SƏRKİSYANIN İSTEFASINDAN KEÇƏN 1 İLDƏ YENİ DETAL NƏDİR?

Rusya’nın yıldız oyuncusu: Türkler dünyanın en iyi taraftarları!

AB KARŞITI İKEN AVRUPA PARLAMENTOSU İÇİN YARIŞMAK

Ukrayna’da, Poroşenko devlet başkanlığı koltuğunu kaybetti

ÜNİVERSİTELERİN KRİTER YARIŞI VE SÖZDE “KALİTELİ DERGİ” ANLAYIŞI

Gündem 23 Mart 2019
151

Son zamanlarda iyice kontrolden çıkan ve bazı üniversiteler arasında neredeyse yarış haline getirilen konu; atanma kriterlerinin çok sık bir şekilde değiştirilmesi, her geçen gün iyice zorlaştırılması ve sözde kaliteli sayılan WOS kapsamındaki taranan dergilerde yayın yapma zorunluluğunun getirilmesidir. Bu tür kriterleri koyan komisyonların Fen Bilimleri ile Sosyal Bilimleri aynı kategoride değerlendirmesi ise büyük bir garabettir. Adaletsizliktir. Fen Bilimlerindeki bir makalenin, niteliği gereği, uluslararası dergilerde yayınlanması bir zaruret teşkil ettiği ve çok sayıda dergi olduğu için daha kolay olduğu halde, sosyal bilimlerde böyle bir durum hem çok kolay değildir, hem de sosyal bilimlerin yapısı gereği çok gerekli değildir. Çünkü, sosyal bilimlerde her makaleyi her yerde yayınlayamazsınız. Yayınlatmayı başarsanız da çok uzun bir süre alır. Tabii bu arada yayın yaptığınız dergi “yağmacı, şaibeli” dergi statüsüne alınmışsa yeniden başlayan bir süreç sizi bekliyor demektir. “Yağmacı, şaibeli” dergiler demişken, bu dergilerden bir kısmının üst düzey dizinlerce taranan dergiler olduğunu da hatırlatalım.
Atanmayı bekleyen bir akademisyen, tam bütün şartları yerine getirdiği sırada yeniden eklenen bir kriter, bütün umutlarını ortadan kaldırmakta ve bunalıma itmektedir. Böyle bir ortamda bilimsel çalışma yapmak iyice zorlaşmaktadır. Çünkü eklenen “WOS’da taranan bir dergide yayınlanma kriteri”ni yerini getirmek bilimsel açıdan hiç zor değilse de, sosyal bilimlerde bu tarz dergilerin azlığı ve var olanlarda yayımlatmanın uzun süren bir süreç alması işi çıkmaza sokmakta ve atanmayı imkânsızlaştırmaktadır.
Üniversitelerimiz, bu konuda bilimselliği ve kaliteyi ölçmeyi sadece bu dergilerde yayınlanma ve nicelik kriterine bağlamış gözüküyor. Hiç kimse, elbette, Avrupa çapında da taranan dergilerin önemini reddedemez, ancak söz konusu ölçütün ve makale sayısının bu kadar öne çıkarılması ve tek şart haline getirilmesi doğru değildir ve bilimselliğin/atanmanın temel ölçütü olarak değerlendirilemez. Çünkü bir derginin WOS kapsamında taranması için söz konusu dergide yayımlanan makalelerin kalitesi ve ilmi niteliği değil, şekilsel kriterlere uygunluğu esas alınmaktadır. Bu bakımdan meselâ Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 70 yıllık bir dergidir ve bu alanda kalitesi tartışılamaz. Ama ihmallerden ve gerekli girişimlerin erkenden yapılmamasından dolayı henüz sadece ULAK-BİM ve Index Islamicus tarafından taranmaktadır. Dolayısıyla WOS kapsamında taranmamaktadır. Diğer taraftan yeni sayılabilecek bir iki İlahiyat Fakültesi dergisi ise, titizlikle takip edilen süreçler sonrasında, WOS kapsamında taranır hale gelebilmektedir. Buna göre, atanmak isteyen bir akademisyen için Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi’nde yayımladığı bir makalenin bilimselliği yetersiz (!) kalmakta, WOS kapsamında taranan diğer bir iki İlahiyat dergisindekiler ise üst bir kabul (!) görmektedir. Üniversitelerimiz, bu konuya mutlaka daha ciddiyetle eğilmeli ve mağduriyetler giderilmelidir. Getirilen kriterlerde Fakültelerin görüşleri alınmalı ve bu kriterler sıklıkla değiştirilmemelidir., Bu çerçevede; YÖK’ün Doçentlik Sözlü Sınavı yeniden mecburi tutulmalı ve daha şeffaf (meselâ kamera kaydına alınarak) bir ortamda yapılmalı, öğretim üyeliğine ilk kez atanacaklara veya Doktora’sını tamamlayıp ders vermesi istenecek akademisyenlere, komisyon eşliğinde öğrenci karşısında örnek ders vermesi mecburiyeti getirilmelidir. Atanma konusunda üniversiteler arasındaki uçurumlar giderilmeli ve eşitsizlikler ortadan kaldırılmalıdır. Son olarak, atanmanın iyice zorlaştırılmasındaki temel amillerden birisi de norm kadro uygulaması olduğundan bu uygulama hakkında iyice düşünülmelidir. Daha uygulanmaya başlamadan büyük sorunlar ve karmaşa getireceği belli olan norm kadro uygulaması, büyük üniversiteler başta olmak üzere, bütün üniversitelerde ciddi sıkıntılar doğuracak ve en çok da Yüksek Lisans ve Doktora alanlarını olumsuz etkileyecektir. İbrahim Maraş

Yorumlar