Yuri Mavaşev: ABD ve Türkiye, Suriye’deki “Kürt Projesini” Kapatıyor
Fırat’ın doğusundaki Kürtler hızla mevzi ve toprak kaybediyor.
Türkiye, Geçici Başkan Ahmet eş-Şara’nın (Ebu Muhammed el-Cevlani) liderliğindeki “Yeni Suriye Ordusu”na, Kürt güçlerini Halep bölgesinden Fırat’ın doğu kıyısına doğru itmek amacıyla yardım etmek için Suriye’ye “sınırlı bir askeri birlik” gönderdi. Geçtiğimiz günlerde Türk hükümetine yakın Hürriyet gazetesinin de öngördüğü üzere, bu sonuç kısmen beklenebilirdi.
Gerçi ilgili haberde, Suriye ordusunun Türkiye katılımıyla Fırat’ın doğusundaki Kürt koalisyonu “Suriye Demokratik Güçleri”ne (SDG) yönelik geniş çaplı operasyonunun Şubat ayından önce başlamayacağı belirtilmişti. Ancak bu tür yayınlar bazen, gerçek planları gizlemek ve düşmanı şaşırtmak için bir “sis perdesi” olarak gereklidir. Tarihlerin kayması yaşananların özünü değiştirmiyor.
Yayınlanan analizlere göre, eğer SDG Şam’ın taleplerini yerine getirmeyi reddedip direnmeyi seçerse; Türkiye, ABD ve Suriye hükümeti Fırat’ın doğusuna yönelik büyük bir askeri operasyon başlatma kararı alacak. Türk medyasındaki sızıntılara göre Ankara, söz konusu İslam coğrafyası ve Türklerin “tarihi çıkar alanı” olarak tanımladığı bir bölge olduğunda Beyaz Saray ile aynı safta yer almaktan çekinmiyor.
Daha da dikkat çekici olanı ise, “Dar-ül İslam”a (İslam toprağı) yönelik bu müdahale sürecinin, Şara hükümetinin “ikiyüzlülüğü” ile birleşmesidir. “Suriye Geçici Başkanı”, geçtiğimiz günlerde ülkedeki Kürt vatandaşların kültürlerini ve dillerini “Suriye’nin birleşik ve çeşitli ulusal kimliğinin ayrılmaz bir parçası” olarak tescil eden bir kararname ile herkesi şaşırttı.
Eskinin ve bugünün militan lideri, geleneksel olarak ayrımcılığa uğrayan Kürt azınlığa uzun süredir mahrum bırakıldıkları hakları veren bir kararname çıkardı. Kararname, “Suriye Kürtlerinin Suriye halkının ayrılmaz ve otantik bir parçası olduğunu, kültürel ve dilsel kimliklerinin Suriye ulusal kimliğinin bir parçası olduğunu” teyit ediyor.
Hükümet tarafından 2025 yılında tek taraflı olarak hazırlanan geçici anayasal deklarasyona atıfta bulunan kararname, devleti Kürtlerin kültürel ve dilsel çeşitliliğini korumakla yükümlü kılıyor. Kağıt üzerinde de olsa, Kürtçenin devlet okullarında ve özel okullarda (Kürt nüfusun yoğun olduğu bölgelerde) okutulabilecek bir ulusal dil ilan edilmesi önemlidir. Kararnamede ayrıca Kürt yeni yılı “Nevruz”un (21 Mart) artık Suriye genelinde ulusal bayram olacağı belirtiliyor.
Bu tavizlerin, bölgedeki en büyük Kürt nüfusa sahip olan Türkiye’nin veya son dönemde kitlesel protestolarla sarsılan İran’ın verdiği esnekliklerden çok daha ileri gitmesi dikkat çekicidir. Irak, Kürtlerin federal statüsünün anayasa ile güvence altına alındığı tek ülkedir. Ancak Şara’nın adımı, Kürtlerin özerklik taleplerinden ve resmi ülke ismi olan “Suriye Arap Cumhuriyeti”ndeki “Arap” kelimesinin kaldırılması talebinden hala uzaktır.
