Şimdi yükleniyor

Zeynep Aybüke CAN: Doğu Akdeniz’de Yeni Güvenlik Denklemi

2025’in son günlerinву hareketli bir Doğu Akdeniz gündemi Türk Dış Politikası’nda yerini almıştır. Türkiye tarafından “Doğu Akdeniz-2025 Davet Tatbikatı” adı altında stratejik deniz manevralarını test edilmiştir. Çeşitli kamu kurum ve kuruluşları ile dost ve müttefik ülkelerden unsurların katılımıyla başlayan tatbikat 22 Kasım-3 Aralık 2025 tarihleri arasında icraa edilmiştir. Tatbikata Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Hava Kuvvetleri Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın yanı sıra ABD, Pakistan, Azerbaycan ve NATO (Daimî Deniz Görev Grubu-2 ve Daimî Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu-2) unsurlarının da katılım göstereceği belirtilmiştir.

3 Aarlık itibariyle Doğu Akdeniz -2025 Davet Tatbikatı’nın sona ermesinin ardından 4 Aralık’ta Mersin’deki Taşucu Ağalar İskelesi’nde Türkiye’nin enerji filosuna dahil edilen 5. ve 6. ultra derin deniz sondaj gemilerinin görüntüleri kamoyuna paylaşılmıştır. 5. Sondaj gemisinin 30 Eylül’de limandaki yerini aldığı bilinmekteydi. Aralık ayında 6. Geminin de Limana iştirakı ile aynı özelliklere sahip 7. nesil ultra derin deniz sondaj gemileri dronla görüntülendi.Türkiye enerji filosuna Fatih, Yavuz, Kanuni ve Abdülhamid Han’dan sonra dahil olan henüz isimleri belirlenmemiş 7. nesil ultra derin deniz sondaj gemilerinin görevlerine uğurlanmaları bekleniyor. Söz konusu tatbikat ve ardından yeni sondaj gemilerinin filoya dahl edilmesi Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki politikasının yalnızca güvenlik boyutuyla sınırlı kalmadığını enerji konusunda da stratejik hedeflerindeki kararlılığını ortaya koymaktadır.

Aralık ayı içerisinde yaşanan ve Doğu Akdeniz ile doğrdudan ilişkili bir başka önemli gelişme ise 22 Aralık’ta Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Libya’daki görev süresinin Ocak 2026 yılı itibariyle 2 yıl daha uzatılacağının açıklanması olmuştur. Hatırlanacağı üzere Hafter güçlerinin 2019 Nisan’ında Ulusal Mutabakat Birliği’ne (UMH) karşı başlattığı saldırı sonrasında Türkiye, BM tarafından meşru hükümet olarak tanınan UMH’ye askeri destekte bulunarak iç savaşın seyrinin değişmesine büyük katkı sağlamıştı. Ardından Kasım 2019’da Ankara ve Trablus arasında Doğu Akdeniz’deki dengeleri değiştiren “Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması” ve de “Güvenlik ve Askeri İşbirliği” olmak üzere iki mutabakat imzalanmıştı.

Türkiye’nin yürütmüş olduğu Doğu Akdeniz tatbikatı ve ardından filoya eklenen sondaj gemilerinin görüntüleri ve Libya tezkeresinin uzatılması gibi gelişmeler Türkiye’nin Doğu Akdeniz konjüktürünü kendi lehine çevirdiğini kanıtlamaktaydı. Ancak kasım ve aralık aylarında Karadeniz Bölgesi’nde yaşanan bir dizi gemi saldırısı güvenlik mimarisindeki kırılganlığın en önemli göstergesi olmuştur.

28-29 Kasım’da da ham petrol tankerleri “KAIROS” ve “VIRA”ya Türkiye’nin Karadeniz’de ilan ettiği münhasır ekonomik bölgesi içerisinde saldırı gerçekleşmiştir. Ukrayna saldırıyı üstlenmiştir. Olyadan birkaç gün sonra 2 Aralık’ta Türkiye’nin kıyısından 80 mil açıkta “MIDVOLGA-2” isimli geminin saldırıya uğradığı açıklanmıştır. Müdahale sonrasında Türk kara sularına doğru hareket eden geminin Sinop açıklarında 3 numaralı demir sahasına ulaştığı bilgisi verilmiştir. Sivil gemilere yapılan saldırıların sonu gelmezken bir başka sabotaj haberi de 14 Aralık’ta gelmiş Ukrayna Deniz Kuvvetleri tarafından yapılan açıklamaya göre Türkiye’ye ait “VIVA” ismini taşıyan geminin, tahıl koridoru üzerinden Mısır’a sefer gerçekleştirdiği sırada Rusya tarafından insansız hava aracılığyla (İHA) hedef alınmıştır.

Libya tezkeresinin uzatıldığının bildirilmesinin ardından aynı gün 22 Aralık’ta önemli bir gelişme daha yaşanmış Kıbrıs, Yunanistan ve İsrail, Kudüs’te 10. Üçlü Zirve’de buluşmuşlardır. Görüşmelerin ardından Ortak Bildiri yayımlanmış, istikrar, refah ve iş birliğinin önemine dikkat çekmişlerdir. Güvenlik, terörle Mücadele ve Denizcilik İş Birliği alanlarında, bu işbirliğini sağlamak, mevcut ve ortaya çıkan zorlukların üstesinden gelmek için ortak eyleme duyulan ihtiyacın gerekliliğine vurgu yapmışlardır.
Üçlü zirvenin gerçekleşmesinden 1 gün sonra Ankara yaşanan bir facia ile sarsılmıştır. İçerisinde Libya üst düzey temsilcilerinin bulunduğu Esenboğa Havalimanı’ndan Trablus’a gitmek üzere havalanan Falcon 50 tipi iş jetinin Ankara’nın Haymana ilçesine düştüğü bilgisi duyrulmuştur. Uçakta Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed Ali Al-Haddad ve ekibinin bulunduğu açıklanmıştır.

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de politikalarını güçlendirdiği bir dönemde yaşanan bu sarsıcı olay, dikkatlerin bölgedeki diplomatik ve askerî gelişmelere çekilmesine neden olmuştur. Uçak kazasının nedeni ve detayları resmî makamlarca yapılacak açıklamalarla netlik kazanmayı beklemektedir.

Yorum gönder