Kürtlerin FETÖyle imtihanı ve Türkmen Cephesinin başına gelenler!

Türkiye’den uçak kazasıyla ilgili Rusya’ya: Yardıma hazırız

Кто победит Россию

ABD-RUSYA VE MENBİÇ-EL BAB-RAKKA ARASINDA SIKIŞAN TÜRKİYE NE YAPMALI

VATANIN TARİHİNE DAİR

Gündem 25 Ekim 2020
48

Bi kaç gün önce değerli bir Yargıtay Daire Başkanı ağabeyimizle sohbet ederken, Vatanseverliğin paydasında Milletin tarihi sevmek kadar Vatanın tarihini de sevmek var demiştim.

Gerçekten de bunun en güzel tezahürünü Büyük Gazi’nin Anadolu tarihine olan merakında bulabiliriz. Sümerlere, Hititlere olan ilgisi herkesçe malumdur. Şüphesiz ki bir toprağın Vatan olduğundan bahsedebilmenin gereğidir onun tarihini, gelmişini-geçmişini bilmek.

Bu sebeple midir bilinmez, en önemli temsilcilerinden biri ünlü sosyolog Hilmi Ziya Ülken olan “Anadoluculuk” akımı bana öteden beri sempatik gelir.

Aslına bakarsanız insanoğlu tarihle iç içe yaşar. Muğla’nın Yatağan İlçesinde bulunan Stratonikea Antik Kentine gittiğinizde, Helenistik dönemden, Roma’ya, Selçuklu’dan, Osmanlı’ya ve tabiatıyla Cumhuriyet döneminden eserlere rastlarsınız. Eskihisar köyü kazı çalışmaları sebebiyle başka bir yere nakledilince kentteki yaşam sona ermiştir.

Bununla birlikte tarihi okurken de dikkatli olmak gerekir doğrusu, kıymetli Daire Başkanı ağabeyimizin Prof Dr Hasan Onat rahmetliden yaptığı alıntıda olduğu gibi;
“Maziye mahkûm olmaktan kurtulabilmek için:
1. Hayatın geleceğe doğru aktığını;
2. “Geçmiş”in de her daim yeniden inşa edildiğini;
3. Yaratıcı yetilerini yitiren birey toplumların geçmişi kutsallaştırdıklarını;
4. Eskilerin kavgasını sürdürmenin akıl işi olmadığını bilmek gerekir”

Bu düşüncelerle yazımızda; Vatanımız acı dolu Anadolu’muzda altıyüz yıl hüküm süren Hititlerin kralı Kral Şuppiluliuma’nın yaşadıklarını anlatacağım sizlere…

Hitit tarihi öteden beri etkileyici gelmiştir. Belki antik Mısır kadar görkemli eserler bırakmamışlardır. Başkentleri Hattuşa’nın ancak otomobille gezilebileceğini söylersem kurdukları medeniyetin büyüklüğü konusunda insanın zihninde bir canlanma olur sanırım. Döneminin iki süper gücünden biridir. Bilge kralları vardır, bir vali atayacakları zaman ilk tembihleri “bir iddia ile karşılaştığınızda karşı tarafı dinlemeden asla karar verme”dir. Bundan yaklaşık dört bin yıl önce yaşayan insanların yargılamayı bir tez-antitez-sentez esasına göre yapmaları etkileyicidir doğrusu.

Kral Şuppiluliuma, babası zamanında komutanlık yapmış, savaştan savaşa koşturmuş önemli bir komutandır. Ancak babası ölmek üzere iken onu değil diğer kardeşini veliaht ilan edince bunu kabul etmeyip tahtı ele geçirmiş ve veliaht olan kardeşini öldürmüştür.
Bu cinayet, daha sonra yaşadıkları musibetlerin hepsinin sebebi, Tanrılarının bu cinayet sebebiyle Hatti ülkesini cezalandırması olarak görürler.

Kral Şuppiluliuma tahta çıktıktan sonra çevresindeki düşmanları bir bir yenmiş, krallığı tabir yerindeyse bir imparatorluğa dönüştürmüştür. Artık dünya yüzünde Antik Mısırdan başka kendisine rakip olabilecek bir devlet de yoktur.

