Министерство Нефти Ирана бросил вызов Американским санкциям

İdlib’te Bundan Sonra Ne Olacak?

Çavuşoğlu’dan Putin’e: Güzel çalışma oldu!

Cumhurbaşkanlığının dikkatine Resmi Gazete kapatıldı yalanını kim ortaya atıyor?

Yapamazlar’ denileni başardılar

Gündem 19 Mart 2018
95


Türkiye, 20 Ocak 2018’e Türk Silahlı Kuvvetleri’nden yapılan açıklama ile uyandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Bir gece ansızın gelebiliriz’ diye sinyallerini verdiği harekat, TSK’nın açıklamasında “Hudutlarımızda ve bölgede güvenlik ve istikrarı sağlamak maksadıyla, Suriye’nin kuzeybatısında Afrin bölgesinde, PKK/KCK/PYD-YPG ve DEAŞ’a mensup teröristleri etkisiz hale getirmek ve dost ve kardeş bölge halkını bunların baskı ve zulmünden kurtarmak üzere, 20 Ocak 2018 saat 17.00’den itibaren ‘Zeytin Dalı Harekatı başlatılmıştır” ifadeleri ile tüm dünyaya ilan edildi.

Mehmetçik, Afrin’de okuduğu komando marşını şehit binbaşımıza adadı.

“Türk ordusu için Afrin bataklık olacak dendi”

Her ne kadar ilk günden itibaren TSK unsurları ve Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) birlikleri sahada büyük bir hakimiyet ile ilerlese de özellikle bölge unsurlarını Türkiye’ye karşı bir aparat olarak kullanan batılı güçler bu harekatın Türkiye için bataklık olacağı inancını yaymaya çalıştılar.

Kafkassam Stratejik Araştırma Merkezi’nden Ufuk Cerrah, bu noktada toplumsal birlik ve bütünlüğün tam manasıyla sağlanmış olmasını hayati bir önem taşıdığı kanaatinde.

Son yıllarda toplum nezdinde hemen hemen ilk kez bu denli geniş tabanlı bir bütünleşme görüldüğüne işaret eden Cerrah, “Bugüne kadar Türkiye’de iç dinamikleri istedikleri gibi şekillendiren güçler yine aynı plan üzerinden yol alabileceklerini inandı. Ancak ilk günden itibaren toplum müthiş bir beraberlik sergiledi. Çocukların TSK’ya yazdığı mektuplardan operasyon bölgesine gönderilen ev yemeklerine, şehirlerden geçen askeri konvoyların bölge halklarınca adeta düğün eşliğinde karşılanması harekatı daha ilk günden çok güçlü kıldı. Tabi burada çok önemli bir diğer etmen de güçlü bir siyasi yapının olmasıydı. Sayın Cumhurbaşkanımızın bu konudaki kararlı tutumu dış güçlerin etkisini daha ilk günden minimize etti” dedi.
“Güvenlik güçleri ilk kez bu denli uyum içinde”

Türk Ordusu’nun terörle mücadele ve meskun mahal operasyonlarındaki tecrübesinin dünyada başka hiçbir orduda olmadığına işaret eden Cerrah, şöyle devam etti:

“2000’li yılların hemen öncesine kadar Emniyet, Jandarma, MİT ve TSK unsurlarının birlikten ziyade adeta birbirlerinden bilgi sakladığı dönemleri yaşadı Türkiye. Ama özellikle 15 Temmuz’un ardından yaşanan gelişmeler ülke bekası paydasında tüm güvenlik güçlerinin muhteşem bir koordinede çalışmasını beraberinde getirdi. Bu kurumlar Dışişleri Bakanlığı da eklenince ve en tepede süreci Cumhurbaşkanlığı çok iyi yönetince sac ayağı kendiliğinden sağlam bir şekilde oluştu.”

