Putin Erdoğan’dan “Sayın basın mensupları” sözünü öğrendi”

Berlinden Silah Ambargosu çıktı,ABD’nin görüşü bekleniyor

Putin niyə gəlir?

Başkanlık Seçimi Sonucu Sürpriz mi Olağan mı?

TÜRKLÜK VE MİLLET OLABİLMEK

Gündem 21 Mayıs 2020
92

Son günlerde yine Türklük tartışması patlak verdi. Son iki yüzyıldır Türk kelimesinden rahatsız olan bir kesim ortaya çıkmıştır. Bunlar, ya hain bölücüler veya ahmaklar sınıfındandır. Osmanlı’yı da yıkan Türklük algısı değil Türk’ten rahatsız olan bilinçli ve bilinçsiz bu emperyalist işbirlikçisi kavmiyetçilerdir. Tarih boyu Türklük bilinci ile ırkçılık hiçbir zaman yan yana gelmemiştir. İşte, her zaman olduğu gibi Karataş ve avanesinin de derdi ırkçılıkla değil Türklük iledir. Yoksa o da bal gibi bilir ki, tarihte bu kadar büyük devletler kurmuş olan Türklerin ırkçılık yaptığı görülmemiştir. Türkiye Cumhuriyeti de bunun en son örneğidir. Osmanlı son döneminden beri kendilerine Türkçü denilenlerin, başta Ziya Gökalp olmak üzere, İslam ve ümmet anlayışının ve ufkunun yanından bile geçemeyecek olan bu televaiz, yine çok iyi bilir ki, en çok ırkçılar ve kavmiyetçiler, kendisi gibi siyasal İslamcılar içerisinde semirmiştir. Bütün unsurları ayrılma çabasına girmiş olan Osmanlı’yı kurtarmak isteyen kurucu irade, hangi etnik unsurdan olursa olsun kendini Türk milletinden hissedenleri, millet olma şuurunu edinmiş olanları biraraya gelmiş ve Osmanlı’nın ayakta kalması için Türk Ocaklarını kurmuştur. Sadece kurucularına ve yazdıklarına baksalar millet ve ümmet kavramını öğrenirlerdi. Zaten Osmanlı’yı ayakta tutan dört ana unsurdan birisi de Türklüktür. Ahmet Cevdet Paşa’ nın Sultan II. Abdülhamit’e sunduğu layihada bu, açıkça belirtilir. Bu sebeple, Osmanlı geleneğini tevarüs eden Türkiye Cumhuriyeti, ulus devlet değildir. Osmanlı da, zannedilenin aksine, Türklük bilincine en çok katkıda bulunan Türk devletlerinden biridir. Kürtçülük ve benzerleri ise, millet olamadıkları için etnik bir ayrımcılık ve bölücülük davası güderler. Bir millet olma şuuruyla hareket etmezler. Halbuki, millet olmak, en üst toplumsal bilinçtir. Ümmetçilik ise, bir millet olma bilincini yakalayabilmiş olan toplumların adaletle yönetme anlayışı diyebileceğimiz bir anlayış evresidir. Onun için millet olmadan ümmetçi anlayışı savunmak, ya kozmopolitliğe veya kavmiyetçiliğe yol açar. Millet olma şuurunu yakalayamamış toplumlar, Müslüman da olsalar, Araplar ve Farslar gibi, başka toplumları dönüştürmeye çalışırlar ve neticede ırkçı ve kavmiyetçi özlerine dönerler, hatta dini anlayışlarını bile ırkçı bir şekilde propaganda ederler. Türklerin tarih boyu bu kadar büyük coğrafyalarda çok sayıda etnik kimliği bir arada adaletle yönetmiş olmasının sebebi işte bu, “millet olma bilinci üzerinden gerçek bir ümmet anlayışı”na sahip olmasıdır.
İbrahim Maraş

Yorumlar