Hitit Kralı babası zamanında kendilerine düşmanlık eden Hurri krallarına cezayı vermek ve onları tarih sahnesinden silmek için Karkamış önlerindedir. Karkamış bu gün ki Gaziantep sınırları içinde şirin bir ilçemizdir.

İşin ilginci Kral Şuppiluliuma burada iken dönemin Mısır Kraliçesinden bir önemli mektup alır. Bu mektup yaklaşık 150-200 yıl sonra yine Karkamış’ta yapılacak Kadeş Barışına kadar sürecek bir dizi savaş ve dramın başlangıcıdır.

Mektubun geldiği Antik Mısır’da ise güzeller güzeli Nefertiti’nin kızı Kraliçe Ankhesenamen hüküm sürmektedir. Kocası ve kardeşi –antik Musur’da ensest evlilikler bilinmektedir. Nitekim Kraliçe Ankhesenamen ve Tutankamon baba bir anne ayrı kardeştirler. Belki de bu sebeple firavun ailelerinde sakat çocuklar çokça görülmektedir.- çocuk Kral Tutankamon henüz ölmüştür. Çocuk Kralın ölüm sebebi arkeolog ve Mısır tarihçileri arasında hala tartışma konusu ise de, kanaatimce daha sonra Firavun olacak olan “Ay” tarafından öldürülmüş olma ihtimali yüksektir.

Kral Şuppiluliuma’ya Mısır Kraliçesi Ankhesename’den gelen mektupta eşi firavunun öldüğünü ve Mısır’da kendisine eş olabilecek kimse olmadığını oğullarından birini kendisine eş gönderirse onun da Mısır Firavunu olabileceğini belirtmektedir. Mektupla Mısır’ın Kraliçesi Hitit Kralına Mısır’ı bir altın tepside sunmaktadır adeta!

Kral Şuppiluliuma ilk başta tereddüt etmişse de gelen ikinci mektup üzerine, Hitit prenslerinden birini Kraliçe ile evlenmesi için gönderir. Ancak Kraliçenin düşmanları başta ölen Çocuk Firavunun başdanışmanı Ay olmak üzere boş durmamaktadır. Bir Hitit prensinin geldiğini öğrenince, Prensi Sina Yarımadasında pusuya düşürüp öldürürler.

Bu cinayet ise olayların fitilini ateşleyecektir. Kral Şuppiluliuma Karkamış’ı almış Hattuşa’ya geri dönmüş Prensten haber beklemektedir. Ancak kara haber ulaşır. Kral çılgına döner. Anadolu’da kendilerine düşmanlık edebilecek kimse kalmadığından bütün ordularını toplar ve Mısır ülkesine doğru yola çıkar. O tarihlerde Ortadoğu Mısır hâkimiyetindedir.

Kral Şuppiluliuma, Ortadoğu’daki Mısır topraklarını talan eder taş üstünde taş bırakmaz. Şehirlerdeki ahalinin tamamını köle yapıp ülkesine götürür. Yalnız bilmediği bir şey vardır. O zamanlar Ortadoğu’da büyük bir veba salgını yaşanmakta ve ortalığı kasıp kavurmaktadır.

Kral Şuppiluliuma prensinin ölümünün öcünü Mısır’lılardan alır almasına ama bu kendisine daha da pahalıya mal olur. Zira rivayet o ki, Hatti ülkesindeki insanların yarıya yakını bu vebadan ölmüştür. İşin ilginci yenilmez komutan Kral Şuppiluliuma da bu veba salgınından ölür. Hatta kralın yerine geçen oğlu da birkaç ay içinde ölür.

Kral olan Şuppiluliuma’nın oğlu II.Murşili çivi tabletlere yazdırdığı kendi Tanrısına yakarışlarında bu olayları ayrıntısıyla anlatır. Bu veba salgınını Kral Şuppiluliuma’nın kral olurken kardeşini öldürmesine bağlar.

II. Murşili’nin Tanrısına yakarışlarındaki çaresizliği, dört bin yıllık duaların ne olduğunu görmek etkileyicidir doğrusu.
Bizdeki öfkeyle kalkan zararla oturur atasözünün dört binlik tezahürüdür Kral Şuppiluliuma’nın yaşadıkları.
Bir gün de belki özgürlükleri uğruna bir şehrin tamamının intiharına sahne olan Antik Likya Kenti Ksantos’u anlatırız.

Baki Selam.
Necip Topuz

Yorumlar