“Benim devletim bana kendi ürettiği silahı veriyor”

Harekatı sahadaki üstünlük açısından değerlendirdiklerinde harekatta kullanılan yerli ve milli silahların ‘aslan payı’nı oluşturduğunun altını çizen Cerrah, “Sahadan gelen biri olarak şunu net bir şekilde söyleyebilirim ki ‘benim devletim bana kendi ürettiği silahı veriyor’ duygusu olağanüstü bir durumdur ve bunu ancak sahada çatışma yaşayanlar bilir. Türkiye, uzun uğraşların sonunda bunu başardı. Atak helikopterimiz, İHA ve SİHA’larımız, tanklarımız, fırtına obüslerimiz, piyade silahlarımız ve daha nice milli projelerimiz alanda bizlere muhteşem bir moral, motivasyon ve üstünlük sağlamıştır” şeklinde konuştu.

Cerrah ayrıca, ABD açısından Suriye’nin ‘bitmiş’ bir hedef olduğuna da dikkati çekerek, “Yeni hedef bugün görebildiğimiz kadarıyla İran’dır. Türkiye, Zeytin Dalı Harekatı sonrasında Afrin’i askeri harekat bölgesi olmaktan çıkartmalı ve Suriyeli göçmenlerin yaşadığı sivil bir alana döndürmelidir. Bu alanda güvenlik yine Türkiye tarafından sağlanmalıdır” önerisinde bulundu.

“Beton tüneller TSK için kağıttan kale oldu”

Stratejist Ömür Çelikdönmez ise iki ay gibi kısa sürede mümkün olan en az zayiatla terör örgütüne bu denli güçlü ve sert bir darbe vurulmasının TSK’nın halen bölgenin neden en güçlü ordusu olduğunun bir yanıtı olduğunu söyledi.

Mehmetçik Afrin içlerine kadar tüm alanı temizleyerek ilerledi.
Terör örgütünün uluslararası destekle inşa ettiği, geçilmez görülen tünelleri bırakıp kaçan teröristlerin batılı oyun kurucular tarafından iyi analiz edilmesi gerektiğinin altını çizen Çelikdönmez, şöyle devam etti:

“Fransızların, 2. Dünya Savaşı’nda Nazi ordusunu durdurmak için demir-beton karışımı Majino savunma hattına benzetilen tüneller ve kulelerin TSK için nasıl kağıttan kaplan bir hal aldığını gördük. Tabi burada gerek ülkemizin bilim insanları tarafından geliştirilen ve dünyada sayılı ülkenin sahip olduğu teknolojilere bizim de sahip olmamızın payı büyük.

Ayrıca, gerek TSK gerek polis özel harekat birliklerimiz kamuoyunda Hendek Savaşları olarak bilinen çatışmalarda çok ciddi bir deneyim kazandı. Bugün o tecrübelerin faydalarını görüyoruz. O dönemde bizi içeride bölmek için ellerinden geleni yapanlar olmasaydı belki de bugün bizim başarılı bir operasyon yapma şansımız olmayacaktı. Eğer onlar düşmanlarımıza değil bize silah verseydi yerli ve milli silah projelerimiz gelişemeyecekti. Türkiye hiçbir zaman kendi SİHA’sını İHA’sını yapamayacaktı. 15 Temmuz’u yaşamasaydık ordumuzun içerisinde kümelenmiş gayri milli unsurları içimizden söküp atamayacaktık. Batının şer ittifakından bizim için hayr doğdu”
Çelikdönmez ayrıca, etkisiz hale getirilen teröristler arasında Avrupa ve ABD uyruklu sayısı da hayli fazla olduğu bilgisini vererek, “Türkiye orada sadece çapulcu PKK-YPG güçlerinin değil, yabancı ülkelerin batılı profesyonel birliklerinin de belini kırdı. Zeytin Dalı Harekatı sadece ABD’nin enerji-terör koridorunu etkisizleştirmekle kalmadı, İran’ın kurmak istediği Şii koridoru da şimdilik rafa kaldırdı.

Ben bu süreçte ülkemizin Münbiç’te ısrarcı görünüp Tel Rıfat’a yöneleceği inancındayım.
TSK’nın başarısı bölgedeki ve küresel terör destekçisi emperyalist odaklara verilmiş en net mesajlardan biridir. TSK’nın çok zorlu badirelerden sonra böylesine bir operasyon kabiliyetinin olması, ‘başaramazlar’ denilenleri bir bir başarması sadece bugün için değil, daha da zor günlerin beklediği coğrafyamızda ülkemizin bekası için hayati önem taşımaktadır.”

Yenişafak

Yorumlar