan 2021’de İran, %60 saflık ile uranyum zenginleştirdiğini duyurmuştur. Yaklaşık 3 aydır İran nükleer anlaşmasının tam olarak uygulanması ve ABD’nin anlaşmaya dönmesinin ele alındığı Viyana’daki görüşmelerde İran ile ABD arasında dolaylı görüşmeler sürdürülmektedir.
ABD’de İran ile diplomasiyi ön planda tutan Joe Biden’ın Başkan seçilmesiyle iki ülke arasındaki yaptırım düğümünün çözüleceği beklentisine rağmen Washington, yaptırımları kaldırmak için şu ana kadar ciddi bir adım atmamıştır. İran’ın ekonomik krizden çıkabilmesi, zengin doğal kaynaklarının kapasitesini tam olarak kullanabilmesi ve ülke bütçesi için önemli bir gelir kaynağı olan enerji ihracatını artırabilmesi için yaptırımların bir an önce kaldırılması temelinde müzakere masasına oturması şarttır.

Zhuldyz Kanapiyanova
Avrasya Araştırma Enstitüsü, Kazakistan

İlgili Yazılar

1 Yorum

  1. Emir Mutlu Top - -

    ABD’nin İran’a yönelik silah ambargosunun uzatılması için baskı yapmaya çalışacağına

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.