İdlib əməliyyatının sirri – böyük müharibə yaxın saatlarda başlayır

Роберт Кочарян об отношениях с Россией, Пашиняне, Навальном и поражении в Карабахе

Rusya Türkiye’ye yasakları neden yavaş yavaş kaldırıyor?

BAHAR KALKANI

VİRÜS SALGININDAN ÖĞRENDİKLERİM

Gündem 30 Mart 2020
202

Türkiye 10 Mart’tan itibaren Corona virüs salgını ile daha organize ve daha ciddi bir mücadeleye başladı. Yarın 30 Mart. Mücadele 20 gündür sürüyor. Mücadelede doğrularımız var, yanlışlarımız var. Onları yeri geldikçe kendi bakış açımız ve uslubumuz ile söylüyoruz. Katılanlar oluyor, katılmayanlar oluyor. Doğrusu da bu. “Barikayı hakikat müsademei efkardan doğar” derler. Herkes görüşünü bildirecek ki, tartışılsın ve gerçek ortaya çıksın.

2019 Kasım ayında Çin’de başlayan ve hala devam eden bu virüs salgını bence şu ana kadar bize şunları net olarak gösterdi:

-Bu virüs salgını ile herkes bilgi ütetmemin gerekliliğini, bilim ve teknoloji geliştirmenin önemini net olarak gördü. Bilgi üretmeyen her ülkenin sömürge ülkesi gibi olabileceğini, gerektiğinde halkını bile korumakta aciz kalacağını gösterdi. Bilim ve liyakate önem verilmediği zaman hemen hemen her konuda nasıl yetersiz ve başarısız olunacağını ortaya koydu. Konu ile ilgilenen herkes bu süreçte Çin’in, Almanya’nın, Güney Kore’nin tavrını, hatta ingiltere’nin mücadeleye geç başlamasına rağmen neler yaptığını gördü.

-Bizler 1. Dünya Savaşını görmedik. Ama okuduk. Ve gördük ki bu salgından daha küçük boyutta ve lokal diyebileceğimiz Tifo- Tifüs salgını bu savaş yıllarında hem askerimizi, hem halkımızı kırmış, geçirmiş. 100 yıl önce. Yani 100 yıldan fazla bir zamandır Türkiye böyle bir salgın yaşamadı. Bu kadar büyük çaplı önlemler almak zorunda kalmadı.
Bu da bize aslında her şeyin başının sağlık olduğunu, sağlık olmadan, elimizdeki değerlerin hiç birinin bir anlamı olmadığını gösterdi.
Dolaysıyla, mesela,bütçe planlamalarında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütçesi için 12 Milyar liranın ayrıldığı bir yerde Sağlık Bakanlığının bütçesinin 2,7 milyar lira olmasının ve ülkede 105.000 doktor açığı olmasının yanlışlığını ve planlamaların ülke gerçeklerine, halkın ihtiyaçlarına göre yapılması gerektiğini bir kere daha hatırlattı.

-Yine bu salgın bize hakim ve varlıklı kesimlerin dayattığı ve sürdürdüğü zengin-fakir, gelişmiş- gelişmemiş, Avrupalı, Amerikalı- Asyalı, Afrikalı gibi ayırımların aslında suni olduğunu, gerçekte hepimizin benzer tehlikelerle karşı karşıya olduğunu gösterdi. İnsanlık çok uzun yıllardır ilk defa görünmeyen bir virüs karşısında bile zayıflığını ve güçsüzlüğünü görerek elele vermenin zaturetini ve yararını gördü. Ben, mevcut salgın sonrası basiretli yöneticiler elinde dünyada uluslararası ilişkilerde yeni bir yardımlaşma ve iş birliği anlayışının doğacağını düşünüyorum.
Bu salgınla en azından herkes gördü ve samimiyetle inandı ki virüs salgını gibi küresel salgınlara karşı dünyanın ortak bir mücadele vermesi şarttır. Zira herhangi bir ülke içinde ortaya çıkabilecek bir ihmalin bütün dünyayı etkileyecek potansiyelde olduğu görüldü.

-Belki söylememiz gereken bir durum da toplum sağlığı ve devletin bekası için alınması gereken kararların kararlılık ve süratle alınması ve uygulanması gerekliliğidir. Devlet işlerinde geç karar verme, uygulamaya başlamada geç kalma maalesef İtalya’da olduğu gibi istenmeyen ve beklenmeyen çok kötü sonuçlar veriyor ve bunların telafisi olmuyor.

Henüz salgın geçmiş değil. Tedbirler ve mücadele devam ediyor. Şu ana kadar yaşadıklarımızdan ilk anda söyleyebileceklerim bunlar.
Cemalettin Taşkıran

Yorumlar