Nikol Paşinyla Respublikaçılar Partiyası arasındakı gərginlik getdikcə qızışır

Türkiye’de dinlerarası diyolog fetöcülerden sonra Selefi RABITA tarafından yürütülüyor!

Rus televizyon: O gece NATO neden Erdoğan’a yönelik olası suikasta göz yumdu

Putin Merkel görüşmesi

Yeni döneme doğru…

Gündem 2 Mayıs 2017
460

Güney Kıbrıs’ta, Rum üniter yönetiminin geleceğiyle ilgili tüm konuların görüşülerek karara bağlandığı, devlet politikalarının ve stratejilerinin belirlendiği en üst düzey organizasyon Rum Ulusal Konseyi’dir. Güney Kıbrıs’ta başkan seçilen kişinin en önemli görevi Rum Ulusal Konseyi’nin aldığı kararları süratle hayata geçirmektir.
Rumlar ilk kez 77-79 Doruk Anlaşmaları çerçevesinde iki kesimli, iki toplumlu, federal bir çözümü kabul etmişti. Ancak aradan geçen süre zarfında Kıbrıs Rum Yönetimi kendi toplumunu federal bir çözüme hazırlamak yerine, Ortodoks Kilisesi ile birlikte Helenizm ve Enosis anlayışını canlı tutmaya gayret göstermiştir.
Anastasiadis ve Rum Ulusal Konseyi artık gizli kapılar ardında yaptıkları değerlendirmelerde “bir çözüme varabilmenin mümkün olmadığını, anlaşmalı olarak ayrılık konusunu müzakere etmenin zamanının geldiğini’’ ele alarak bu yönde stratejiler geliştirmeye başlamışlardır!
Dün kendi toplumunu federal bir çözüme hazırlamayan KRY, bugün anlaşmalı ayrılık konusunda gizliden gizliye bilgilendirmeler yapmaya başlamıştır! Rum tarafının radikal politika değişikliğindeki kuşkusuz en büyük pay hidrokarbon konusudur. Rum liderliği, KKTC ve Türkiye ile ihtilaflı MEB’de dâhil olmak üzere tüm hidrokarbon kaynaklarına tek başına sahip olmak istemektedir!
Peki, bu aşamadan sonra Türk tarafı olarak biz ne yapacağız? Başbakan Özgürgün, Cumhurbaşkanı Akıncı ile yaptıkları haftalık görüşme sonrasında, “Kıbrıs Türk tarafı çaresiz değil. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vardır ve güçlenerek, gelişerek yoluna devam edecektir. Bunu da Sayın Cumhurbaşkanı ile bir kere daha teyit ettik. Kıbrıs Tük tarafı her zaman kapsamlı ve kalıcı bir anlaşmadan yana aktif rol alarak, açılımlar yapmış ve bu çalışmalarını Mayıs’ın sonuna kadar devam edecektir ” dedi.
Anlaşılan o ki Mayıs ayı sonuna kadar müzakerelerde oyunbozan görünmemek için masadaki yerimizi koruyacağız. Peki, Haziran’dan sonra yeni stratejimiz ne olacak?
KKTC’nin bugüne kadar tanıtılamamasının görünen tek nedeni Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 541 ve 550 sayılı tavsiye nitelikli ve yaptırım gücü bulunmayan iki kararıdır!
Dönemin BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın, Güvenlik Konseyi’ne 28 Mayıs 2004’de sunduğu raporunda, Rum tarafının “Kıbrıslı Türklerle yetki ve refahı paylaşmamak için çözümün kendisini reddettiğini” vurgulamıştı. Yeni dönemde amacımız KKTC’ni tanıtmak olacak ise TC ve KKTC yetkililerine BM’de büyük görev düşecek.
KKTC’nin tanıtılması mümkün olmaz ise o zaman ne yapılacak? Taiwan, Honk Kong, Monaco ya da Birleşik Krallık tipi modeli mi gündeme gelecek acaba? Bundan sonra neler olacağını hep birlikte bekleyip göreceğiz…
Gökhan Güler
Kaynak: Milliyet Gazetesi

Yorumlar