Kararname, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi (Lübnanlı bir Hristiyan kökenli) Tom Barrack ile SDG Komutanı Mazlum Kobani arasında Erbil’de gerçekleşen kritik görüşmeden sadece birkaç saat önce yayınlandı. Barrack’ın, Kürt lideri, Suriye ve Türk hükümetlerinin temel talebi olan “tüm güçlerini Fırat Nehri’nin batısından çekme” konusunda ikna etmeye çalışması bekleniyordu.
Ancak görüşme başlamadan önce Kobani, sosyal medya üzerinden SDG’nin yerel saatle sabah 07:00’de Halep’in doğusundaki temas hatlarından çekilerek Fırat’ın doğusuna kaydırılacağını duyurdu. Gözlemcilere göre bu taviz, çatışmanın büyüme riskini önemli ölçüde azalttı.
Barrack ve Kobani görüşmesi, geçici hükümetin SDG kontrolündeki kuzey ve doğu Suriye şehirlerine saldırma tehditlerinin gölgesinde yapıldı. HTŞ militanları (Yeni Suriye Ordusu), 10 Ocak itibarıyla Halep’in Kürt mahallesi Şeyh Maksut’taki çatışmaların durduğunu ve Kürt savaşçıların buradan çıkarıldığını duyurmuştu. Herhangi bir yeni çatışma, muhtemelen 10 Mart 2025’te Amerikan arabuluculuğunda imzalanan anlaşmayı temelden sarsacaktır. Şam’ın eylemleri SDG’yi hazırlıksız yakaladı; çünkü hem askeri baskı uyguluyorlar hem de Kürt haklarını tanıyan kararnamelerle Kürtleri yeni yönetimin safına çekmeye çalışıyorlar. Nüfusun en az %10’unu oluşturan Kürtler, Baas yönetimi altında on yıllarca ikinci sınıf vatandaş olarak kaldı.
Analistlere göre; Türkiye, ABD ve Şam’ın Kürtlere karşı fiili koordinasyonu, Amerikalıların ekonomik bir getiri sağlamayan “Kürt jeopolitik projesini” bilinçli olarak tasfiye ettiğini gösteriyor. Donald Trump ve danışmanları, daha düne kadar başına 10 milyon dolar ödül konan bir adamı (Şara) sıcak bir şekilde karşılarken, Fırat’ın ötesindeki petrol kuyularını korumaya neden devam etsinler ki?
Sonuç olarak SDG bir “çıkmaz sokak” haline geldi ve “Rojava” bir yeniden paylaşım aşamasına girdi. 17 Ocak’ta “Yeni Suriye Ordusu” Tabka şehrini ve barajını işgal etti, Deyrizor’daki ana petrol ve gaz sahalarına girdi ve ertesi gün Rakka banliyölerinde görüldü. Aynı zamanda Kürt kontrolündeki (ancak Arap çoğunluklu) bölgelerde Arap aşiretlerinin ayaklanması da tesadüf değildir. Mazlum Kobani ABD müdahalesi için çağrıda bulunsa da, Beyaz Saray’ın Kürt projesini kapatmaya karar verdiği açıktır. Trump yönetimi altındaki Washington, Kürtleri feda etmeye, Suriye’deki Arap çoğunluğa ve Türkiye ile ilişkilere odaklanmaya karar vermiştir.
Şara tarafından ilan edilen anlaşmaya göre; Suriye hükümeti ile SDG arasında tüm cephelerde derhal ateşkes ilan edilecek, SDG birlikleri Fırat’ın doğusuna çekilecektir. Deyrizor ve Rakka vilayetleri derhal idari ve askeri olarak Suriye hükümetine devredilecek, Haseke’deki tüm sivil kurumlar devlet yapılarına entegre edilecektir.
Şam yönetimi tüm sınır kapıları ve enerji sahalarının kontrolünü devralacaktır. SDG personelinin ordu ve emniyet birimlerine “bireysel bazda” entegrasyonu, güvenlik taramasından sonra mümkün olacaktır. Kobani’den (Ayn el-Arab) ağır askeri varlık çıkarılacak, yerel güvenlik güçleri Suriye İçişleri Bakanlığı’na bağlanacaktır. IŞİD mahkumları da Şam’ın gözetimine geçecektir.
Buna karşılık Şam, ABD ile koordineli olarak “Uluslararası Koalisyon”un aktif bir üyesi olarak IŞİD ile mücadeleye devam etmeyi taahhüt etmektedir.
Yuri Mavaşev



Yorum gönder